KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/1928 E., 2025/3311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1913 E., 2025/440 K.
- İlk derece mahkemesi
- Zonguldak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/86 E., 2022/31 K.
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalıların murisi ... ...'den toplamda 7316 m² olan ... ada ... parselden 21.11.1990 tarihinde ön anlaşma ve devir senedi ile 667 m² yeri satın aldığını, bu yerin daha sonra imar uygulaması ile 8 adet parsele bölündüğünü, satın aldığı yerin ... parsel olduğunu ileri sürerek ... parseldeki davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini, aksi hâlde verdiği para ile birlikte yaptığı masrafların tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli ve 2021/86 Esas, 2022/31 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/1121 Esas, 2023/423 Karar sayılı kararıyla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın asıl istem yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2023 tarihli ve 2022/1121 Esas, 2023/423 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2024 tarihli ve 2023/2403 Esas, 2024/2884 Karar sayılı ilâmıyla; "...TMK'nın 706, TBK'nın 237, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince tapulu taşınmazların satışı resmi şekil şartına bağlı olduğundan, başka bir anlatımla harici satışı geçersiz olduğundan, ... 08.11.1957 tarihinden itibaren tapuda kayıtlı olan dava konusu taşınmazın 21.11.1990 tarihli harici sözleşme ile satışının geçersiz olduğu ... bu nedenle tapu iptal ve tescile yönelik hüküm kurulmasının doğru görülmediği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2025 tarihli ve 2024/1913 Esas, 2025/440 Karar sayılı kararında; "...bozma ilamındaki nedenlerle tapu iptal ve tescil talebinin yerinde olmadığı, ancak geçersiz sözleşmeden dolayı ödenen satış bedelinin uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları tefe-tüfe endeksleri, altın, döviz fiyatlarındaki artış oranları, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar, 07.06.1939 tarih ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK Kararlarının kapsamları da gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin istenmesinin mümkün olduğu,
harici satış sözleşmesine dayalı olarak taşınmaz lehine ve davalı tarafın mal varlığında artışa sebep olan masrafların da vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ödediği satış bedelinin dava tarihi itibari ile denkleştirici adalet kuralı uyarınca ulaştığı değerin 81.007,79-TL ve davacının dava konusu taşınmaz için yaptığı toplam masrafın 1.178,42-TL olduğu, bu durumda davacının talep edebileceği toplam tutarın 82.186,24-TL olduğu" gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Karara esas alınan bilirkişi raporunun denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu, 2. Dava konusu taşınmazın sözleşmedeki değeri ve güncel değeri üzerinden hesaplama yapılmadığını, 3. Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, harici satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil, terditli tazminat istemine ilişkindir.
2. Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmî şekilde yapılması zorunlu olup (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 706, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu 213, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 217, 1512 sayılı Noterlik Kanunu 60/3 ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri) şekil koşuluna uygun olmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir. Kanunun öngördüğü şekil bir geçerlilik koşuludur.
3. Şekle aykırılık nedeniyle geçersiz bir sözleşmenin varlığı hâlinde tarafların hak ve borçları geçerli bir sözleşmenin yarattığı hukuki durumdan elbette farklıdır; geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak taraflar sözleşmenin ifasını yahut ifa karşılığını isteyemezler. Bununla birlikte sözleşme nedeniyle tarafların birbirlerine verdikleri şeylerin de iadesi gerekeceği açıktır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına intikal eden şeylerin iadesi ise sebepsiz zenginleşme hükümleri ve denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde sağlanabilecektir.
4. Hâl böyle olunca; geçersiz sözleşmeye dayalı olarak edimin ifasının talep edildiği davalarda mahkemenin, söz konusu ilke uyarınca ifaya yahut ifa karşılığına değil, çoğun içinde azın da olduğu gözetilerek sözleşme çerçevesinde verilen şeylerin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesine hükmetmesi gerekir.
5. Denkleştirici adalet ilkesi gereği hesaplama yapılırken enflasyon, TEFE-TÜFE, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları gibi ekonomik etkenlerin ortalaması alınarak iade edilmesi lazım gelen bedelin dava tarihi itibarıyla hesaplanması gerekmekle birlikte taraflar arasındaki adalet dengesini objektif bir şekilde tesis edilebilmesi için, taşınmazın sözleşme tarihindeki gerçek değeri ile (sözleşmenin yapıldığı tarihteki koşulları/vasıfları ölçüsünde) iade borcunun muacceliyeti anındaki güncel değeri belirlenip bunlar arasındaki artış oranının iadeye konu parasal değere uygulanması şeklindeki bir hesaplama ölçütünün de eklenmesi,
değişen günümüz ekonomik koşullarında daha işlevsel ve adilâne çözüme ulaşmaya yardımcı olacaktır (HGK'nun 30/04/2025 tarih, 2023/3-885 Esas, 2025/252 Karar sayılı kararı).
6. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alınarak denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesap uzmanı bilirkişiden rapor alınarak davacının sözleşme gereğince ödediği paranın dava tarihinde ulaştığı değerin belirlenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1928, K. 2025/3311, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama