KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/4787 E., 2025/3177 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1565 E., 2024/2002 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/475 E., 2022/483 K.
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Muğla ili, ... ilçesi, ...
Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, müvekkilinin ikamet ettiği taşınmazının yakınında bulunan ve davalılardan ...'e ait olan ... ada ... parsel sayılı taşınmaza diğer davalı GSM operatörüne ait baz istasyonun kurulduğunu, baz istasyonunun müvekkilinin evine yaklaşık 15 metre mesafede yer aldığını, mahalle sakinlerinin bir bölümünün baz istasyonunun yaydığı radyasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıktan daha fazla etkilenmemek için evlerini değerlerinin altında fiyatlara sattıklarını,
müvekkilinin de evini satışa çıkardığını ama alıcıların bazılarının baz istasyonu nedeniyle satın almaktan vazgeçtiğini, daha önce müvekkilinde görülmeyen baş ağrısı, baş dönmesi ve halsizlik gibi rahatsızlıkların meydana gelmeye başladığını ileri sürerek, davalı Şirkete ait baz istasyonunun kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, müvekkilinin taşınmazı dava tarihinden önce 08.09.2016 tarihinde ...'e sattığını, bu nedenle müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan bilimsel araştırmaların hiçbirinde baz istasyonlarının insan sağlığına olumsuz etkisinin tespit edilemediğini, yerleşim yerlerine baz istasyonunun kurulmasının müvekkili Şirketin ticari bir tercihi olmadığını, bu işlemin lisans sözleşmesinin taraflara yüklediği idari ve yasal bir zorunluluk olduğunu, istasyonlarının yaydığı sinyal değerlerinin birçok ülkeden ve özellikle Avrupa'da var olan değerlerden çok daha düşük olduğunu, aksi durumun haberleşme imkanlarını ve hürriyetini kıstlayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2021/475 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararı ile "...Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda bilirkişi ek ve 2. ek raporun alındığı, davaya konu baz istasyonunun ilgili yönetmeliğe göre davacının ikametgahını, yerleşim yerini, gürültü ve elektrik alan şiddeti bakımından etkilemeyecek şekilde güvenli mesafede kurulduğu, bu haliyle davaya konu baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olduğu...." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2021/475 Esas, 2022/483 Karar sayılı kararı ile "...istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçesinde dayanılan nedenleri tekrarla; 1.Verilen kararla müvekkilin elektromanyetik alan ve görüntü kirliliği ile başbaşa bırakıldığını, 2.Baz istasyonun insan sağlığına etkileri dikkate alınmadan Mahkemece karar verildiğini, 3. Uzun süreli sağlık etkileri dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesinin zorunlu olduğunu, 4.Raporların mesafe ve diğer yönlerden çelişkili olduğunu, bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi ve baz istasyonunun kaldırılması istemine ilişkindir. 2.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4787, K. 2025/3177, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama