KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2011/17564 E., 2012/4450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Parada sahtecilik
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Gereği görüşülüp düşünüldü: Parada sahtecilik suçunun niteliğine göre doğrudan zarar görmeyen ..., davaya müdahil olarak katılamayacağı gibi müdahilliğine karar verilmiş olması ona hükmü temyiz etme hakkı da vermeyeceğinden, vekilinin vaki temyiz iste- ğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi uyarınca (REDDİNE), 15.02.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
765 sayılı TCK.nun 316. ve 5237 sayılı TCK.nun 197. maddelerinde düzenlenen parada sahtecilik suçu kamu güvenine karşı suçlar başlığı altında yer almıştır.
Bu suçun iki konusundan biri kamu güveni, diğeri de kanıt araçlarının doğruluk ve gerçekliklerinde saklı güvenceden kaynaklanan özel menfaattir.
Birincisi maddi değildir, ihlalde tehlike söz konusudur. İkincisinde ise kanıt amacıyla güvence altına alınmış özel menfaatin tehlikeye düşürülmesi söz konusudur.
Parada sahtecilik suçu en önemli zararını ülke ekonomisine vermektedir. Piyasada sahte para dolaşması; o paranın gerek ülke içinde, gerekse yurt dışında değerinin gerçekliğinin ve alım gücünün düşmesine yol açmaktadır. Bunun sonucunda ise o ülkenin uluslararası piyasada ekonomik itibarı azalmakta, neticede ülke ekonomisi zarar görmektedir. Bu suç bakımından korunması amaçlanan hukuksal değer milli ekonomidir.
Kamu davasına katılabilmenin koşulu "suçtan zarar görmektir." Ancak gerek 1412 sayılı gerekse 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunlarında suçtan zarar görme kavramı açıklığa kavuşturulmamıştır. Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin yerleşik kararlarında bu hususa açıklık getirilerek kamu davasına katılabilmenin en önemli koşulu olarak suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olma hali aranmıştır. Dolaylı zararlar nedeniyle kamu davasına katılmanın olanaksız olduğu kabul edilmiştir.
Bu durumda sanığa/sanıklara yüklenen eylem doğrudan doğruya kime ait hakları ihlal etmiş suçun maddi ve manevi unsuru kimin hakkına yönelmiş ise, suçtan doğrudan doğruya zarar gören kişi de o olacaktır. Bir başka anlatımla sanığa/sanıklara yüklenen eylemle haklı çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusunda katılma isteğini gözönünde tutarak davaya katılma hakkı tanınmalıdır.
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının, para politikasını, devletin ekonomik ve mali kurallarını düzenleyen ve yürüten Maliye Bakanlığı yani hazineden ayrık düşünmek olası değildir. Hazine sanıklara atılı suçta suçtan doğrudan zarar görmüştür. Davaya katılma kararında bir isabetsizlik olmadığından hükmü temyiz yetkisi de bulunmaktadır. Sayın çoğunluğun katılan hazinenin temyiz isteminin reddine ilişkin görüşüne bu nedenle katılmıyoruz.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2011/17564, K. 2012/4450, 15 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama