İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Ceza Dairesi

YARGITAY · 8. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/12372 K.2010/13502

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2010/12372Karar2010/13502Tarih2 Aralık 2010Okuma8 dk · 1.691 kelime

KÜNYE

8. Ceza Dairesi 2010/12372 E., 2010/13502 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Aralık 2010
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç
6136 sayılı Yasaya aykırılık ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme
Hüküm
Hükümlülük ve müsadere
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.691 kelime·8 dk okuma·2 bölüm

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1- 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde:

Bozmaya uyularak; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:

5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında.

5237 sayılı TCK.nun 51. maddesinin 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre lehe erteleme koşulları taşıdığı da gözetilerek, ikisinin birlikte uygulama olanağı yoksa da bunlardan birinin uygulanmasının mümkün olabileceği gözönüne alınarak, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,

2- Sanık hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesine gelince:

Bozmaya uyularak; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:

765 sayılı TCK.nun 264/7. madde ve fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü ve mahkemece Yargıtay C.Başsavcılığının lehe yasa değerlendirmesi isteminden önce verilen 26.8.2004 tarihli kararında, teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği halde, lehe yasa değerlendirmesi sonucu 5237 sayılı TCK.nun 170/l-c madde ve fıkrası uyarınca uygulama yapılırken, anılan maddenin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngördüğü ve bu nedenle teşdit uygulamasında önceki uygulama oranı dikkate alınarak ceza tayininin hak ve nesafet kurallarına uygun olacağı gözetilmeden, alt sınırdan fazla uzaklaşılarak ceza tayini ile fazla hapis cezasına hükmolunması,

Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 2.12.2010 gününde (1) nolu bozma sebebinde oybirliği; (2) nolu bozma sebebinde oyçokluğuyla karar verildi.

(K.K.D) (K.K.D)

KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE

Sanığın suç tarihinde iş yerini hedef gözetmeden kurşunladığından bahisle TCK.nun 264/7. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Mahkeme yargılama sonucunda;

İddia, savunma, tanık beyanları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, buna bağlı kroki, keşif bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sanığın iş yerinde müştekiler, müşteriler, müştekinin arkadaşı ve çocuğunun da bulunduğu sırada son derece tehlikeli bir biçimde ruhsatsız tabancasını çekerek 3 el ateş ettiği, kurşunların iş yerinin duvarına isabet ettiği, iş yeri içerisinde bulunanların büyük bir şok yaşadıkları, daha vahim sonuçlar doğurabilecek bu silahlı saldırı olayının bu şekilde ucuz atlatıldığı vurgusu yapıldıktan sonra;

Sanığın TCK.nun 264/7. maddesinde belirtildiği şekilde Trabzon’un en kalabalık caddesi üzerinde bulunan iş yerinde içerisinde çocuklar dahil kalabalık bir insan topluluğunun bulunduğu bir ortamda sorumsuzca 3 el tabanca ile ateş etmek suretiyle atılı suçu işlediği anlaşılmış, suçu sabit görülmekle cezalandırılması gerektiği sonucuna vararak;

Sanığın korku ve panik yaratacak şekilde yerleşik alanda ateş etmek suçu usulen sabit sayılmakla eylemine uyan TCK.nun 264/7. maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özellikleri, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kişiliği, olayın boyutu gözetilerek takdiren ve teşdiden iki yıl altı ay hapis ve 445.616.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

Bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dava dosyası 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrası uyarınca lehe yasa değerlendirmesi yapılması için yerel mahkemesine gönderilmiştir.

Yerel mahkemesince; duruşma açılarak yargılamaya devam olunmuş yeniden kurulan hükümde; iddia, savunma, tanık beyanları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, buna bağlı kroki, keşif bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sanığın iş yerinde müştekiler, müşteriler, müştekinin arkadaşı ve çocuğunun da bulunduğu sırada son derece tehlikeli bir biçimde ruhsatsız tabancasını çekerek 3 el ateş ettiği, kurşunların iş yerinin duvarına isabet ettiği, iş yeri içerisinde bulunanların büyük bir şok yaşadıkları, daha vahim sonuçlar doğurabilecek bu silahlı saldırı olayının bu şekilde ucuz atlatıldığı saptamasını yaptıktan sonra,

Sanığın Trabzon’un en kalabalık caddesi üzerinde bulunan iş yeri içerisinde çocuklar dahil kalabalık bir insan topluluğunun bulunduğu bir ortamda sorumsuzca 3 el tabanca ile ateş etmek suretiyle atılı suçu işlediği anlaşılmış, suçu sabit görülmekle cezalandırılması yoluna gidileceği söylenerek;

Sanığın korku ve panik yaratacak şekilde yerleşik alanda ateş etmek suçu usulen sabit sayılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi gözetilerek aynı kanunun 170/1-c maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özellikleri, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın kişiliği, olayın boyutu gözetilerek takdiren ve teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bu hükmün temyiz edilmesi üzerine de; Dairemizce; korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde ;

765 sayılı TCK.nun 264/7. madde ve fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü ve mahkemece C.Savcılığının lehe yasa değerlendirmesi isteminden önce verilen 26.8.2004 tarihli kararında, teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği halde lehe yasa değerlendirmesi sonucu 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrası uyarınca uygulama yapılırken anılan maddenin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngördüğü ve bu nedenle teşdit uygulamasında önceki uygulama oranı dikkate alınarak ceza tayininin hak ve nesafet kurallarına uygun olacağı gözetilmeden, üst sınıra yakın bir ceza tayini sonucu fazla hapis cezasına hükmolunması hususunu oy çokluğuyla bozmuştur.

Yerel mahkeme bozmaya uyarak bu defa da iddia, savunma, tanık beyanları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, buna bağlı kroki, keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından sanığın iş yerinde müştekiler, müşteriler, müştekinin arkadaşı ve çocuğunun da bulunduğu sırada son derece tehlikeli bir biçimde tabancasını çekerek 3 el ateş ettiği, kurşunların iş yerinin duvarına isabet ettiği, iş yeri içerisinde bulunanların büyük bir şok yaşadıkları, daha vahim sonuçlar doğurabilecek bir silahlı saldırı olayının bu şekilde ucuz atlatıldığını belirterek;

Sanığın, Trabzon'un en kalabalık taşıt ve insan trafiğinin bulunduğu ana cadde üzerinde günün en işlek saatlerinde müşteki ...'in iş yerine gelerek içerisinde müştekiler, müşteriler, müşteki yakın ve çocuklarının bulunduğu bir ortamda hiç bir sebep yokken aniden tabancasını çekip birden ziyade ateş ettiği, iş yeri içerisindekilerin birden neye uğradıklarını anlayamadıkları, büyük bir korku ve şok yaşadıkları gibi, olası bir tehlikeyle karşı karşıya kalındığına işaret edilerek;

Sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nun 267/4, 5237 sayılı TCK'nun 170/1-c maddesindeki suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Sanığın çok vahim sonuçlar doğurabilecek sorumsuz davranışı, suçun işleniş şekil ve özellikleri, olayın boyutu ve vahameti, suçun işlendiği yer ve saat gözetildiğinde yeni yasada 6 aydan başlasa bile eylemin karşılığının 2 yıldan az olamayacak şekilde cezayı gerektirdiği kanaatine varılmıştır. Aşağı haddi 6 ay ise de üst haddinin 3 yıl hapsi gerektirdiği gözden uzak tutulmamıştır.

Olaydan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 170/1-c maddesinde cezanın asgari ve azami hadleri itibarı ile sanık yararına olduğu anlaşılmış, buna göre hüküm kurulmuştur denilerek;

Sanığın korku ve panik yaratacak şekilde yerleşik alanda ateş etmek suçu usulen sabit sayılmakla eylemine uyan ve lehe olan 5237 sayılı TCK’nun 170/1-c maddesi uyarınca suçun işleniş şekil ve özellikleri, suçun işlendiği yer ve zaman, olayın boyutu, sanığın kişiliği, suça eğilimi gözönüne alınarak, takdiren ve teşdiden 2 yıl hapsine denildikten sonra, sanığın kişiliği, suça eğilimi, suçun işleniş şekil ve özellikleri, pişman olduğuna ilişkin herhangi bir hal ve hareketinin görülmeyişi gözetilerek, TCK 62. maddenin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar vermiştir.

Sorun:

Sanık hakkında lehe yasa belirlenip teşdiden ceza tayinine gidildiğinde, önceki uygulama oranı ile bağlı kalınıp kalınamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Kanunda yer alan birçok suç tipi için öngörülen ceza, ilgili suç tipini düzenleyen yasa maddesinde alt ve üst sınırı belirtilerek yada alt veya üst sınırlarından biri belirtilmek suretiyle öngörülür. Kanunda yer alan suçun işlenmesindeki özellikler ve suçluların kişilikleri birbirinden farklı olacağından, cezanın kişiye uygun hale getirilerek bireyselleştirilmesi gerekir.

Temel ceza belirlenirken yasada gösterilen cezanın alt ve üst sınırı arasında TCK’nun 61’inci maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan kriterler kullanılmak suretiyle bir ceza belirlenir.

Kanunda düzenlenen suç tipi için yasa maddesinde sabit bir ceza yaptırımı öngörülmeyerek cezanın aşağı ve yukarı hadlerinin belirtilmesi veya cezanın yalnız aşağı ya da yalnız yukarı haddinin yasa maddesinde belirlenmesi sonucu suç tipini düzenleyen yasa maddesinde belirlenmeyen cezanın aşağı veya yukarı haddinin TCK’nun genel hükümlerine göre tespit edilmesi durumunda, mahkemece bu aşağı ve yukarı hadler arasında temel bir ceza tayin edilecektir.

Alt ve üst sınırlar arasında ceza belirlenirken TCK’nun 61’inci maddesinin 1’inci fıkrasında belirtilen yedi kriter gözetilerek hâkim tarafından temel ceza miktarı tayin edilecektir.

Hâkim, önüne gelen somut olayda; a- Suçun işleniş biçimini, b- Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c- Suçun işlendiği zaman ve yeri, d- Suçun konusunun önem ve değerini, e- Meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığını, f- Failin kast ve taksire bağlı kusurunun ağırlığını, g- Failin güttüğü amaç ve saiki,

Gözönünde bulundurarak, işlenen suçu düzenleyen yasa maddesinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında bu ölçütlere göre temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK’de mülga 765 sayılı TCK.nun 29’uncu maddesinden farklı olarak TCK.nun 61’inci maddesinin 1’inci fıkrasında cezanın belirlenmesinde kullanılacak ölçütler sınırlı biçimde sayılmış olduğundan, bu kriterler dışında başka ölçütlere başvurulamayacaktır.

Yasa koyucu, bu şekilde cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği, failin kişiliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde iki sınır arasında temel cezayı belirleme ve bunu gerekçelendirme görevi yüklemiştir.

Yerel mahkeme lehe yasa değerlendirmesini yapmış, sanığa isnat edilen suç 765 sayılı TCK’nun 264/7. maddesinde düzenlenmiş olup, 2 yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve beşbin liradan az olmamak üzere ağır (adli) para cezasını gerektirdiğini belirlemiş ve aynı eylem 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 170/1-c maddesinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlandığını saptamıştır.

Sanık lehine olan yasanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 170/1-c madde ve fıkrası olduğunu kabul ederek uygulama yapmıştır.

Sanığın çok vahim sonuçlar doğurabilecek sorumsuz davranışı, suçun işleniş şekil ve özellikleri, olayın boyutu ve vahameti, suçun işlendiği yer ve saat gözetildiğinde yeni yasada 6 aydan başlasa bile eylemin karşılığının 2 yıldan az olamayacak şekilde cezayı gerektirdiği kanaatine varıldığına işaret ettikten sonra, aşağı haddi 6 ay ise de üst haddinin 3 yıl hapsi gerektirdiği gözden uzak tutulmadığına vurgu yaparak mahkumiyet hükmünü kurmuştur.

Görüldüğü üzere, hakim ceza tayin ederken dosyadaki bilgi ve belgeleri değerlendirmiş, yargılama sürecinde sanığı gözlemiştir. Cezayı eylemin ağırlığı ve sorumluluk derecesi ile orantılı bir biçimde tayini yoluna gitmiştir. Kurulan hüküm Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 34. maddesine, yine Türk Ceza Kanunun 3/1. ve 61. maddelerinde öngörülen yöntem ve ölçütlere uygun olduğundan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2010/12372, K. 2010/13502, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2010/12372
Karar No
2010/13502
Tarih
2 Aralık 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/12372 K.2010/15647
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/12373 K.2010/15501
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/12373 K.2010/12200
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/12374 K.2010/18695
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/12374 K.2010/15648
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/12374 K.2010/15537

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.