KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/3528 E., 2025/4297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/77 E., 2025/5 K.
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 134 parsel, davalılardan ...'ın ise 447 parsel sayılı komşu taşınmazın maliki olduğunu, davalı ...'in 447 parsel sayılı taşınmazı 21.10.2013 tarihinde oğlu davalı ...'a devrettiğini, her iki taşınmazda da fidanların bulunduğunu, tarafların yakın akraba olduklarını, 2013 yılında taraflarca taşınmazların sınırında masrafı yarı yarıya karşılanarak yeraltı suyu çıkarıldığını, bu suyun davalı taşınmazına konulan su tankına akıtıldığını ve tarafların sulama ihtiyacının karşılandığını,
3 yıldır tarafların sulama ihtiyacı bu şekilde karşılanmasına rağmen davalıların kanal kazıp boru döşemek suretiyle suyu davalının tarlasına götürdüklerini, davacının suyu kullanmasına engel olduklarını belirterek suya elatmanın önlenmesini, eski hâle iadesini ve taraflar arasındaki önceki anlaşma doğrultusunda suyun münavebeli olarak kullanılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumetten reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; suyun müvekkilinin taşınmazından çıktığını, davalı ... ile davacının amca çocukları olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi bir anlaşma bulunmadığını, davacının fidanları kurumasın diye suyu kullanmasına izin verildiğini, davalı taşınmazına kuşburnu ağaçları dikince haklı olarak kendi suyunu kullanmak istediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2020/265 Esas, 2021/208 Karar sayılı kararıyla dava konusu suyun genel su olduğu, genel sudan herkesin ihtiyacı oranında istifade edebileceği, bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen depoya suyun akıtılarak havuzda biriktirilip su tankında biriken suyun tek vana ile bir defa davacının kullanması bir defa davalıların kullanması şeklinde sıralı ve dönüşümlü kullanarak çıkan suyu yarı yarıya bölüşerek kullanmaları şeklinde su rejimi kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut olayda, Mahkemece fen, ziraat ve jeoloji bilirkişileri refakatiyle gerçekleştirilen 19.07.2017 tarihli keşif sonucu alınan 05.09.2017 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda dava konusu suyun genel su olduğunun belirlendiği, 05.09.2017 tarihli ziraat bilirkişi raporunda dava konusu suyun tarafların meyve ağaçlarını sulamaya yetmediğinin belirtildiği,
19.10.2018 tarihli ikinci keşif sonucu alınan 27.11.2018 tarihli ziraat bilirkişi raporunda davaya konu suyun tarafların ayrı ayrı sulama suyu ihtiyacını karşılamaya yetmediğini belirttiği, suyun niteliği açısından jeoloji ve ziraat bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, bu durumda anılan çelişkinin giderilmesi, suların en az olduğu dönemde fen, ziraat ve jeoloji bilirkişileri ile birlikte mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların tanıkları dinlenilerek davanın karara bağlanması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacının taşınmazından çıkan suyun davacının taşınmazındaki su ihtiyacı için yeterli olmadığı, davacıya ait 134 parsel numaralı taşınmazından çıkan suyun özel su niteliğinde olduğu, bu taşınmazın sulama suyu ihtiyacı için yeterli olmadığı, davalıların 447 parsel numaralı taşınmazından çıkan suyun da özel su niteliğinde olduğu, bu taşınmazın sulama suyu ihtiyacı için yeterli olmadığı bu nedenle su rejimi kurulmasının mümkün olmadığı, su kaynağının davalıya ait taşınmaz içerisinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendi taşınmazı içerisine 2012 yılında 300 adet kadar ceviz fidanı dikerek yüzeysel kaynak suyundan çıkardığı su ile sulamakta iken suyu çoğaltmak için iş makinası ile kazı yapma girişimde bulunduğunu, amcası olan davalı ... harcamaya ortak olarak suyu müştereken kullanma teklifinde bulunduğunu, bu doğrultuda ortak harcama ile her iki gayrimenkulde de kazı yapılarak iki ayrı kaynak suyu çıkarıldığını,
sonrasında sınırda bulunan beyaz su bidonunda toplanan suyun gayrimenkullerin 200 metre aşağısında bulunan büyük su deposuna boruyla akıtılarak ortak kullanım için anlaştıklarını ancak davalıların suyu kullandırtmadığını, davaya konu suyun iki ayrı kaynaktan gelerek birisinin davacıya ait 134 parsel içerisinde, diğerinin ... ’na ait 447 parsel içerisinde olduğu,
134 parselden gelen suyun mavi boru ile 447 parselden gelen suyun sarı boru ile sınırda bulunan beyaz su bidonuna toplandığını, buradan da 200 metre aşağıda bulunan su toplama deposuna akıtıldığını, keşif heyetinde bulunan jeoloji bilirkişisinin borulardan akan su miktarları ile ilgili ayrı ayrı ölçüm yapmadığını, mavi borudan akan suyun kazı esnasında su gözünün bozulması sebebiyle kesildiğini bu sebeple ölçüm yapamadığını, her iki kaynaktan beyaz su bidonunda birleştirilen suyun tamamının davalının kullanımına verilecek şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, suya elatmanın önlenmesi, eski hâle iadesi ve su rejimi kurulması istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava konusu yerde çıkan su basit bir kazı sonucu çıktığından yer altı suyu niteliğinde değildir. 11.10.2024 tarihli keşifteki mahkeme gözlemine göre; davacının iddiası doğrultusunda davalının taşınmazında bulunan su gözünün kazıldığı, mavi borunun içine beyaz sert boru itilerek mavi borunun geldiği istikametin belirlendiği ve o yönde kazı çalışması yapıldığı, davacının parselinde ilk gün gözlemlenen su yolu ile mavi borunun birleştiği görülmüştür.
Dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre, taraflar arasında niza oluşmadan önce davacıya ait 134 parselde 20.07.2017 tarihli fen bilirkişi raporunda yeşil kalemle işaretlenen yerde çıkan su, mavi hortum aracılığıyla davalının taşınmazında bulunan bidona doldurularak beraber kullanılırken davalının kendi taşınmazında yaptığı kazı sonucu kuruduğu anlaşılmış, 14.11.2018 tarihli jeoloji bilirkişi raporuna göre davalı tarafın yapmış olduğu kazı dolgu yapılıp kapatılsa dâhi suyun eski yerine dönmeyeceği belirtilmiştir.
O hâlde, dürüstlük ve iyiniyet kuralı gözetilerek kazı öncesi taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda bu kez davalının taşınmazından çıkan su için önceki ortak kullanım biçimi gibi yarı yarıya olacak şekilde su rejimi kurularak uyuşmazlığı giderecek şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VII.KARAR
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, 14.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine göre, Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun olduğundan Mahkeme kararının onanması görüşündeyiz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3528, K. 2025/4297, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama