KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2011/10462 E., 2011/11005 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2011
- İhbarname No
- MHD - 2011/161695
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Parada sahtecilik suçundan sanık ...'nin yapılan yargılaması sonunda; hükümlülük ve müsadereye dair (BAKIRKÖY) 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.06.2006 gün ve 2004/327 esas, 2006/145 sayılı ek kararın temyiz incelemesi sonunda; Dairemizce verilen 12.10.2010 gün ve 2008/3507 esas 2010/11553 sayılı kararda maddi hata yapıldığından bahisle iş bu hatanın düzeltilmesine yönelik Yargıtay C.Başsavcılığının 17.11.2011 gün ve MHD.2011/161696 sayılı talebi üzerine dosya yeniden incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında sahte olduğunu bilerek "216" adet doları piyasaya sürmek amacıyla üzerinde bulundurmak suçundan açılan dava sonucu 01.06.2006 tarihli karar ile eylemin sahte parayı bilerek kabul etme suçunu oluşturduğunun kabulü ile lehe değerlendirme yapılarak 5237 sayılı TCK.nun 197/2, 62, 52 maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 01.06.2006 gün 2004/327 esas ve 2006/145 sayılı yerel mahkeme kararı, sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği ve Cumhuriyet Savcısının karşı temyiz talebi bulunduğu halde, Dairemizin 12.10.2010 gün, 2008-3507 esas ve 2010/11553 sayılı kararı ile;
"Ele geçen "216" adet sahte 100'lük ABD dolarının miktarı ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın piyasaya sürmek amacıyla sahteliğini bilerek aldığı parayı üzerinde bulundurma şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 197/1. madde ve fıkrası ile 765 sayılı TCK.nun 316/4 ve 318. mad- delerinde tanımlanan suçları oluşturacağı ve ceza süresi itibariyle de 765 sayılı TCK.nun 316/3 ve 318. maddelerinin sanık lehine olduğu gözetilmeden, suç niteliğinin tayininde yanılgıya düşülerek 5237 sayılı TCK.nun 197/2. madde ve fıkrası ile uygulama yapılması" nedeniyle, CMUK.nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla bozulmuştur.
Yerel mahkemece, Cumhuriyet Savcısının temyizine yönelik değerlendir- me yapılmadığı belirtilerek dosyanın gönderilmesi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığınca karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.Karar üzerinde düzeltilmesi mümkün maddi bir hatanın varlığı kabul edilemeyip,
C.Savcısının aleyhe temyizi nedeniyle yeniden yapılacak temyiz incelemesi sonucu hükmün mahiyetinin tamamen değişme ve sanık aleyhine sonuç doğurma olasılığı gözetilerek bozma kararının kaldırılması gerektiği sonuca varılmıştır.Ceza Genel Kurulunun 15.10.1984 gün ve 297/320 esas ve karar sayılı kararında: "Hüküm yasal sürede koşulu yerine getirilerek gerek sanık ve gerekse Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Cumhuriyet Savcısının temyizi kıymetin pek fahiş olduğu noktasında toplanmakta ve sanığın aleyhine bulunmaktadır. Özel daireye gönderilen tebliğnamede C.Savcısının temyizinden söz edilmemiş ve Özel Dairede aleyhe olan bu temyizin varlığını sehven görmeyerek temyiz edenin sıfatına göre aleyhe bozma nedeni yapmayarak eleştiri ile hükmü onamıştır. CMUK.nun 312. maddesi uyarınca sü- resi içerisinde verilen temyiz dilekçesi hükmün kesinleşmesine engel olur.
Yerel Cumhu- riyet Savcısının sanık aleyhine temyiz etmekle hükmün kesinleşmesini önlemiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2011/10462, K. 2011/11005, 13 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama