İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2022/870 Karar: 2024/8566 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/870 K.2024/8566

8. Ceza Dairesi 2022/870 E. , 2024/8566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2448 (E) ve 2018/370 (K) SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2022/870 E. , 2024/8566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2448 (E) ve 2018/370 (K) SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2022/870 E. , 2024/8566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2448 (E) ve 2018/370 (K) SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.12.2013 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. 3. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine yapılan yargılamada; Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.02.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvuruları kabul edilerek yapılan duruşmalı inceleme neticesinde, hükmün kaldırılmasına ve sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafinin temyiz isteği, Suçun unsurlarının oluşmadığına, kast unsurunun gerçekleşmediğine, mahkumiyet verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına, eylemin cinsel amaçla işlenmediğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir. 2. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği, Sanık hakkında alt sınırdan ceza verildiğine, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Dava konusu olay; olay tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük olup, annesinden gezmek için izin alarak dışarı çıkan mağdurenin, olay tarihinde sanıkla birlikte bir süre vakit geçirdikleri, aynı gece sanığın evinde kaldığı, ertesi gün gezmeye devam ettikleri, ardından mağdurenin sanığın yanından ayrılarak dolaştığı sırada annesi tarafından bulunduğu iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın eyleminin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilerek, atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafinin istinaf talepleri kabul edilerek hükmün kaldırılmasına, sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyizine yönelik olarak yapılan incelemede; 1. Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2013 tarihli iddianamesi ile mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirimde bulunulduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı, Yine Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2015 tarihli ve 2015/76 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılamada, kuruma herhangi bir bildirim veya tebligat yapılmadığı, yargılama neticesinde sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine yapılan yargılamada, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2017/91 Esas sayılı dava dosyasında kuruma herhangi bir bildirim veya tebligat yapılmadığı gibi gerekçeli kararının da suçtan zarar gören kuruma tebliğ edilmediği, karara karşı sadece sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2017/1198 Esas sayılı kararı ile ilk derece yargılaması sırasında davadan haberdar edilmeyen Aile ve sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma ve kanundan ... diğer haklarını kullanabilmesi için hükmün ilgili kuruma tebliği ile sunması halinde istinaf talebini içerir dilekçesinin dosyaya eklenmesi amacıyla dosyanın iadesine karar verildiği, Bunun üzerine İlk Derece Mahkemesince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gerekçeli kararın tebliğ edildiği, kurum vekilinin 12.07.2017 tarihli dilekçe ile davaya katılma ve sanık aleyhine istinaf talebinde bulunduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince istinaf yargılamasının duruşmalı olarak yapılmasına karar verildiği, 14.02.2018 tarihli celsede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılma talebinin kabul edildiği, yargılama sonunda sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kurulan hükmün kaldırılmasına ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine hükmolunduğu, gerekçeli kararın katılan kuruma tebliğ edildiği, hükmün sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından temyiz edildiği, Anlaşılmıştır. 2. 5271 sayılı Kanun'un, "Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması" başlıklı 233 üncü maddesinin birinci fıkrası; "Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir." şeklinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca mağdur ... şikâyetçinin; soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerekmektedir. Aynı Kanun'un mağdur ... şikâyetçinin haklarını düzenleyen "Mağdur ile şikâyetçinin hakları" başlıklı 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; "b) Kovuşturma evresinde; 1. Duruşmadan haberdar edilme, 2. Kamu davasına katılma, 3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme, 4. Tanıkların davetini isteme, 5. Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme, 6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma." şeklinde düzenlenmiş olup buna göre mağdur ile şikâyetçinin kovuşturma evresinde; duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme, vekili bulunmaması hâlinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ve davaya katılmış olmak şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, duruşmadan haberdar edilme kanun koyucu tarafından, mağdur ... şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mağdur ... şikâyetçiye veya vekillerine usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan duruşmadan haberdar edilme hakkının kullandırıldığından bahsetmek mümkün değildir. Kanun'un 234 üncü maddesi uyarınca bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırılık oluşturacaktır. 5271 sayılı Kanun'un "Kamu davasına katılma" başlıklı 237 nci maddesi; "1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. 2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır", "Katılma usulü" başlıklı 238 inci maddesi ise; "1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur. 2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur. 3) Cumhuriyet savcısının, sanık ... varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, İlk Derece Mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmış, ancak kanun yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, istisnai olarak İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi hâlinde inceleme merciince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma hakkının kullanılamamasından anlaşılması gereken ise; 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesindeki düzenleme uyarınca, katılma hakkı bulunan mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlara, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adreslerine, ilk derece mahkemesince çağrı kağıdı çıkartılarak duruşmadan haberdar edilmelerine rağmen, çağrıya uymayarak gelmemeleri ve sessiz kalmaları halinde, hüküm verildikten sonra Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun yolu muhakemesinde katılma isteğinde bulunamayacakları olmalıdır. Yani davaya katılma hakkı bulunan tarafın, ilk derece yargılaması sırasında duruşmadan usulünce haberdar olmasına rağmen, sessiz kalarak bu hakkını kullanmamış ve hüküm verildikten sonra kanun yolu aşamasında katılma isteğinde bulunmuş ise, bu talebi ilgili yasak uyarınca kabul edilmemelidir. Aksi takdirde, duruşmadan haberdar edilme hakkı bulunan bir tarafın, yokluğunda yargılama yapılıp, hüküm verilmiş olacak ve kanun yolu aşamasında da bir şekilde yargılamadan haberdar olan bu tarafın savunma hakkı kısıtlanarak, Mahkemece yapılan eksiklik tarafa yüklenmiş olacaktır. Bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için ise, suçtan doğrudan zarar görmüş olması veya herhangi bir kanunda, belirli bir tüzel kişinin bazı suçlardan açılan kamu davalarına katılmasını özel olarak düzenleyen bir hükmün bulunması gerekir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılma hakkına gelince; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2 nci maddesi; "(1) Bu Kanunda yer alan; a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını, ... d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı, ... ifade eder”, "Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma" başlıklı 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir", 18.01.2013 tarihli ve 28532 sayılı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği'nin "Davaya katılma" başlıklı 46 ncı maddesinde; "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan ve herhangi bir şekilde haberdar olduğu idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya müdahil olarak katılabilir." şeklinde düzenlemeler mevcuttur. 3. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Bakanlığın gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabileceğinin hüküm altına alındığı, Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında Bakanlığın davaya katılma hakkının bulunduğunda tereddüt olmadığı, soruşturma ve İlk Derece Mahkemesince yürütülen kovuşturma aşamasında kurumun duruşmadan usulünce haberdar edilmediği ve Kanun'dan ... haklarını kullanma imkanının tanınmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli iade kararı üzerine, gerekçeli karar kendisine tebliğ edilen kurum vekilinin davayı haber alır almaz tebliğden bir gün sonra 12.07.2017 tarihli dilekçe ile davaya katılma ve sanık aleyhine istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yürütülen yargılamada kurumun katılmasına karar verildiği, ilgili kurumca ilk derece yargılaması sırasında yapılan çağrıya rağmen sessiz kalarak, gelmemesi gibi bir durum olmadığından, kanun yolu muhakemesinde katılma isteğinde bulunulamayacağına ilişkin yasağın da ihlal edilmediğinin anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararın Bakanlığa tebliği üzerine, istinaf dilekçesi ile birlikte katılma talebinde bulunan Bakanlık vekilinin başvurusunun, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 14.02.2018 tarihli duruşmasında kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Tebliğnamedeki (1) ve (2) numaralı düşüncelere iştirak edilmemiştir. B. Sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin diğer temyiz itirazlarına yönelik olarak, Anılan gerekçelerle hükmün esasına ilişkin yapılan incelemede ise; 1. Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın alıkoyma eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiğine dair kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz itirazı reddedilmiştir. 2. Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.02.2018 tarihli ve 2017/2448 Esas sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla