KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/3205 E., 2025/3582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1695 E., 2024/2149 K.
- İlk derece mahkemesi
- Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/381 E., 2024/33 K.
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların Manavgat ilçesi, ... Mahallesi, 1018 parsel sayılı taşınmazın maliki olup, aralarında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunup, taşınmaz üzerinde müvekkillerinin kendi gelirleriyle nam ve hesaplarına yaptırdıkları muhdesatları olduğunu, bu kapsamda müvekkilleri ve murislerince ekilmiş en az 20 adet meyveli meyvesiz ağaç, yine müvekkillerince yapılmış kanal ve su borusu bulunduğunu ve taşınmaz üzerine müvekkilleri tarafından en az 400 kamyon toprak dökülüp tesviye edilmek suretiyle araziye değer kazandırıldığını belirterek; muhdesatın tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olup davacıların iddialarıınn gerçek dışı olduğunu, iddiaların somutlaştırılamadığını, ortaklığın giderilmesi konulu dava dosyasından yapılan keşifte sırasında da herhangi bir ağaca rastlanılmadığını ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur.
2.Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçesinde; ortaklığın giderilmesi davasında verilen yetki ve süre üzerine eldeki davanın mecburen açılmış olup davanın açılmasına sebep olmadıklarını, dava konusu taşınmaza kendilerinin 360 kamyon toprak ve 50 kamyon gübre döktüklerini, dava dilekçesinde bu kısımla ilgili yazılanları kabul etmediklerini ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahallinde yapılan keşif neticesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde muhdesat niteliğinde herhangi bir yapı ya da eklenti/ bütünleyici parça bulunmadığı, toprak ve gübre dökülmüş ise de aradan geçen süre de bu katkının devamlı nitelikte bir kazanıma dönüştüğünün ispatlanamadığı gibi, toprak ve gübre döküldüğünün de tespit edilemediği, kanal ve su borusunun ise dava konusu taşınmaz içerisinde kalmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmiştir.
IV. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI
Davacılar vekilinin, miktar itibariyle kesin nitelikteki kararı istinaf etmiş olması sebebiyle 25.03.2024 tarihinde verilen ek karar ile İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi uyarınca istinaf talebinin reddine karar verilmiştir
V. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 341/2, 346, 352/1 hükümleri gereğince reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; eldeki dava muhdesatın ve değerinin belirlenmesi amaçlı açılmış olmakla değerinin Mahkemece belirlenebilecek bir dava olduğunu, bu durumda eğer iddia doğru ise istinaf mahkemesinin esasa girerek muhdesatı ve değerini belirlemesi veya doğru değil ise davayı esastan reddetmesi gerektiğini, hâl böyle iken esasa girmeksizin istinaf mahkemesince davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan yapılan keşife ve alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını,
zira bilirkişi raporunda kot farkından bahsedildikten sonra yorum yapmak suretiyle bu kot farkının kullanımdan kaynaklı olabileceğinin söylenmesinin dahi raporun denetime elverişli olmadığını gösterdiğini, müvekkillerince dikilen ağaçların ve tesis edilen kanal ve su borularının ise büyük olasılıkla koordinat hesabının yanlış yapılmasından kaynaklı olarak yerinde tespit edilemediklerini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyeti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararda bölge adliye mahkemesince; istinaf konusu edilen değerin ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki istinaf kesinlik sınırı altında kaldığı belirlenerek verilen karar, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3205, K. 2025/3582, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama