KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2023/33 E., 2023/1506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/231 E., 2021/595 K.
- Suç
- İftira
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
995 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aralık Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 tarih ve 2014/82 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan her iki müştekiye karşı eylemi için ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun
(5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası uyarınca iki kez cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca, iki kez 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2015 tarihli kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02.02.2021 tarih ve 2020/6590 Esas, 2021/1462 Karar sayılı kararı ile "...Sanığın 19.10.2015 havale tarihli temyiz dilekçesinde, psikiyatrik rahatsızlıkları olduğunu belirtmesi, temyiz dilekçesi ekinde sunduğu Iğdır Devlet Hastanesi'nin 11.09.2015 tarihli doktor raporunun onaysız fotokopisinde, şahsın daha önce hastanelerinin Psikiyatri polikliniğinde muayenesi sonucunda "anksiyete bozukluğu, depresif bozukluk, disosyal kişilik bozukluğu, uyum bozukluğu" tanılarının konulduğu,
kişinin cezai ehliyetinin olup olmadığının tespiti için gerekirse yatarak gözlemi dahil, psikiyatri servisi bulunan üçüncü basamak bir sağlık kuruluşunda durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında; sanığın daha önce tedavi gördüğü kurumlardan tüm tedavi evrakları temin edilerek, suç tarihi itibariyle ve halen 5237 sayılı TCK'nin 32/1-2. maddeleri kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan, tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden veya Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından sağlık kurulu raporu aldırılarak,
sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarih ve 2021/231 Esas, 2021/595 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca, iki kez 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanıkta suç işleme kastı olmadığına, sanığa komplo kurulduğuna, delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğüne, atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, işlemediği suçtan dolayı iki ayrı ceza verilmesinin yasaya aykırı olduğuna, koşulları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kararı verilmediğine, lehe hükümlerin uygulanması talebinin karşılanmadığına, yanlış ve eksik hüküm kurulduğuna, sair sebeplerle kararın bozulması gerektiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, müştekiler tarafından kendisine mesaj yoluyla tehdit ve hakarette bulunulduğu gerekçesiyle müştekiler hakkında şikayette bulunup ve delil uydurarak işlemediklerini bildiği halde müştekilerin hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için hukuka aykırı fiil isnadıyla iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın şikayeti üzerine katılan ... hakkında Aralık Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/344 Esas sayılı dosyasında hakaret ve tehdit suçlarından açılan davada 03.12.2013 tarih ve 2013/294 Karar sayılı karar ile beraat kararı verilmiştir.
3. Sanığın şikayeti üzerine katılan ... hakkında başlatılan soruşturmada Aralık Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 tarihli kararı ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
4. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kayıtlarında sanığın kendisine mesaj gönderildiğini iddia ettiği cep telefonu numarası olan 0534 331 .... numaralı hat ile kendisinin kullandığı 0535 487 .... numaralı telefon hattının suç tarihinde, suç tarihinin öncesinde ve sonrasında aynı IMEI numaralı cep telefonunda kullanıldığı tespit edilmiştir.
5. Elazığ Fethi ... Şehir Hastanesi'nin 11.08.2021 tarihli raporunda sanığın üzerine atılı iftira suçuna yönelik cezai ehliyetini etkileyecek düzeyde ruhsal bir rahatsızlığının bulunmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Katılanların aşamalardaki beyanları, Aralık Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/344 Esas sayılı dosyası, Aralık Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kayıtları, Yargıtay bozma ilamı, sanık hakkında alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yetkili makamlara şikayette bulunarak işlenmediğini bildiği halde,
soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla katılanlara hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi şeklindeki eyleminin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, sanık müdafiinin, sanıkta suç işleme kastı olmadığına, sanığa komplo kurulduğuna, delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğüne, atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, işlemediği suçtan dolayı iki ayrı ceza verilmesinin yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Sanık müdafiinin, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkin temyiz isteği yönünden ise; mahkemece, sanığın geçmişi, tekerrüre esas teşkil eden sabıkası bulunmasada, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, suç işlemeye eğilimli kişiliğini devam ettirdiği ve bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde ve verilen hapis cezasının süresi gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarih ve 2021/231 Esas, 2021/595 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/33, K. 2023/1506, 21 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama