KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2018/6571 E., 2018/9468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 15.03.2017 tarihli bozma ilamında;
"1- Şikayetçi adına sahte olarak düzenlenmiş, aslı ele geçirilemeyen, bankaca onaysız fotokopiden ibaret kimlik ile mağdur bankaya müracaat ederek gerçeğe aykırı kredi kartı başvuru formu-sözleşme imzalayıp sahte isimle kredi kartı düzenletip teslim almasından ibaret eyleminin kül halinde TCK.nun 245/2. ve 43. maddeleri kapsamındaki suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK.nun 204/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
2- TCK.nun 245/3. madde ve fıkrası uyarınca temel hapis cezasının alt sınırının 4 yıl hapis olduğunun ve yanında adli para cezasına da hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi," şeklinde gösterilen bozma sebepleri yanlış yorumlamak suretiyle birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturan TCK.nun 245/2. ve 3. fıkralarındaki suçları tek bir suç olarak kabulle sahte kart üretmek suçundan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayin edilmişse de aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.09.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece sahte kredi kartı üretilmesi suçundan TCK.nun 245/2, 43, 62, 52/2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.
Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,
Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.
5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 37/2. maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.
5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.
Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.
TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.
İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.
Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.
Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.
Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.
Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.
Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK.nun 245/2. maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.
Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.
Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2. maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.
Diğer yandan TCK.nun 245/2 maddesinde düzenlenen suçun konusu sahte banka veya kredi kartıdır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için farklı zamanlarda birden fazla kart üretilmesi gerekmektedir. Sahte oluşturulan kartın dayanağını oluşturan belgelerin konusu sahte banka veya kredi kartı olan suç yönünden TCK.nun 43. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Ancak; sahtecilik suçu yönünden hüküm kurulması durumunda koşulları varsa zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir.
Somut olayda, sanığın katılan ... adına oluşturduğu sahte nüfus hüviyet cüzdanı ile ... Bakırköy şubesine başvurarak adı geçen adına kredi kartı çıkarılmasını sağlamak şeklinde gelişen olayda, doğrudan bankaya başvurarak kredi kartı çıkarılması karşısında TCK.nun 245/2 maddesi kapsamında kart sahibinin önceden açılan hesabı ile ilişkilendirme söz konusu olmadığından TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmayacağından yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/6571, K. 2018/9468, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama