KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2020/19374 E., 2023/339 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Metni
1.002 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın, katılanlara iftira ettiğinden bahisle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 58 ... maddesi uyarınca üç kez cezalandırılması talep edilmiştir. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, ek savunma hakkı verilerek, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, ihbar hakkını kullandığına, karşı taraf ile aralarında husumet bulunmadığına, köylü ile ilişkileri iyi olmadığı için tanık ismi sunamadığına, kastının bulunmadığına ve iftira suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın, 28.08.2015 ve 28.09.2015 tarihlerinde 156 ... ihbar hattını arayıp, katılanların PKK örgütü ile işbirliği yaptıklarına, örgüte yardım ve yataklık ettiklerine dair ihbarda bulunarak iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
28.08.2015 tarihinde saat 15:37'de tutulan ihbar kayıt formunda, "... 156 J.İMDAT HATTINI ARAYAN İSMİNİ VE TELEFON NUMARASINI VERMEK İSTEMEYEN ERKEK SESLİ BİR ŞAHIS, ... KÖYÜNDEN ..., ... VE ... İSİMLİ ŞAHISLARIN PKK-TERÖR ÖRGÜTÜNE PARA TOPLADIKLARINI VE SEÇİM ZAMANI AKP'YE OY VERMEMELERİ İÇİN BASKI YAPTIKLARINI BİLDİRDİ." şeklinde ibarelerinin yer aldığı görülmüştür.
28.09.2015 tarihli 155 ihbar formunda, "... saat 09:32 sıralarında 155 ihbar hattını arayan bir şahsın ... olduğu ihbarda, '... - ...'de ... - ... - ... ... Bunları sorgula. Bunların yerlerini biliyor. ... PKK işbirlikçileri. ... onlarla fotoğraf çekmişler. ... Örgüte yardım ve yataklık yapıyor. " ibarelerinin yer aldığı görülmüştür.
16.11.2015 tarihli kolluk tutanağında, 05.10.2015 tarihinde ...'in 156 ... imdat hattını arayarak, ..., ..., ... ve ... ...'in PKK örgütü işbirlikçisi olduğuna dair ihbarda bulunduğu ve ihbarda verilen isimler ile ihbar edilen konunun aynı olduğu, taraflar arasında geçmişe dayalı husumet bulunduğundan sürekli olarak resmi kurumları arayarak veya dilekçe ile müracaat ettiğinin tespit edildiği bildirilmiştir.
10.10.2015 tarihli kolluk tutanağında, ihbarlar üzerine yapılan araştırma sonucu, ihbarda belirtilen suçların işlendiğine dair bilgi tanığı ve herhangi bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir.
24.12.2015 tarihli tutanakta, 05.10.2015 ve 28.09.2015 tarihlerinde yapılan ihbarların sanık tarafından yapıldığının tespit edildiği ifade edilmiştir.
Tanık F. Ç., katılanların terör örgütü ile bir alakalarının olduğuna şahit olmadığını, sanığın kendisi dahil birçok kişiyi şikayet ettiğini beyan etmiştir.
Tanık S. A., katılanların terör örgütü ile bağlantılarının bulunmadığını, taraflar arasında sekiz yıl önceki bir kavgadan dolayı husumet olduğunu, sanığın sürekli olarak şikayet yoluna başvurduğunu belirtmiştir.
Tanık A.U. aşamalarda, katılanların terör örgütü ile ilgili olduklarına tanık olmadığını ve sanığın herkes ile sorunlu olduğunu, sürekli olarak köylüleri şikayet ettiğini, tarihini hatırlamadığı bir zaman, kalabalık bir grubun PKK üyelerinin toplantılarına adam götürmek için köye geldiğini duyduğunu ancak kendisinin bunu görmediğini beyan etmiştir.
Kollukta bilgisine başvurulan F.K, ihbarları yapanın sanık olduğunu tahmin ettiğini ifade etmiştir.
Uyap sistemi üzerinden yapılan araştırmada, taraflar arasındaki husumete konu ... Asliye Ceza Mahkemesinin 23.07.2008 tarihli, 2007/6 Esas, 2008/295 Karar sayılı dosyada, sanık hakkında, katılanlara karşı silahla tehdit suçundan ve bir kısım katılanlara karşı hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, silahla tehdit suçundan hükmolunan 3 yıl hapis cezasının temyizen incelenerek 20.03.2015'te kesinleştiği, diğer silahla tehdit ve hakaret suçlarına ilişkin
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraz edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
Sanığın, katılanlar ve ... köyündeki farklı kişiler hakkında yaptığı şikayetlere dair Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla 6 adet dilekçe ile, bu dilekçeler kapsamında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.12.2015 tarihli, 2015/933 Soruşturma, 2015/568 Karar sayılı kararı, 03.12.2015 tarihli, 2015/933 Soruşturma, 2015/568 Karar sayılı kararı, 02.12.2015 tarihli, 2015/663 Soruşturma, 2015/529 Karar sayılı kararı, 29.05.2015 tarihli, 2015/355 Soruşturma, 2015/273 Karar sayılı kararın dosya içerisine alındığı görülmüştür.
Yine, sanığın 07.09.2015 tarihli şikayeti üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.11.2015 tarihli, 2015/662 Soruşturma, 2015/444 Karar sayılı kararı ile katılanlar hakkında " iftira" ve "yalan tanıklık" suçlarından, yalan tanıklık yaptıklarına dair soyut iddia dışında herhangi bir delil bulunmadığı ve anayasal şikayet hakkını kullandıkları gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmüştür.
Sanığın suça konu ihbarları üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28.01.2016 tarihli, 2015/999 Soruşturma sayılı kararı ile, katılanlar hakkında tehdit suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiştir.
Sanık savunmalarında özetle, aramaları kendisinin yaptığını, vatandaşlık hakkını kullandığını, PKK'nın zarar verme endişesi nedeni ile tanık ismi veremeyeceğini, katılanların 2015 yılı Haziran ayındaki seçimde AKP'ye oy vermemeleri için köylüleri tehdit ettiklerini beyan ederek atılı suçlamayı reddetmiştir.
Uyap sisteminden yapılan sorgulamada, sanığın, 25.05.2015-19.01.2016 tarihleri arasında sırasıyla Kars (Kapatılan) Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, ... (Kapatılan) K1 Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve (Kapatılan) Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olduğu tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Bu itibarla; sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın yukarıda açıklanan şekilde silahlı terör örgütü ile işbirliği yapmadıklarını bildiği halde, haklarında idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla katılanlara hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, "28.09.2015" yerine, "28.08.2015" olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilecek maddi hata kabul edilmiştir.
Adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, koşulları oluştuğu halde ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/19374, K. 2023/339, 7 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama