KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/2314 E., 2026/582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1282 E., 2024/2019 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/760 E., 2024/191 K.
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1-(c) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı vekili Avukat ... tarafından düzenlenen yetki belgesi ile dosyada görevlendirilen Avukat ...'a 17.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Temyiz dilekçesi ise 26.03.2025 tarihinde dosyaya vekâletname sunan davalı vekili Avukat ... tarafından 27.03.2025 tarihinde dosyaya sunulmuş ve Avukat ...'nın 04.09.2024 tarihinde ölmüş olduğundan dosyaya sunduğu yetki belgelerinin geçersiz hâle geldiği, bu nedenle Avkuta ...'a yapılan gerekçeli karar tebliğinin geçersiz olduğu gerekçesiyle temyiz taleplerinin süresinde olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmiştir.
Ancak, vekilin müvekkili adına başkasını tevkil etmesiyle müvekkil ile ikinci vekil arasında vekâlet ilişkisi doğup ikinci vekil, birinci vekilin değil müvekkilin vekili olduğundan ilk vekilin ölmesi ile tevkil edilen vekilin vekâlet ilişkisi sona ermez. Somut olayda, davalı vekili Avukat ...'nın ölmesi, ölümünden evvel yetki belgesi verdiği Avukat ...'ın vekâletinin de sona ermesini doğurmaz.
Bu nedenle davalı vekili Avukat ...'a Bölge Adliye Mahkemesince yapılan gerekçeli karar tebliğinin geçerli olduğu, temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2314, K. 2026/582, 4 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama