KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2017/15317 E., 2020/8307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
248 kelime·1 dk okuma
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, sanık tarafından kullanılan aracın neden olduğu tek taraflı trafik kazası nedeniyle yürütülen soruşturmada,sanığın çeşitli suçlardan hakkında yakalama kararları olması nedeniyle kendisini kardeşi ...'nın kimlik bilgisi ile tanıttığı ve kaza tutanağının ve adli muayene raporunun ... ismi ile düzenlendiği, kazada sanık dışında yaralanan kimse olmaması nedeniyle taksirle yaralama suçundan sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında ''işlenen bir suçtan ''sözedilemeyeceğinden, eylemin TCK'nın 206.maddesinde düzenlenen "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/15317, K. 2020/8307, 4 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama