İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Ceza Dairesi

YARGITAY · 8. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2019/6593 K.2020/16164

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2019/6593Karar2020/16164Tarih28 Eylül 2020Okuma8 dk · 1.590 kelime

KÜNYE

8. Ceza Dairesi 2019/6593 E., 2020/16164 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Eylül 2020
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
Hükümler
Mahkumiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.590 kelime·8 dk okuma·3 bölüm

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Sanık ... hakkında yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın fazla ceza tayin edildiğine lehine hükümler uygulanmadığına ve yeterli delil elde edilmeden hüküm tesis edildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2-Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında eylemi cinsel amaçla işlediğinin kabulüyle artırım yapılırken kurulan hükümde belirlenen 12'şer yıl hapis cezasında TCK.nın 109/5. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım 18'er yıl hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 15'er yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen diğer itirazlarının reddine, ancak;

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında temel ceza belirlenirken TCK'nın 109/2. maddesi yerine, aynı Kanunun 109/1. maddesinin uygulama maddesi olarak yazılması ve suçun birden fazla kişi tarafından silahla çocuğa karşı işlenmesi nedeniyle artırım yapılırken uygulama maddesinin "TCK 109/3-a,b,f" olduğunun belirtilmemesi, eylemin cinsel amaçla işlendiğinin kabulüyle artırım yapılırken uygulama maddesinin TCK.nın 109/5 yerine 102/5 yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1. numarasından TCK 109/1 ve hükmün 3 numarasından 102/5 ibarelerinin çıkarılarak sırasıyla yerine ''TCK 109/2'' ve ''TCK109/5'' ibaresi yazılması hükmün 3. Numarasına '' ... Cezalarının'' ibaresinden sonra gelmek üzere '' TCK 109/3-a,b,f maddesi ve fıkraları uyarınca'' ibaresi eklenmek sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 28.09.2020 gününde 1. maddedeki onama kararı yönünden oybirliğiyle, 2. maddedeki düzeltilerek onama kararı yönünden Başkan ... ve Üye ...'nın karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi

(KD) (KD)

KARŞI DÜŞÜNCE

Dairemizin 2019/6593 esas nolu dosyasında; sayın çoğunluğun 2 numaralı "düzeltilerek onama" şeklindeki kararına bozma görüşünde olmam nedeniyle katılmıyorum.

Şöyle ki: 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi temel cezanın belirlenmesi yetkisini, gerekçelerini açıklamak ve adalet ve hakkaniyet ölçülerini gözetmek şartıyla hakime bırakmıştır.

Yasanın 61. maddesine göre; hakim; "şuçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suç konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki" göz önünde bulundurarak temel cezayı tespit etmelidir.

Temel ceza belirlenirken TCK'nın 3/1. maddesindeki; "suç işleyen kişi hakkında, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" kuralının gözönünde bulundurulması gereklidir. Tespit edilecek ceza fiilinin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.

Hakime tanınan yetki mutlak ve keyfi bir yetki değildir. Hakim 61. maddede belirtilen şartlara uygun olarak fiilin ağırlığı ile orantılı bir ceza belirlemelidir.

Aynı zamanda bu ceza benzer olaylar ve daha ağır, daha hafif durumlar gözetildiğinde adalet duygusunu rencide edecek boyutta haksızlıklar barındırmamalıdır.

Somut olay incelendiğinde; (mahkemenin kabul ve uygulamasına göre) sanıkların olay saatinde katılan ...'u evinin önünde silahla ve kollarından tutmak suretiyle zorla kendi evlerine doğru götürdükleri sırada, kısa bir mesafe gitmiş iken katılanın sanıkların elinden kurtularak kendi evine doğru kaçtığı ve bir miktar uzaklaşması üzerine sanıklardan Yılmaz'ın elindeki av tüfeği ile ateş ederek katılanın bir adet saçma tanesinin kasık bölgesinde cilt altına isabet etmesi sonucu yaralaması şeklinde gerçekleşmiştir.

Mahkemenin kabulüne göre eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. Katılanda meydana gelen yaralanma bir adet saçma tanesinin cilt altına nüfuz etmesinden ibarettir.

Yerel mahkemece; kabul edilen ve teşebbüs aşamasında kalan suçun oluş şekline uygun olmayan; "sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun eylemi sürdürmedeki ısrarlarına göre kastlarının yoğunluğu" şeklindeki gerekçesiyle üst sınıra yakın temel ceza belirlenmiştir. Oysa, mahkemece eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanıkların katılanı kısa bir mesafeye götürdükleri, kaçması üzerine arkasından gitmedikleri bu durumda kast yoğunluğundan bahsedilemeyeceği açıktır. Dört sanığın birlikte silahlı bir şekilde ve yoğun kasıtla hareket etmeleri ve kısa bir mesafede tek başına olan katılanın kaçması çelişki oluşturmaktadır. En azından üst sınıra yakın ceza tesbitini gerektirecek kadar yoğun kasıttan söz edilmesi mümkün değildir.

Yerel mahkeme tarafından üst sınıra yakın temel ceza belirlemenin bir diğer gerekçesi olarak bıçakla tehdit edilme ve birden fazla nitelikli halin birleşmesi; suç konusunun önem ve değeri gösterilmiştir.

Gösterilen gerekçeler alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmasını haklı gösterecek boyutta ise de; üst sınırdan veya üst sınıra yakın ceza tertibini haklı kılacak ölçüde olmadıkları açıkça anlaşılmaktadır. Teşebbüs aşamasında kalmış ve katılanın ciddi bir biçimde zarar görmesine neden olmamış bir eylem için üst sınıra yakın ceza tayini halinde, tamamlanan ve katılanın vücut bütünlüğü açısından daha ciddi zararlar doğuran eylemler için farklı uygulama imkanı ortadan kalkmaktadır.

TCK'nın 61. maddesinde açıklanan "suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki" itibarıyla daha ağır durumlarda verilebilecek ceza ile somut olayda belirlenmesi gereken cezanın birbirinden farklı olması adalet ve hakkaniyet ölçülerinin gereğidir. Yasanın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesi de bunu gerektirmektedir.

TCK'nın 109/2. maddesine göre 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektiren eylem nedeniyle; yukarıda açıklanan ve mahkemece kabul edilen oluş şekli karşısında alt sınırdan makul bir oranda uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması yerine üst sınıra yakın temel ceza belirlenmesi yasal değildir. 28.09.2020

Muhalif Başkan

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... haklarında açılan kamu davasının yapılan yargılamaları sonunda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, TCK.nın 109/1, 3-a-b, 5, 35. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun birçok kararı ile 03.12.2019 tarih ve 2017/8-1081 (E) - 2019/689 (K) sayılı kararında "Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise TCK'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında;

“(1) Hâkim, somut olayda;

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.” şeklinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki hüküm ile de işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.

Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir.

Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nın 61. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.

Gerekçenin bu niteliği kararı aydınlatma, keyfiliği önleme ve tarafları tatmin etme özelliklerini taşımasının yanında, hâkimin, aşağı ve yukarı hadler arasında takdir yetkisini kullanırken TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen kuralların dışına çıkıp çıkmadığının Yargıtayca denetleneceğini de göstermektedir.

Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 tarihli, 124-224 ve 01.10.2013 tarihli, 1343-404 sayılı kararlarında da değinildiği üzere sanığın adli sicil kaydında geçmiş hükümlülüklerinin bulunması, TCK’nın 61. maddesinde sayılan temel cezanın belirlenmesi ölçütleri arasında bulunmadığından alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kullanılamayacaktır.

Türk Ceza Kanunu'nda suçlar için çoğunlukla sabit cezalar öngörülmemiş, alt ve üst sınırlar gösterilerek, bu sınırlar arasından hâkime temel cezayı belirleme yetkisi verilmiştir. Basamaklı ceza öngören suçlarda, iki sınır arasında cezayı belirleme konusundaki takdir yetkisi her somut olayın özelliğine göre kanunun genel amacı ve felsefesi gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinde sıralanan ölçütlere göre kullanılır (... Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Baskı, s.530).

Hâkim; olayın oluşu, olayın mağdurda yarattığı etki derecesi, mağdurun olay nedeniyle uğradığı zararın miktarı, olayın meydana gelişinde sanık veya sanıkların sergiledikleri ustalık derecesi, mağdurun ekonomik ve sosyal durumu itibarıyla zararı daha derin bir şekilde hissetmesi, olayın meydana geldiği yer ve zaman dilimi, mağdurun yaşı ve ekonomik, sosyal ve kültürel seviyesi; suçun işlenmesi sırasında kastın yoğunluğu, sanıkların organize bir şekilde hareket etmeleri gibi ana unsurları dikkate almak ve fiilin haksızlık içeriğiyle ve dosya kapsamıyla uyumlu bir ceza belirlemek zorundadır.

Bu şekilde ceza adaletinin sağlanması, işlenen suçun haksızlık derecesi ve suçun işleniş biçimi ile verilen ceza arasındaki orantının makul bir şekilde dengelenmesi amaçlanacak, bu çerçevede, aynı suçu işleyenlerin aynı cezayı alması, farklı nitelikte suç işleyenlerin de, olayın içerdiği farklılıklar kapsamında farklı cezaları alması amaçlanarak hedeflenen ceza adaleti sağlanacaktır." şeklindeki açıklamalar ile temel cezanın saptanmasında hakime tanınan takdir yetkisinin kullanılmasında gösterilecek gerekçenin kanuni olması ve dosya kapsamı ile uyumlu olması gerektiği hususu vurgulanmıştır.

Sanıklar ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...'nun cebir ve şiddet kullanarak katılan mağdure ...'i evinin önünden 50 - 60 metre kadar kaçırarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs ettikleri olayda;

Sanıkların mağdureyi 3-5 dakika ile sınırlı olacak şekilde hürriyetinden yoksun bırakmaları, sanık ...'nun kasten yaralama suçundan ayrıca cezalandırılmış olması, karı-koca olan sanıklar ... ve ... ile çocukları ... ve ...'nun, kasta dayalı kusurlarının ağırlığı, amaç ve saikleri, fiilin teşebbüs aşamasında kalmış olması gözetilerek alt sınırdan makul ölçüde uzaklaşılmak suretiyle bir ceza tayin edilmesi gerekirken,

ayrıca ceza artırımı gerektiren nitelikli hallerin ve suçun konusunun önem ve değeri gibi dosya kapsamı ile uyuşmayan gerekçe ile daha ağır ve vahim olaylarda uygulanabilecek şekilde 2-7 yıl hapis cezasını öngören TCK.nın 109/2. maddesi uyarınca temel cezanın 6 yıl olarak belirlenmesi TCK.nın 3. maddesinde düzenlenen "orantılılık" ilkesine aykırı, hak ve nefaset kurallarına uygun değildir. Yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 28.09.2020

Muhalif Üye

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/6593, K. 2020/16164, 28 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. (Kd) (Kd)
  4. Karşı Düşünce
  5. Karşı Düşünce
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2019/6593
Karar No
2020/16164
Tarih
28 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2019/6593 K.2020/9562
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2019/6594 K.2020/4650
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2019/6594 K.2020/4399
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2019/6595 K.2020/4649
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2019/6598 K.2020/4951
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2019/6600 K.2020/9823

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.