KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/4322 E., 2025/4424 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/708 E., 2025/719 K.
- İlk derece mahkemesi
- Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/572 E., 2018/319 K.
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma·11 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, 28.02.2016 tarihinde ölen muris ...’ın terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararı ile; davanın kabulüne, muris ...'ın ölüm tarihi olan 28.02.2016 tarihi itibarıyla terekesinin borca batık olması sebebi ile davacıların murisinin mirasını ayrı ayrı reddettiklerinin tespitine, murisin terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi için nöbetçi sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince en yakın tüm mirasçılar tarafından reddedildiğinden terekenin iflas hükümleri uyarınca tasfiyesi için sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin 31.10.2022 tarihli kararı ile davacı ... dışındaki diğer davacılar ..., ..., ... , ..., ... ve ...’ün dava açmak için taraf olma sıfatı bulunmadığından belirtilen davacılar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2023 tarihli kararı ile; Dairemizin 31.10.2022 tarih ve 2021/6210 Esas, 2022/6385 Karar sayılı bozma ilâmına karşı 01.07.2021 tarihli kararda direnilmesine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli kararı ile kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda davacı ...'ın açmış olduğu davanın kabulüne, muris ...'ın ölüm tarihi olan 28.02.2016 tarihi itibarıyla terekesinin borca batık olması sebebiyle davacı ...'ın murisinin mirasını reddettiğinin tespitine, mirasın reddinin miras özel siciline işlenmesine, davacılar ..., ..., ... , ... , ... ve ...'ün dava açmak için taraf olma sıfatı bulunmadığından bu davacılar yönünden davanın usulden reddine, murisin terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi için sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davası reddedilen müvekkillerinin mirasçı sıfatı bulunduğundan taraf sıfatları bulunduğunu, terekenin borca batık olduğu tespit edildiğinden müvekkilleri yönünden davanın kabulü gerektiğini, ayrıca müvekkillerinin dava açarken terekenin borca batık olup olmadığını bilemeyeceğini, bu nedenle vekâlet ücretinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4322, K. 2025/4424, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama