KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2019/20380 E., 2021/2993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2021
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- İftira
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Tüm dosya kapsamından olayın, hakkında başka suçlardan kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bulunan sanığın, yakalanmamak amacıyla, polis tarafından düzenlenen kimlik tespit formuna katılanın kimlik bilgileri ile bu bilgilere istinaden parmak izini vermesi şeklinde gerçekleştiği ve sanığın eyleminin TCK.nın 206. maddesinde tanımlanan "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu anlaşılması karşısında;
Sanığın eylemine uyan suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK.nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihi olan 24.10.2007 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/20380, K. 2021/2993, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama