KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2017/21305 E., 2020/9129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, hırsızlık
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
256 kelime·1 dk okuma
Gereği görüşülüp düşünüldü:
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 esas ve 2019/499 karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında hırsızlık şüphelisi olarak yakalanması üzerine hakkında soruşturmaya başlandığı sırada kimliğini kardeşi ... olarak beyan eden sanık hakkında hırsızlık suçundan dava açıldığı bu suçtan beraat ettiği, ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, sanığın "işlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp sanığın TCK.nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekeceğinden bahisle, kararın kesinleşip kesinleşmediği tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/21305, K. 2020/9129, 5 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama