KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2008/4921 E., 2010/4378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Parada sahtecilik
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suçtan zarar gören hazine vekilinin usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılıp davaya katılmak isteyip istemediği sorulmadan, yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle CMK 233 ve 234/1-b madde ve fıkrası hükmüne aykırılıkta bulunulması,
Bozmayı gerektirmiş hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 22.3.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(K.D)
KARŞI DÜŞÜNCE
5271 sayılı CMK’nun “katılma başlıklı” 237/1. maddesi “mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” hükmüne göre kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar kovuşturma evresinin her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilirler. Bu madde davaya katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Kamu davasına katılma hakkı, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ve malen sorumlu olanlar olarak belirlenmiştir.
Konu ile ilgili bir başka düzenlemede aynı Kanunun “kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesidir. Bu maddede de “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki düzenlemedir.
Bu hükme göre, bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunun davaya katılmayı düzenleyen 237. maddesinde belirtilen koşulun gerçekleşmesine işaret etmektedir. Yani suçtan zarar görmüş bulunması veya yasada belirli bir kişinin belli suçtan zarar görmüş bulunması veya yasada bir tüzel kişinin bazı suçlardan açılan kamu davasına katılmasını özel bir hüküm ile düzenlemesi gerekir. Olayımızda özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
CMK’nun 260/1. maddesinde katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenlerin kanun yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemelerindeki kovuşturma evresinin her aşamasında ve hüküm verilinceye kadar kamu davasına katılma mümkündür.
Hazine vekili kovuşturma aşamasında usulüne uygun biçimde katılma isteğinde bulunmadığı gibi yasal bir zorunlulukta bulunmadığı halde, mahkemece gerekçeli kararın hazine vekiline tebliğ edilmesi üzerine, hüküm temyiz edilmiştir.
Sanığa yüklenen suç “parada sahtecilik” suçudur. Kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Bu suçla korunmak istenen hukuksal yarar, kamu güvenidir. Milli ve uluslararası bir değişim aracı olan paraya kamu tarafından duyulan güven bu suçla korunmaktadır. Cezalandırılması istenen fiille hazinenin haklı bir çıkarı da zedelenmiş değildir. Gereği yokken hükmün hazine vekiline tebliğ edilmesi hazine vekilinin de bu yolla hükmü temyiz etmiş olması, şikayetçi vekiline temyiz yasa yoluna başvurma hak ve yetkisini vermeyeceğinden, temyiz isteğinin 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca reddi gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma yolundaki kararına katılmıyorum.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2008/4921, K. 2010/4378, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama