KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2023/2090 E., 2024/4932 K.·İnceleme Konusu Kanun Yararına Bozma
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/192 E., 2017/453 K.
- Suç
- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
- Karar
- Mahkûmiyet
- Yoluna başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
1.026 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2015 tarihli kararı ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Gaziosmanpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 17.10.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/4860 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57304 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57304 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/2401 Esas, 2016/5531 Karar sayılı ilamında "....Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir.
Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır..." şeklinde belirtildiği üzere,
Sanığın 08.11.2014 tarihinde kolluk görevlilerince yapılan kontroller sırasında bir şahsa uyuşturucu madde sattığının tespit edilmesi üzerine yakalandığı, üzerinden kimlik belgesi çıkmadığı ve kendisini ... olarak tanıtıp onun kimlik bilgilerini verdiği ve olay yerinde tanzim edilen tutanaklarda bu ismin yer aldığı, ancak sanık tarafından tutanağın imzalanmadığı,
karakola götürülüp parmak izi alınacağı sırada gerçek kimlik bilgilerini verdiği ve ifadesinin gerçek kimlik bilgileriyle alındığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahât olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2. Sanık hakkında şüphelisi olarak yakalandığı uyuşturucu madde veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise akıbeti araştırıldıktan sonra, dosyanın aslı yada onaylı örneğinin getirtilmesini müteakip sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Kanun yararına bozma istemine konu olayda, 09.11.2014 tarihli kolluk tutanağı ile uyuşturucu madde satışı yapan şahıslara yönelik kolluk görevlilerince yapılan uygulama sırasında yakalanan hükümlünün, bir şahsa uyuşturucu madde satışı yaptığına ilişkin hakkında soruşturma işlemlerine başlanılacağı sırada kimliğinin olmadığını belirterek kendisini kardeşinin kimlik bilgileri ile ... olarak tanıttığı, kolluk tutanağı, genel adli muayene raporu ve şüpheli ifadesinin ... adıyla düzenlendiği, hükümlünün kimlik tespiti için Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Grup Amirliğine götürüleceği sırada gerçek kimliğinin açıkladığı,
annesinin ifadesi ve parmak izi inceleme raporu ile hükümlünün gerçek kimliğinin ortaya çıktığı ve savunmasında kesinleşmiş mahkumiyetinin olması nedeniyle ağabeyine ait kimlik bilgilerini verdiği ancak sonra pişman olması nedeniyle gerçek kimliğini açıkladığını ifade ettiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2021/8-257 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararında, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin gerekçesinde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun iftira suçunun özel bir işleniş biçimi olduğunun belirtilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun bahse konu suçu düzenlemesindeki gerçek amacının gerek işlenmiş gerekse işlendiğinden şüphelenilen bir suçun soruşturulması ve kovuşturulmasına yönelik işlemleri gerçekleştiren görevlilere kimlik veya kimlik bilgisi olarak gerçeğe aykırı bilgi verilmesinin önlemesi olduğu,
kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla mağdurun kimlik bilgilerini verip onun hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olan sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine konu olayda, hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan soruşturma başlatılacağı sırada hükümlünün kardeşine ait kimlik bilgilerini kullandıktan sonra gerçek kimlik bilgilerini açıkladığı, buna göre hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçuna uyduğunun anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak;
Hükümlünün verdiği kimlik bilgilerine göre bir kısım tutanakların ve adli raporun mağdurun kimlik bilgileri ile düzenlenmesinden sonra gerçek kimlik bilgilerini açıkladığının anlaşılması karşısında, mağdur hakkında adli soruşturmanın başladığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 269 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule göre de; Hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 1 yıl temel hapis cezası üzerinden aynı Kanun'un 269 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4/5 oranında indirim yapılırken hapis cezasının "2 ay 12 gün" yerine "2 ay 13 gün" olarak fazla ceza tayin edilmesine ilişkin kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/2090, K. 2024/4932, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama