KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2022/3819 E., 2024/8092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/49 Esas, 2021/649 Karar
- Suç
- Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A.Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2018 tarihli iddianamesiyle; sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan cezalandırılması ve hak yoksunluklarının uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B.Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararıyla; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
C.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 05.07.2021 tarihli ve 2021/49 Esas, 2021/649 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunu oluşturduğuna ve bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Dava konusu olay; sanığın Facebook isimli sosyal medya hesabından 06.09.2015 tarihinde "Güney Doğuda Katliam Var Sessiz Kalma" yazılı mum yanan bir fotoğraf paylaşmak, 24.11.2015 tarihinde " NUSAYBİNDE KATLİAM VAR" yazılı fotoğraf paylaşmak, 14.10.2014 tarihinde "Kürdistan" yazılı sözde kürt devletinin sözde bayrağını simgeleyen sarı kırmızı yeşil renklerin bulunduğu fotoğrafı paylaşmak, 06.01.2013 tarihinde yine "KÜRDİSTAN" yazılı ve sözde kürdistan bayrağının yer aldığı fotoğrafı paylaşmak suretiyle, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2.Sanığın eylemi nedeniyle somut tehlike meydana gelmediğinden; sanığın, unsurları yönünden oluşmayan suçtan beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tebliğnamede; suç tarihlerinin, sanığın yargılamaya konu paylaşımları yaptığı ve İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına esas alınan "06.01.2013, 14.10.2014, 06.09.2015, 24.11.2015" tarihleri yerine sehven "24.11.2015" olarak yazıldığı tespit edilerek inceleme yapılmıştır.
A. Oluş, tüm dosya kapsamı, açık kaynak araştırma raporları ve sanık savunması birlikte değerlendirilmiştir.
Somut olayda; sanığın, P** sözde yürütme konseyinin çağrısı sonrasında Mardin ili Nusaybin ilçesinde hendek kazmak, barikat kurmak, bomba ve mayın yerleştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri eylemlere yönelik olarak güvenlik güçlerinin yaptıkları operasyonlarda sivil halkı hedef aldığı yönünde algı oluşturmak amacıyla yaptığı özellikle "Güney Doğuda Katliam Var Sessiz Kalma, Nusaybinde katliam var" şeklindeki paylaşımları ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Silahlı Kuvvetlerini alenen aşağıladığı anlaşılmaktadır.
Bu cihetle; sanığın eylemi 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmakta olup, aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince Adalet Bakanlığından soruşturma izni alındıktan sonra muhakemeye devam olunması gerektiği gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırıdır.
B. Bozma nedenine göre; sanığın eylemine uyan suçun üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetildiğinde; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... Hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (A.İ.H.S) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz istemine konu davalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği; nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/3819, K. 2024/8092, 30 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama