İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2257 K.2025/2855

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve ihbar olunan şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne…

Esas2025/2257Karar2025/2855Tarih27 Mayıs 2025Okuma7 dk · 1.381 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2025/2257 E., 2025/2855 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Mayıs 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2023/174 E., 2024/254 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.381 kelime·7 dk okuma·9 bölüm

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve ihbar olunan şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 136 ada 1 No.lu orman parseli sınırları içerisinde kalan ve demiryolu inşaatı kapsamında 25 inci tünel çıkışında bulunan ve uzun yıllardan beri müvekkilinin fiili zilyet ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz üzerindeki muhdesatın müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; parselin orman vasfında olduğunu, 23.08.2011 tarih ve 17/194 sayılı kamu yararı kararı gereğince TCDD adına kamulaştırılmasına karar verildiğini, yol yapım işinin ihale edildiğini, yüzeydeki ağaçların kesilmesinin açık kazı yapılan alanlarda olduğunu ve bedellerinin ödendiğini, davalının imzaladığı bir tutanak olmadığını, imza atan firmanın da davalı olarak gösterilmesi gerektiğini, yargı yolu yönünden de davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. 2. İhbar olunan şirket vekili yargılama aşamasında; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli karar ile; hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, “...Mahkemece, orman arazisine dikilen ağaçlardan dolayı muhdesatın aidiyetinin tespitinin istenemeyeceği gerekçesiyle verilen karar, ilgili hukuk kısmında bulunan açıklamalarla, bu kısımda değinilen Anayasa Mahkemesi kararıyla ve Kamulaştırma Kanunu'nun 19 uncu maddesiyle uyumlu değildir.

Mahkemece yapılması gereken; dava konusu muhdesatın bulunduğu alanı kapsayacak şekilde, bu alanda yapılan kamulaştırma işlemleriyle ilgili bilgi ve belgeleri ilgili kurumlardan celp ederek, alanında uzman bilirkişiler marifetiyle taşınmaz başında keşif yapıp, tanık beyanlarını tespit ederek,

dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının belirlenmesiyle, kamulaştırma alanında bulunuyor ise davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek bu kez muhdesatın niteliği ve davacı tarafça meydana getirilip getirilmediğinin, ayrıca muhdesatın tesis tarihi esas alınarak davacının haklı-meşru beklentisinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesiyken İlk Derece Mahkemesince dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine yönelik olarak verilen karar doğru görülmemiş,

kararının bu sebeplerle bozulması gerekmiştir....” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanında kaldığı, mevcut haliyle davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararının bulunduğu ve 136 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 50 adet kavak ağacı, 30 adet ceviz ağacı, 3 adet kayısı ağacı, 1 adet üzüm ağacının davacı tarafından meydana getirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, kamulaştırma evrakının eksik ikmal edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, muhdesatın hukuki niteliğinin yeterli incelenmediğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahasında olup olmadığının belirlenmediğini, davacının davasını ispat edemediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, beyan etmektedir.

2. İhbar olunan şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, Yargıtay bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığını, gerekçenin yeterli olmadığını ve delilerin yeterince değerlendirilmediğini, beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı Kanun'un 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (4721 sayılı Kanun'un 718. m).

22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (4721 sayılı Kanun'un 722, 724, 729 maddeleri), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.

Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatın taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.

Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddi yönünde verilen 29.05.2019 tarihli hüküm, Dairenin 05.11.2021 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Bozma sonrasında İlk Derece Mahkemesince bozma kararı doğrultusunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Bu durumda usuli kazanılmış hak durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1960/5 Karar sayılı ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı ilâmlarında açıklandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay tarafından verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir;

meğer ki, bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen durum uyarınca muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir.

Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilâmına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.

Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, s. 4738 vd.).

26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmış ise de;

Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 715. Maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. Maddesi gereğince taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik, fundalık, aktif olmayan dere yatağı gibi imar ve ihyaya müsait olan, zilyetlikle kazanılabilen yerlerdeki muhdesat hakkında şartları varsa muhdesatın tespiti davası açılabileceği, ancak özel mülkiyete konu olamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı gibi zilyetlikle elde edilemeyecek yerlerdeki muhdesat hakkında açılan davaların reddedilmesi gerekir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra; dava konusu 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğu ve hükme esas alınan 12.06.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda da davaya konu muhtesatın 136 ada 1 numaralı orman parselinin içinde kaldığı tespit edilmiştir.

Açıklandığı üzere, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan orman parseli üzerinde meydana getirilen muhdesata yasallık sağlayacak şekilde tespit kararının verilemeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca davacı tarafından, orman vasfındaki taşınmaz üzerinde yapılan muhdesatla ilgili açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili ile ihbar olunan şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2257, K. 2025/2855, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  8. VI. Temyiz
  9. A. Temyiz Sebepleri
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. VII. Karar
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2257
Karar No
2025/2855
Tarih
27 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/2257 K.2025/4141
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2259 K.2025/3860
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/2259 K.2025/4134
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2259 K.2025/7771
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2025/2260 K.2025/3889
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2260 K.2025/3711

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.