KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2013/2523 E., 2013/11479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Efrada kötü muamele
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
1.408 kelime·7 dk okuma
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- İddianamede mağdur sıfatıyla ismi geçen ve duruşmalara celbi için işlem yapıldığı halde duruşmalara gelmeyen ...’in dosya arasında bulunan 04.12.2008 tarihli faksla Kazakistan'dan gönderdiği dilekçesinde ticari işleri sebebiyle yurt dışında olduğunu ve ifadesi için mahkemeye müracaat edeceğini beyan ettiği ve duruşmadan haberdar olduğu anlaşıldığından; CMK.nun 234/b-1. madde hükmü uyarınca duruşmadan usulüne uygun olarak haberdar edildiği halde aynı Kanunun 237 ve 238. maddeleri uyarınca talepte bulunarak katılan sıfatını almaması nedeniyle, ...'in 13.07.2012 tarihli temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi gereğince oybirliğiyle (REDDİNE),
II- Katılanlar vekilinin sanıklar hakkında, Cumhuriyet Savcısının ise sanıklardan ..., ... ve ... hakkında işkence suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğine göre; sanıklar ..., ...,..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, 12-18.11.1999 tarihleri arasında gözaltına alınan 27 mağdura işkence yaptıklarından bahisle 22.06.2005 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/273 esas, 2011/318 sayılı kararı ile sanıkların beraatlerine karar verilmiş ve hüküm katılanlar vekili ile Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Öte yandan 31.03.2006 tarihli iddianame ile, sanıklardan ... ile ... hakkında anılan tarihlerde gözaltına alınan ...'a işkence yapıldığı iddiasıyla İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmış ve 2006/80 esasına kaydedilmiştir.
Ayrıca, temyiz incelemesi yapılan 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/273 esas sayılı dosyasının katılanları olan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile mağdurlar ... ve ...'nun ek şikayetleri üzerine 2005/273 esasına kayıtlı dosyada sanık olan ... ile ayrıca sanıklar ..., ... ve ... hakkında “Mahkemenize ait 2005/273 E. Sayılı dosyası ile irtibatlıdır” kaydıyla İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Ancak hakimlerin reddi nedeniyle 2005/273 esas sayılı dosyanın yargılaması İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerince yapıldığından dosya 7. Ağır Ceza Mahke- mesinin 2008/496 esasına kaydedilmiş ve 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/80 sırasına kayıtlı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Sanıkların ve müdafilerinin 15.07.2011, 12.09.2011 ve 02.11.2011 tarihli celselerde ve verdikleri 15.09.2011 ve 02.11.2011 havale tarihli dilekçelerinde, tebliğ- namenin tebliği sonrası ise katılan ... vekillerinin 12.09.2012, katılan ... vekilinin 21.09.2012, ... vekilinin 18.10.2012, bir kısım katılanlar vekili sıfatıyla avukat ...'in 21.12.2012 havale tarihli dilekçelerinde iş bu dosya ile İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/80 esas sayılı dosyasının birleş- tirilmesini istedikleri,
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesince 7. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yazılan 18.09.2007 tarihli müzekkere ve 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 6. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yazılan 24.12.2007 tarihli yazı ile her iki mahkemenin temyize konu birleştirme talebine muvafakat etmediklerini karşılıklı olarak bildirdikleri, en son temyize konu bu dosyanın 12.09.2011 tarihli celsesinde sanık müdafilerinin birleştirme talebi üzerine mahkemece birleştirmeye gerek olmadığına, sanık ...'ın 15.09.2011 tarihli itiraz dilekçesi üzerine de İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince 20.09.2011 tarihinde itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bağlantılı davaların birleştirilmesi ve ayrılması, 5271 sayılı CMK.nun 8-11. maddeleri arasında düzenlenmiştir. CMK.nun 8/1 madde ve fıkrasında; “Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır” hükmü yer almaktadır. "Her biri müstakil suç teşkil etmekle beraber, aralarındaki irtibat nedeniyle birbirine bağlanmış suçlara bağlantılı suç denir. Bağlantılı suçlarla ilgili açılan davalara bağlantılı davalar denir (Haluk Çolak-Mustafa Taşkın,Ceza Muhakemesi Kanunu Şerhi,Ankara 2007, sh.132)".
"Umumiyetle irtibat hali, sanık ve fiil bakımından olmak üzere, ikiye ayrılır. Birincide aynı sanığa birden ziyade suç isnad edilmiştir, ikincide aynı fiilin birden fazla sanığı vardır.
Fakat daha geniş bir tefrik irtibatın sübjektif ve objektif irtibat olarak ayrılmasıdır. Aynı sanığın birden ziyade suçla itham edilmesi sübjektif irtibat hallerinden biridir. Fakat aynı sebebin tesiri ile başka kimseler tarafından işlenmiş olan suçlarda da bir irtibat görmek mümkündür. Aynı suçta birden ziyade kimsenin sanık olması objektif irtibat sayılır. Fakat birden ziyade kimsenin aynı zaman ve mahalde ayrı ayrı işledikleri suçlardan sanık tutulmalarında objektif başka bir irtibat bulunabilir. Aynı zaman ve mahalde birden ziyade kimselerin karşılıklı fâil ve mağdur oldukları suçlarda bu hal görülür.
Sübjektif ve objektif bağlantı ayırımının neticesi olarak şu anlayış da ileri sürülmektedir: Bağlantı (connexitê) sübjektif olandır, ancak bu çeşit bağlantıda birleş- tirme ihtiyari ve takdiri olabilir. Objektif bağlantı denilen halde ise bağlantı değil, “ayrılmazlık” (indivisibilitê) vardır, birleştirme mecburi olmalıdır.
Suçun vasfı veya neticesi (ceza, tazminat, emniyet tedbiri vesaire) ile alakalı olmak üzere irtibat hallerini tefrik etmek mümkündür. “Fikri içtima” halinde irtibat vasıfla alakalıdır.
“Müteselsil suç” da kanunun aynı hükmünün birden ziyade ihlali bahis mevzuu olduğundan, unsur suçlar arasındaki irtibat netice (cezanın bir miktar arttırılması) ile alakalıdır.
Bazı irtibat halleri “ön mesele” (bekletici mesele) (meselei müstehire) şeklindedir. İrtibat unsuru, meselenin hal şeklinin vasfa veya neticeye tesir etmesinde toplanır. Suçluya yardım cürmünün yardım edilenin suçlu olması, nesep cürümlerinde nesep meselesinin bir karara bağlanmasının gerektirmesinde böyle bir irtibat görülür.
Birden ziyade kimsenin karşılıklı suç işlemesinde de (mesela karşılıklı hakaret) gerek vasfa, gerek neticeye taalluk eden bir irtibat vardır.
İrtibat geniş bir kavramdır. İrtibat halinde davaların birleştirilmesi ise usul hukukunda meydana gelen bir hadisedir. Bu hadise “usulde içtima” olarak isimlen- dirilmelidir. Zira birleştirme neticesinde müteaddit davalar, tek dava halinde içtima ettirilmiş olur.
Usulde içtima fayda sağladığı için kabul olunmuştur. Zira bu sayede vasıtalarda tasarruf sağlanır, delillerin müteaddit defa ikamesinden hüküm için sarfe- dilecek emeğe kadar bütün usul safhalarında tasarrufa riayet edilir. Diğer taraftan, ayrı davalar sonunda farklı hükümlerin verilmesine, usulde içtima, mani olur.
Kanunun tarif ettiği irtibat “bir kimsenin birkaç suçtan sanık olması veya bir suçta her ne sıfat ile olursa olsun birden fazla sanık bulunması halidir (CMUK.3)”. Aynı suçlunun birden fazla suçun veya aynı suçta birden fazla suçlunun bulunması bağlantının başlıca koşuludur. Bir suçta birden ziyade sanık bulunması halinde, bunların suçtaki sıfatlarına (iştirakin çeşidine) bakılmaz, suçluya yataklık da buraya dahildir.
Eğer davalar açıldıktan sonra birleştirme lüzumu hasıl olursa savcının veya sanığın talebi ile veya mahkemece re'sen karar verilebilir. (Prof.Dr.Faruk Erem, Diyalektik Açısından Ceza Yargılaması Hukuku, 6. Baskı, Ankara 1986, sh.125-127)".
"Muhakeme hukukunda bağlantı, muhakeme ilişkisinin objeleri veya süjeleri bakımından söz konusu olabilir. Objeler bakımından bağlantıya objektif bağlantı, süjeler bakımından bağlantıya sübjektif bağlantı denilir. Bu iki çeşit bağlantıya fiili irtibat, şahsi irtibat da denildiği vardır.
İtalyan Kanunundaki hükümlerden de esinlenerek şu hallerde önemli bağlantı bulunduğunu söyleyebiliriz:
a) Suçlar birden ziyade birleşmiş şahıslar tarafından aynı zamanda işlenmiş ise,
b) Suçlar birden fazla şahıslar tarafından birbirinin aleyhine işlenmiş ise,
c) Suçlardan biri diğerini gizlemek, işlemek veya ondan fayda sağlamak için veya biri diğeri vesilesi ile işlenmiş ise,
ç) Suçlardan birinin bir unsurunu veya cezasına tesir eden bir sebebin isbatı diğerinin unsurunun veya cezasına tesir eden bir sebebin isbatına tesir ediyorsa. (Kunter-Yenisey, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Onuncu Bası, sh.277-278)".
"Yargılamaların birleştirilmesi, iki ayrı davada ve hatta iki ayrı farklı mahkemede ele alınacak olan uyuşmazlıkların tek bir yargılamada, tek bir dosya halinde ve tek bir hükümle çözümlenmesini ifade eder (Nur Centel-Hamide Zafer,Ceza Muhakemesi Hukuku,7. Baskı,İstanbul 2010,sh.567)".
"Yargılamaların birleştirilmesi kavramı, aralarında bağlantı bulunan uyuşmazlıklar hakkında birleşik yargılama yapılmasını ifade eder. Kural olarak her uyuşmazlık için ayrı yargılama yapılması gerekirken, bağlantılı uyuşmazlıklar birleştirildiğinde, bunlar için görünüşte tek bir yargılama yapılacaktır. Birleştirme durumunda, bir yargı organında bağlantılı uyuşmazlıkların tümünü kapsayan bir karar verilmektedir (Ceza Yargılaması Hukuku, Erdener Yurtcan, 12. Bası, İstanbul 2007, s.219)". "Birleştirmeyi mahkeme resen göz önünde bulundurabileceği gibi yargılamaya katılanlar da bu konuda talepte bulunabileceklerdir (Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku,Ankara 2006,sh.544)".
Davaların birleştirilebilmesi için uyuşmazlıklar arasında bağlantı, birleş- tirmede fayda ve birleştirme olanağının bulunması gerekir. Davalar arasında bağlantı bulunması birleştirmeyi zorunlu kılmamaktadır. Birleştirmede mecburiyet ilkesi geçerli olmamasına rağmen somut duruma göre ihtiyarilik zorunluluğa dönüşebilecektir.
Yargılamaların birleştirilmesi, tüm delillerin birlikte tartışılmasını, maddi gerçeğe daha çabuk ulaşılmasını sağlayacak, çelişkili kararlar verilmesini engelleyecektir. Yargılama daha ucuz yapılacak, kararlar arasında çelişki doğmayacaktır. İncelenen dosyada.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/273 ve İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/80 sayılı dosyalarında sanıkların üzerlerine atılı suç tarihinin aynı olup mağdurların gözaltına alındıklarında işkenceye maruz kaldıklarının iddia edilmiş bulunması ve İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin derdest 2006/80 esas sayılı dosya- sındaki katılanlardan ..., ...,...,...,..., ..., ..., ... ve ...'in; sanıklardan ise ... ve ...'ın İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde karara bağlanıp temyize konu olan bu dosyada da katılan ve sanık olmaları nedeniyle her iki dava arasında objektif ve sübjektif bağlantı bulunması,
ceza yargılamasının amacı olan maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için her iki dosyadaki mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi ve iştirak halinde işlendiği iddia edilen suç nedeniyle davaların birbirlerini etkileyici nitelikte olduğu, dava dosyalarının birinde yer alan bilgi- den diğer davada da yararlanılabilmesi,
çelişkili kararlara neden olunmaması için dava- ların birleştirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken birleştirme istemi redde- dilip bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örnekleri de alınıp dosyaya konulmadan ve tüm deliller birlikte değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2013/2523, K. 2013/11479, 11 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama