KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/2595 E., 2024/3613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/1179 E., 2022/1756 K.
- Dava tarihi
- 30.07.2002
- Karar
- Davanın kabulü
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'la değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
1. Bu Kanun değişikliğine göre muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun'un 21/2 nci maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanun'un 10 uncu maddesine göre normal bir şekilde çıkarılmalıdır. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanun'un 20 ve 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
2. Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanun'un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2 nci maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanun'un 21/2 nci maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2 nci maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2 nci maddesine göre tebligat çıkartılması ve bu hükme göre tebliğ edilmesi, yukarıda belirtilen hükümlere aykırı olduğundan ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından usulüne uygun değildir.
1. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; gerekçeli karar tebligatının davalılar ... ve ...'in bilinen en son adreslerine çıkarılması, bu adreslerin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerekirken, ilk seferde doğrudan Kanun'un 21/2 nci maddesine göre tebligat yapılması usulüne uygun olmadığından, adı geçen davalıların adresine 7201 sayılı Tebligat Kanun'u ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararın tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklenilmesi,
2. Davalılardan ...'ın 01.11.2016 tarihinde öldüğü, dosya içerisinde yer alan mirasçılık belgesine göre mirasçıları olarak tespit edilen ..., ... ve ...'a gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair tebliğ evraklarına rastlanmadığından, adı geçenlere tebliğ yapıldı ise tebellüğ belgesinin eklenmesi, gerekçeli karar tebliği yapılmadıysa 7201 sayılı Tebligat Kanun'u ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararın tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklenilmesi,
3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 39 uncu maddesinde, "Kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davalı ...'a yapılan gerekçeli karar tebligatının, ortaklığın giderilmesi davaları çift taraflı davalardan olduğundan, aralarında menfaat çatışması bulunan ve davanın tarafı olan aynı zamanda adı geçen davalıya vasi olarak atanan davacı ...’a yapılması nedeniyle usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, ortaklığın giderilmesi davalarının niteliği gereği çift taraflı olması gözetilerek, davacı ve davalı arasında menfaat çatışması olması nedeniyle davacı ...’ın, kısıtlı - davalı ...'ı temsil edemeyeceğinden, kısıtlıyı davada temsil etmesi için kayyım atanması ve atanacak olan kayyıma gerekçeli kararın 7201 sayılı Tebligat Kanun'u ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğinin sağlanması ve yasal temyiz süresinin beklenmesi,
Bu itibarla sözü geçen eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2595, K. 2024/3613, 9 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama