KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/3463 E., 2025/3983 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/945 E., 2024/1484 K.
- İlk derece mahkemesi
- Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/409 E., 2023/487 K.
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... tarafından borçlu davalı ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, buna istinaden ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, 646 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu edildiğini ancak bu parsel üzerinde bulunan yapının müvekkili tarafından yapıldığını, diğer davalıların hak sahibi olmadığını belirterek 646 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş; Mahkemece 14.09.2023 tarihli celsede, davanın davalılardan ... yönünden tefrikine karar verilerek yeni esas numarası üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın kayıt maliki olmayan davalı yönünden husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazlarının kabul edilmemesi durumunda ise davayı kabul ettiklerini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muhdesatın tespiti davasının ancak hissedarların birbirine yöneltebileceği nitelikte bir dava olduğu, davalı ...’nın ise tapu kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacının iddiası yönünden dava sonucundan alacaklı sıfatıyla etkilenecek alacaklıya davanın yöneltilmesinin mümkün olacağı, ancak derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunmaması ve davacının güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin sonuç itibariyle doğru olduğu, bu nedenle davacının istinaf başvurusunun reddine, HMK 353/1-b.2 uyarınca anılan mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek yeniden hüküm tesisine, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davalı ... tarafından borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, buna istinaden ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu 646 parsel üzerindeki yapının davacıya ait olmasına rağmen ortaklığın giderilmesine ilişkin davada yapılan kıymet takdirinde borçluya ait gibi değerlendirildiğini,
2.Davanın davalı bakımından tefrikinde geçerli bir hukuki sebep olmadığını, usul ekonomisine aykırı olduğunu, davalının icra borçlusu yerine geçerek onun hak ve alacakları bakımından davaya devam ettiğini, bu sebeple davanın kendisine yöneltilememesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını,
3.Alacaklının kendi alacağını garanti altına almak için kötüniyetli davrandığını, davacının yapıyı herkesin rızasıyla yaptığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhtesatın tespiti istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Somut olayda; davacı taraf 646 parsel sayılı taşınmazdaki yapının kendisi tarafından meydana getirildiği iddiası ile dava açmış, husumeti taşınmazın kayıt malikleri ile ortaklığın giderilmesi davasını açan alacaklıya yöneltmiştir. Yerel mahkeme tarafından alacaklıya karşı açılan dava tefrik edilerek davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi "derdest ortaklığın giderilmesi davasının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermiştir. Dairemizce ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası getirtilerek incelenmiş, davanın hâlen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda muhtesatın kendisi tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davanın tapu kayıt maliki aleyhine açılması gerektiğinden ret kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3463, K. 2025/3983, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama