KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/3808 E., 2025/2037 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/16 E., 2024/952 K.
- İlk derece mahkemesi
- Espiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/10 E., 2023/539 K.
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 159 ada 62 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının ise davacının oğlu olup dava konusu taşınmazın bir kısmını hiçbir hakka dayanmaksızın kullandığını, taşınmaz içerisinde davalıya ait ev eşyalar bulunduğunu, davalının fuzuli şagil durumunda olduğunu, tahliye istemine ilişkin ihtarname gönderilmesine rağmen sonuçsuz kaldığını belirterek davanın kabulü ile davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı kardeşleri ile birlikte 1989 yılından bugüne kadar kullandıklarını, taşınmazın 1989-1995 yılları arasında davacının hiçbir katkısı olmadan taraflarınca yapıldığını, davacının da açık ve örtülü muvafakati olduğunu, bina inşaatının yapımı sırasında kendisine bilgi verildiğini, yapımına izin verdiğini ancak parasal katkıda bulunmadığını, davacının kadastro tespiti sırasında taşınmazı kendi adına yazdırarak malik olduğunu, yapıyı da haksız ve kötü niyetli olarak sahiplenmek istediğini, davacının ihtiyaç hâlinde istediği evde kaldığını, bahsedildiği gibi mağduriyetin söz konusu olmadığını, konutun/binanın anahtarlarının davacıda bulunduğunu belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak sureti ile davanın kabulüne, 159 ada 62 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4 katlı betonarme yapının 1. katına davalı tarafından yapılan müdahalenin men'i ile davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1.İstinaf dilekçesindeki itirazlarının incelenmediğini, vesayet dosyasının ise ilgili mahkeme aranarak sorulmasının usule aykırı olduğunu, müzekkere yazılarak sorulması gerektiğini,
2.Alınması gereken harçtan davalının yatırdığı 179.90 TL’lik peşin harcın düşülmediğini, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra harcın yatırıldığını ancak dikkate alınmadan mükerrer harç tahsiline çalışıldığını,
3.Mahkeme değerlendirmesinin hatalı olup el atmanın önlenmesi davasında el atmanın haksız ve hukuka aykırı olup olmadığının özellikle mülkiyet iddiası var ise bu durumun çözümlenmesi gerektiğini, bu önsorun çözümlenmeden davanın esasına ilişkin karar verilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu taşınmazı müvekkilinin1989 yılında davacının hiç bir katkısı olmadan yaptığını, kadastro tespitine itiraz süresi geçtikten sonra dava açılmasının kötüniyetli olduğunu, davalı tanıklarının yapının davalı tarafından yaptırıldığını açıkça belirttiğini, davacı tanıklarının ise ilgili yerde yaşamayıp bilgi sahibi olmadıklarını,
4.Cevap dilekçesinin ekine yapı kayıt belgesi eklendiği hâlde Mahkemece değerlendirilmediğini,
5.Espiye Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davacının kısıtlanmasına ilişkin davanın davalının talebine rağmen bekletici mesele yapılmadığını, dosya getirtilseydi kapsamlı araştırma yapılmadığının görüleceğini,
6.Peşin harç ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3808, K. 2025/2037, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama