KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2010/11504 E., 2010/12720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- İnsan ticareti ve fuhuşa teşvik ve aracılık suretiyle fuhuş
- Hüküm
- Hükümlülük
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık hakkında insan ticareti yapma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 80. maddesindeki insan ticareti suçunun oluşması öncelikle mağdurun iradesini etkileyen hareketlerin gerçekleştirilmesine yahut onun zor durumundan istifade edilmesine bağlıdır. Failin önce mağdura "tehdit baskı, cebir, veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek biçiminde bir harekette bulunması gerekir.
Failin bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden en az birisinin, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gerekir. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya engeç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır.
Böylece öncelikle araç hareketler aracılığıyla mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler yapılmalıdır. Araç hareketlerin ortak özelliği bu hareketlerin mağdurun iradesi üzerinde etkide bulunması, mağdurun iradesini sakatlaması, mağdura istemediği bir şeyi yaptırmasıdır.
Kandırma fiilinden bahsetmek için, bir kimsenin yanıltılarak ve aldatılarak iradesinin sakatlanıp bir işin yapılmasına razı edilmesi gerekir. Başka bir deyişle kandırmanın içeriğinde hile yapmak, aldatmak ve hataya sevk etmek esastır. Fail mağdura öyle şeyler söylemeli ki mağdur da bunlara inanarak aslında yapamayacağı şeyleri yapma durumuna girmelidir. Yani mağdurun rızasını verdiği şeyle, failin rızasını aldığı şey farklıdır.
Somut olayda kandırma fiilinin gerçekleştiği söylenemez.
Sanığın mağdurlardan ... takma adlı ... (...) ile önce gayrı resmi daha sonra resmi olarak evlendiği, mağdurun ülkesindeki ekonomik sorunlar nedeniyle ülkemize bir çok kez gelerek farklı illerde fuhuş yaptığı 2004 yılında sanıkla tanıştıktan sonra onunla birlikte yaşamaya başladığı ve Yozgat ilinde fuhuşa devam ettiği, sanığın kendisine müşteri bulmaya aracılık ettiği, mağdure ... takma isimli ...'nın ise sanığın eşinin kız kardeşi olup olay tarihinden öncede Yozgat'a bir kaç kez gelerek kendi isteği ile fuhuş yaptığının anlaşılması karşısında, kandırma unsurunun gerçekleşmediği gibi,
çaresizliğinden yararlanılarak rızasının elde edildiği de söylenemeyeceğinden sanığın atılı suçlardan beraatine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Çaresizliğinden yararlanılarak fuhuşa teşvik ve aracılık suretiyle fuhuş yaptırmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu hususlara yönelik temyiz itirazı yerinde görülmemiştir, ancak:
Mahkeme sanığın ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı çalışmak zorunda kalan, ancak herhangi bir mesleklerinin ve işlerinin olmamasından kaynaklanan çaresizlik içerisindeki kadınları temin edip, onların bu çaresizliklerinden yararlanarak, fuhuş yaparak geçimlerini sağlama konusunda onları ikna edip, bu konuda rızalarını elde etmek suretiyle, kendisine bağlayıp, fuhuş yapmaları için Yozgat'a gelmelerini sağlayarak, burada yanında barındırdığı, onların kendi kontrolünde fuhuş yapmalarını teşvik edip, müşterilerle temas kurmalarını sağladığı,
onlara yer temin edip, fuhuşun yolunu kolaylaştırıp, fuhuşa aracılık ettiği ve bu şekilde ikna suretiyle fuhuşa sürüklediği çaresiz durumdaki kadınların kazançlarından yararlanarak, geçimini kısmen veya tamamen bu yolla sağladığı kabul edilmiş ise de; olayda failin mağdurlar üzerinde cebir veya tehdit kullanması, ya da mağdurlara hile yapması veya onun çaresizliğinden yararlanması unsuru bulunmamaktadır.
Çaresizlikten söz edebilmek için kişinin muhtaç durumda bulunması, bu muhtaç halin yarattığı sonuçtan yararlanılarak sömürülmesidir. Buradaki çaresizlikten; hayatını devam ettirmek, bir yerde kalmak ve iş bulmak konusunda yapacak bir şeyi olmayan kimseyi anlamak gerekir. Halbuki mağdurelerin üstesinden gelemeyeceği bir çaresizlik ortamında bulunmamaktadır. Olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 227. maddesinin 4. fıkrasında belirlenen, fuhuş yaptırmak suçunun ağırlaştırıcı nedeni gerçekleşmediği halde, hatalı kabul ve değerlendirme ile bu maddenin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2010/11504, K. 2010/12720, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama