KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/835 E., 2025/5027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1051 E., 2024/1656 K.
- İlk derece mahkemesi
- Vakfıkebir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/459 E., 2024/240 K.
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 94... parsel sayılı taşınmazın daha sonra ifraz yapılarak imar planı içinde kalan kısmının geri verilmesi koşulu ile satıldığını, satım sonrası imar planı uyarınca ve harici anlaşma gereği davalının imar planı içerisinde kalan kısmı geri vermediğini ileri sürerek; tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: "davacı tarafça yazılı delil ibraz edilmemiş ise de dava değerinin tespiti açısından keşif icra edildiği, mahalli bilirkişi ve tanıkların dinlendiği, fen bilirkişilerince imar uygulaması sonucu imar dışında kalan ‘L’ ile belirtilen alanın tespit edildiği, alanın değerinin teknik bilirkişilerce hesaplandığı, davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği, dinlenen mahalli bilirkişinin taşınmazın satışına ilişkin bilgisin olmadığı,
davacı tanığı ...'in beyanının dava dilekçesini destekler nitelikte olduğu anlaşılmış ise de tanık beyanının ispat kuralı gereği hükme esas alınmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı Şirket yetkilisinin yemine ilişkin edasının talimat mahkemesi aracılığı ile alındığı, davacının ibraz ettiği yemin metninin davalı tarafça eda edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: "yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının talep dilekçesinde belirttiği imar uygulaması ile ayrılacak kısmın tespit edildiği ve harcın bu kısmın değeri üzerinden ikmal edildiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği gibi taşınmazın tümünün değeri üzerinden belirleme yapılmadığı,
inançlı temlik işlemlerinin yazılı delille ispatı gerektiği, yazılı delil yoksa yazılı delil başlangıcı mahiyetinde belge olması durumunda her türlü delille ispat edilebileceği, davacının davasını yazılı delille ispatlaması gerektiği ancak ispatlayamadığı, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde delil de olmadığı, son olarak yemin deliline başvurulduğu ancak bununla da ispatın mümkün olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işlem nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/835, K. 2025/5027, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama