KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/3560 E., 2025/4770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/781 E., 2025/890 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/81 E., 2023/775 K.
Karar Metni
806 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı İdare vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni İdarenin maliki olduğu 19... parsel sayılı taşınmazın 80 m²'lik kısmının hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın ..... Müftülüğü tarafından hizmet binası olarak kullanılmak suretiyle işgal edildiğini belirterek, 01.07.2009-31.07.2013 tarihleri arası için 29.471,00 TL ecrimisilin kademeli faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı İdare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan camii ve eklentilerinin 5737 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince mazbut vakıflara bırakılan yerler olduğunu, bu yerlerin hayırsever vatandaşlar tarafından vakfedilmiş olup varisleri olmadığı için Vakıflar Genel Müdürlüğüne yönetiminin bırakıldığını, ancak 5737 sayılı Kanunda bu yerlerin vakıf senedine uygun olarak kullanılacağının emredici olarak düzenlendiğini, taşınmaz bir bütün olarak değerlendirildiğinde din hizmetlerinin yerine getirilmesi için vakfedildiğinin açıkça anlaşılacağını, davacı tarafından 5737 sayılı Kanunun 14. maddesindeki,
Vakıfların vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkan kalmaması hâlinde vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydı ile mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün bu şartları değiştirmeye yetkili olduğuna yönelik hükmü uygulamadan açtığı davanın yersiz olduğunu, dava konusu alanın cami müştemilatı olup tasarruf yetkisinin müvekkili İdarede olduğunu, haksız işgalin söz konusu olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme 15.09.2015 tarihli kararıyla; dava konusu 18 parsel sayılı taşınmazın 80 m²'lik kısmına davalı tarafından hizmet binası olarak kullanılmak suretiyle el atıldığı, el atılan kısmın 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 35. maddesinde belirtilen taşınmazlardan olmadığı, davalının haksız el atması nedeniyle taşınmaz üzerinde tasarruf hak ve yetkisi bulunan davacının ecrimisil isteme hakkının bulunduğu gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile, 28.780,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 15.09.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.11.2020 tarihli ve 2018/6400 Esas, 2020/7632 Karar sayılı ilâmında belirtilen “...davacı İdare, mazbut ... Vakfını temsilen dava açmıştır. İhtilafa konu uyuşmazlığın çözümü için. Mahkemece, söz konusu Vakfa ait vakfiye getirilerek, dava konusu edilen hizmet binası olarak kullanılan yapının vakfiyede sözü edilen bir yapı olup olmadığı ve yapıldığı şekilde muhafaza edilip edilmediği belirlenmelidir.
Eğer dava konusu yapı vakfiyede sözü edilen yapıldığı şekilde muhafaza edilen bir yapı ise vakfiye hükümlerine göre vakıf kurucusunun iradesi doğrultusunda sorun çözülmelidir.
Eğer yapıldığı şekilde muhafaza edilmemiş, Vakıflar Kanunu’nun 15. maddesinde ifade edildiği üzere, işe yaramaz bir duruma gelmiş ve yerine yeni bir bina yapılmışsa yeni yapılan yapı hakkında Vakıflar Genel Müdürlüğünün tahsis yapıp yapmadığı belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 1. Dava konusu yerin yapıldığı şekli ile muhafaza edilemediği ve yıllara sari değişikliğe uğradığı, 2. Binanın konturları, ölçüleri, camii ile mesafesi, geometrisi, çatı özelliği ve yapım sistemi konstrüksiyonu, yapının dönemine özgü doğramaları, malzemeleri ve kaplamaları yönünden değiştiği, 3. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahsis yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 28.780,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı İdare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, yargılama aşamasındaki beyanları tekrar ile dava konusu yerin yasal mevzuat ve fiili durum itibariyle cami müştemilatında bulunduğunu, taşınmazda Kur’an kursu ve din hizmetlerinin yürütüldüğünü, yerin işgal edilmesinden söz edilemeyeceğini, davacının iyiniyetli olmadığını, benzer açılan davaların reddine karar verildiğini ve davalının sadece denetim görevi bulunduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3560, K. 2025/4770, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama