Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2023/4373 E. , 2024/8451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3330 E,2023/939 K. SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf in
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2023/4373 E. , 2024/8451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3330 E,2023/939 K. SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2018 tarihli iddianamesiyle, sanıklar hakkında bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli kararıyla ;sanıklar hakkında bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmiştir. 3.Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli kararının sanık ... ve katılan Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 07.06.20223 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak, sanıkların üzerine atılı suçlardan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Kurum vekilinin temyiz isteği; atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğuna, sanıkların atılı suçu işlediklerine ve resen tespit edilecek nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; 1.Dava konusu olay; sanık ...'un iş yerinin yetkilisi, sanık ...'ın ise işyeri muhasebecisi olduğu,sanıkların ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahısları gerçekte fiilen çalışmaları olmadığı halde çalışıyormuş gibi göstererek ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ait elektronik ortamda işe giriş bildirgesi düzenleyerek bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2.Adana Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 16.06.2017 tarih ve 25 numaralı raporunda; iş yerinde çalışmadığı halde adına çalışıyormuş gibi belge düzenlenen ...'un 22.08.2013 ile 26.08.2013 tarihleri arasında, ...'ın 20.06.2013 ile 03.07.2013 ve 16.07.2013 ile 08.10.2013 tarihleri arasında, ...'un 03.08.2013 ile 08.10.2013 tarihleri arasında, ...'un 03.08.2013 ile 08.10.2013 tarihleri arasında, ...'ın 20.06.2013 ile 05.07.2013 tarihleri arasında, ...'ın 26.04.2013 ile 24.06.2013 tarihleri arasında, ...'nın 26.04.2013 ile 05.06.2013 tarihleri arasında, iş yerinden bildirilen sigorta hizmetlerinin tamamının ve adlarına düzenlenen sigortalı işe giriş ve çıkış bildirgelerinin iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir. 3.Katılan Kurum vekili şikayet dilekçesinde; Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından düzenlenen 16.06.2017 tarih ve 2017/CG/25 sayılı raporda ... İnş. Tur. Taah. Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde bir kısım şüphelilerin ilgili iş yerinde yapılan bildirimlerinin sahte olduğunun tespit edildiğini, sahte sigortalı olan şahısların iş yerinde çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi gösterildiğini, iş yeri yetkilisi ve muhasebecisinin sahte bildirim yapıp Kurum zararına neden oldukları bildirilmiştir. 4-Sosyal Güvenlik Kurumunun 10.05.2018 tarihli yazısında 2017/25 sayılı denetmen raporuna istinaden iptal edilen işe giriş çıkış bildirgelerinin internet ortamında verildiğini gösteren işe giriş ve çıkış çıktıları gönderildiği bildirilmiştir. 5-Sosyal Güvenlik Kurumu Adana İl Müdürlüğünün 26.01.2021 tarihli yazısında; ... yönünden 57,24 TL sağlık ödemesi nedeni ile oluşan kurum zararının idari yoldan tahsil edildiği, yine ... yönünden 29.173,29 TL yersiz maaş ödemesi nedeni ile oluşan kurum zararının tahsili için Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2018/556 Esas sayılı dosyasının açıldığı, icra dosyasında tahsilat olmadığı, ... ... yönünden 40,33 TL kurum zararının tahsili için Adana 1. İcra Müdürlüğünün 2018/555 Esas sayılı dosyasının açıldığı, 03.09.2018 tarihinde dosyanın infaz edildiği, ..., ..., ..., ..., ... Akdemir, ..., ... isimli şahıslar kurum zararının tespit edilemediği bildirilmiştir. 6-Sigortalılık kayıtları yapılan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 18.12.2018 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir. Sanıklar hakkında katılan Kuruma karşı 2011, 2012 yıllarında aynı suçu işledikleri iddiasıyla Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2019 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmış, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarih, 2019/482 Esas ve 2021/732 karar sayılı kararı sanıkların beraatine karar verilmiş, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Ceza Dairesinin 30.09.2022 tarih, 2022/827 Esas ve 2022/1277 Karar sayılı kararı ile katılan vekilinin istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. 7-Sigortalılık kaydı yapılan ... ifadesinde; ... İnş. Tur. Taah. Tic, Ltd. Şti, isimli firma eşi ...'a ait olduğunu, oğlum ... ...'un da bu şirketin ortağı olduğunu, iş yerinin evlerinin altında olması sebebiyle oğlu ve eşi iş yerinde bulunmadığı için kendisinin ve gelini ...'un büroda bulunduğunu, gelen evrakları aldıklarını, telefonlara baktıklarını, büronun temizliği ve çay işlerini de geliniyle birlikte yaptıklarını, bu scbeple de kendisinin ve gelinin sigortasının yattığını, ne kadar ihtiyacı olursa eşinin kendisine elden para verdiğini sabit bir maaşı olmadığını, bu iş yerinde kimlerin çalıştığını bilmediğini, büroda kendilerinden başka kimse olmadığını, ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısları tanımadığını, şahısların bu iş yerinde çalışıp çalışmadıklarını bilmediğini, iş yerinin muhasebesini bildiği kadarıyla ...'ın tuttuğunu beyan etmiştir. 8-Sigortalılık kaydı yapılan ... ifadesinde; iddianamede bahsi geçen şirketin aile şirketi olduğunu, kendisinin şirkette fiilen çalıştığını ancak hangi tarihte ne kadar süre çalıştığını hatırlamadığını, üzerinden uzun bir süre geçtiğini, şirkette çay ve temizlik işlerinde çalıştığını, işyerinde çalışan kişilerden ... ve ...'u hatırladığını, ...'in inşaat kalıp ustası olduğunu ...'un şoförlük veya amelelik yaptığını beyan etmiştir. 9-Sigortalılık kaydı yapılan ... ifadesinde; ...'ın kardeşi olduğunu, ... oğulları inşaat firmasında kardeşinin hangi görevde ne olarak çalıştığını bilmediğini, kendisinin bu şirkette bir süre çalıştığını ancak hangi tarihlerde ve ne kadar süre çalıştığını hatırlamadığını, çalıştığı süre zarfında firmanın yapmış olduğu yollara parke taşı döşeme işinde çalıştığını, çalıştığı süre zarfında sigortasının yaptırıldığını, çalıştığı dönemde kimler ile çalıştığını hatırlamadığını, sigorta bildiriminin kim tarafından yapıldığını bilmediğini, iş yerinin tam adresini bilmediğini, kendisini işe girmesini ...'un sağladığını, ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısları tanımadığını beyan etmiştir. 10-Sigortalılık kaydı yapılan ... mahkemedeki ifadesinde; iddianamede adları geçen sanıklardan sadece ...'ı tanıdığını, arkadaşı olduğunu, kendisine tarım sigortasını yapması için para verdiğini, kendisini bir şirkette sigortalı gösterdiğini, bu durumdan haberi olmadığını, belirtilen şirkette kendisinin fiilen herhangi bir çalışması olmadığını beyan etmiştir. 11-Sigortalılık kaydı yapılan ... mahkemedeki ifadesinde; ...'ı tanıdığını, emekli olmak için prim günün eksik olduğunu, durumu ...'a anlattığını, onun da kendisinin halledebileceğini söylediğini, bu şekilde çalışmadığı halde kendisini bir şirkette sigortalı gösterdiğini, hangi şirkette olduğunu bilmediğini, 2 sene sigorta primlerini kendisinin ödediğini, ... inşaat Turizm Taah. Tic. Ltd. Şti. isimli firmada hiç çalışmadığını, sahiplerini de tanımadığını beyan etmiştir. 12-Sigortalılık kaydı yapılan ... ifadesinde; sanıklardan ...'u tanıdığını, ... inşaat firmasında bir süre işçi olarak çalıştığını ancak tarihlerini hatırlamadığını, çalıştığı süre zarfında sigortasının yatırılıp yatırılmadığını bilmediğini, zaten kısa bir süre çalıştığını beyan etmiştir. 13-Sigortalılık kaydı yapılan ... mahkemedeki ifadesinde; sanıklar ... ve ...'ın uzaktan akrabası olduğunu, ...'ı ise tanımadığını, sanıklar ... ile ...'nin sahibi oldukları ... inşaat firmasında bir kaç gün çalıştığını, çalıştığı sürede de Adana da almış oldukları bir yol işinde parke taşı döşemeceliği yaptığını, çalıştığı süre zarfında kimler ile çalıştığını bilmediğini, iş yerinin adresine ilişkin olarak da herhangi bir bilgisi olmadığını, sigorta bildiriminin kim tarafından yapıldığını da bilmediğini, çalıştığı süreye ilişkin olarak, SGK girişinin yapıldığını bildiğini beyan etmiştir. 14-Hakkında beraat kararı verilen temyiz dışı sanık ... ... savunmasında; ...'un babası ve ortağı olduğunu, ...'ın şirketin muhasebecisi olduğunu, ...'un iş yerinde işçileri yönettiğini fili bir çalışması olduğunu, iş yerinde kimse SGK'ya çalışmadığı halde çalışıyor gibi gösterilmediğini, sahte sigortalılık bildiriminde bulunmadıklarını, 1998 yılından beri babasının da iş yerinde çalıştığını, annesi ve eşinin büro elemanı olarak çalıştığını ..., ..., ... isimli şahısları tanımadığını, bu şahısların iş yerlerinde çalışmadığını, ..., ...'ın iş yerinde çalıştığını beyan etmiştir. 15-Sanık ... kolluk ifadesinde, ... İnş. Tur. Taah. Tic. Ltd. Şti. isimli firmanın kendisine ait olduğunu, bu firmayı hatırladığı kadarıyla 1998 yılında açtığını, bu iş yerinde oğlu olan ... ...'un da ortak olduğunu, inşaat yaptıklarını, bu iş yerinde çalışan kişilerle ... ...'un ilgilendiğini, ...'un gelini olduğunu, ofiste çay ve temizlik işiyle uğraştığını, bu sebeple kendisini sigortalı olarak gösterdiklerini, ...'un eşi olduğunu, ... gibi iş yerinde temizlik ve çay işleriyle uğraştığını, büroya gelen evrakları gelininin ve eşinin aldığını aldığını, ... isimli şahsı tanıdığını, iş yerinin muhasebe kayıtlarını tutan ... SAK'ın abisi olduğunu, iş yerinde çalışıp çalışmadığını bilmediğini, ..., ..., ... isimli şahısları tanımadığını bu şahısların iş yerinde çalışıp çalışmadıklarını bilmediğini, ...'un iş yerimizde çalışıp çalışmadığını bilmediğini beyan etmiştir. Sanık ... mahkemedeki savunmasında; ... şirketinin ortağı olduğunu, devamlı iş yerinde çalışmadığını, işten çıktığında ve girdiğinde bildirimlerini yaptıklarını, ancak bunların sahte bildirimler olmadığını, muhasebeciye vekalet verdikleri için bildirimleri onun yaptığını, muhasebeci ...'ın girdileri çıktıları yaptığını savunmuştur. Sanık ... istinaf aşamasındaki beyanında; vergi, alım satım işleriyle sanık ...'in uğraştığını, ona güvendiklerini savunmuştur. 16-Sanık ... kovuşturma aşamasında yakalama üzerine 03.05.2019 tarihinde alınan savunmasında özetle; sanıklar ... ... ile ...'un, ... şirketinin ortakları olduğunu, şirketin muhasebeciliğini yaptığını, belirli süre bizzat firmanın inşaatında çalıştığını, iddianamede belirtilen işçilerin işe giriş bildirgelerini muhasebe bürosunda çalışan şirket elemanları yaptığını, bu yapılan işlemden ...'un haberi olduğunu, kendisinin bizzat bu işlemi yapmadığını, bu bölümde sorumlu olan ve ...'un talimatıyla işçilerin online sistemde işe giriş bildirgelerini düzenleyen kişinin Nasıf Yıldırım olduğunu, bu olayla bir ilgisi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. Sanık ... kovuşturma aşamasında yakalama üzerine 22.11.2020 tarihinde alınan savunmasında özetle; sanıklar ... ... ve ... 'u tanıdığını, bu kişilerin o tarihlerde çalıştırmış oldukları şirketin muhasebe işi ile uğraştığını, bu kişilerin Adana Büyükşehir Belediyesinin kaldırım düzenleme işlerini yaptıklarını, bu şirket sahipleri kendisine bu şirkette çalışacakların T.C Kimlik nolarını bildirdiklerini, bu olayla hiç bir ilgisi olmadığını, patronlarının kendisine bildirmiş oldukları isimleri sigorta başlangıcı için bildirmek zorunda olduğunu, bu kişilerin aylık primlerini patronlarının gördüğünü, yani kendisinin şirkette kimlerin çalıştırıldığını kimlerin çalıştırılmadığını fiilen bilemediğini, muhasecilik işi yaptığını, asıl bu giriş çıkışları patronlarının ilgilendiğini, zaten bu şirkete giriş çıkış yapan çok kişi olduğunu, çünkü bu dosyaların emanet olarak alındığını, bu suçu işlemesinin mümkün olmadığını, kesinlikle üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, böyle bir suç varsa bu suçun asıl faillerin patronları yani işin sahipleri ... ... ve ... olduğunu, bu firmanın o tarihlerde sadece muhasebesine baktığını savunmuştur. -Sanık ... istinaf aşamasındaki beyanında; diğer sanıklara yasal olarak ne yapmaları gerektiğini söylediğini, olaylarla bir ilgisi olmadığını savunmuştur. A. İlk Derece Mahkemesi'nin Kabulü Şirket yetkilisi olan sanık ..., tanıklar ..., ..., ... ve ...'un bahse konu iş yerinde fiili çalışmaları bulunmamasına karşın işe giriş bildirgesi düzenleyerek bu şahısların sigortalı gösterilmesinden sorumlu olduğu. Sanık ...'ın ise tanıklar ..., ... ve ...'nın fiili çalışmaları bulunmamasına karşın işe giriş bildirgesi düzenleyerek sigortalı gösterilmelerinden sorumlu olduğu, bu şekilde sanıklar ... ve ...'ın, Bilişim Sistemine veri yerleştirme suçunu işledikleri kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi'nin Kabulü ... İnşaat Turizm, Taah. Tic. Ltde. Şti. isimli işyerinin ortağı olan sanık ... ile şirketin muhasebe işlerini yürüten sanık ...'a yüklenen gerçekte adı geçen işyerinde fiilen çalışmayan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli kişileri işyerinde çalışıyor gibi e-bildirge vermek suretiyle internet ortamında SGK'ya bildirme şeklinde sanıklara yüklenen ve suç oluşturduğu iddia edilen fiilin yasada suç olarak tanımlanmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bilişim sistemindeki verileri bozma yoketme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme vb. suçundan sanıkların ayrı ayrı beraatleri yerine mahkumiyetlerine yönelik kararında isabet bulunmadığı gerekçesi ile sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüş, sanıkların 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Somut olayın isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından;öncelikle bilişim sistemine veri yerleştirme,değiştirme,verileri bozma ve yok etme suçlarını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesi ve resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesi üzerinde durularak yapılan değerlendirmede; A-"Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme " suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinde; "(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile bilişim sistemlerinin doğru ve işlevine uygun şekilde faaliyetine devam etmesi sağlanmak istenmiştir. Sisteme doğru verilerin yerleştirilmesi maddeye uyan suçu oluşturmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, ikinci fıkrasında, bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka yere gönderme fiilleri suç olarak düzenlenirken, Üçüncü fıkrada, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen eylemlerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde gerçekleştirilmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılacağı hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesi ile bilişim alanında suçlar bölümünde yer alan 243 üncü maddede olduğu gibi bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi amaçlanmıştır. 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme şeklinde birden seçimlik harekete yer verilmiş ancak sisteme hukuka uygun veya hukuka aykırı girilmesi şeklinde bir ayrıma gidilmemiştir.Maddenin üçüncü fıkrasında ise birinci ve ikinci fıkralarda yer alan seçimlik hareketlerden biri veya birkaçının kamu kurumuna ait sistem üzerinde işlenmesi halinde cezanın arttırılacağını düzenleyen nitelikli hale yer verilmiştir. Seçimlik hareketlerden sisteme veri yerleştirme suçunun oluşması için; çeşitli veri sağlayıcısı tarafından sistemin maliki ya da ilgilisinin rızası alınmaksızın sisteme gerçeğe aykırı şekilde veri girişi yapmak ya da veri taşıma araçları ile yükleme yapmak gerekir. B- Resmî belgede sahtecilik suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesinde; "(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için; resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda;sahtecilik suçunun maddi konusu olan "belge" yada "elektronik belge" kavramı tanımlanmamış,bu konuda bir sınırlama getirilmemiş, belgenin tanımlanması uygulamaya bırakılmıştır. Uygulamada ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında ise; hukuki değer taşıyan içeriğe sahip,hukuki hüküm ifade eden,bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan,taşınabilen bir şey üzerine yazılan ve düzenleyeni belli olan yazılar belge olarak tanımlanmıştır. Belgenin düzenlenme şekli, imzalı olması gerekip gerekmediği, belli bir işaret, amblem, hologram, etiket, mühür vb taşımasının zorunlu olup olmadığı belgenin niteliğine ve düzenlendiği mevzuata göre tespit edilmelidir. Yukarıda da belirtildiği üzere;her ne kadar belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Özellikle belge ile ilgili başkaca yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi, gelişen toplumsal yaşam ile özel ve kamudaki yazışmaların elektronik ortamda yapılıyor olması nedeniyle “belge” kavramının tanımı yapılmamıştır. Bu aşamada elektronik ortamda yapılan işlemlerin belge niteliği ve elektronik ortamda yapılan veri girişleri ve değişiklikleri ile ilgili eylemin nitelendirilebilmesi için ilgili mevzuattaki düzenlemelere bakmak gerekmektedir. Konu ile ilgili olması nedeniyle aşağıda belirtilen mevzuat hükümlerine bakıldığında; - 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 3/a maddesinde veri; “elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan veya saklanan kayıtlardır” denilmiştir. -5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2/1-k maddesinde ise veri, “bilgisayar tarafından üzerinde işlem yapılabilen her türlü değer” olarak tanımlanmıştır. -5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5 inci maddesindeki ''Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur. Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile banka teminat mektupları dışındaki teminat sözleşmeleri, güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez'' hükmü uyarınca, istisnalar dışında güvenli elektronik imza ile ıslak imzanın aynı hukuki değere sahip oldukları belirtilmiştir. Elektronik imza ve buna ilişkin düzenlemelerin dışında da Kanun koyucu elektronik verilerin ''belge'' olarak kabul edildiği bazı özel düzenlemeler yapmıştır. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun suç tarihinde yürürlükte bulunan "Bilgi ve Belge İsteme Hakkı, Bilgi ve Belgelerin Kuruma Verilme Usûlü" başlıklı 100 üncü maddesine değinmek gerekmektedir. -5510 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 100. maddesi; "5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler doğrudan, münferit olarak bilgi ve belge istenmesi hariç olmak üzere kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar ise Kurumla yapılacak protokoller çerçevesinde, Devletin güvenliği ve ... dış yararlarına karşı ağır sonuçlar doğuracak hâller ile özel hayat ve aile hayatının gizliliği ve savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla özel kanunlardaki yasaklayıcı ve sınırlayıcı hükümler dikkate alınmaksızın gizli dahi olsa Kurum tarafından kişilerin sosyal güvenliğinin sağlanması, 6183 sayılı Kanuna göre Kurum alacaklarının takip ve tahsili ile bu Kanun kapsamında verilen diğer görevler ile sınırlı olmak üzere istenecek her türlü bilgi ve belgeyi sürekli ve/veya belli aralıklarla vermeye, bilgilerin elektronik ortamda görüntülenmesini sağlamaya, görüntülenen bu bilgilerin güvenliğini sağlamaya, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü belge ile vermek zorunda oldukları bilgilere ilişkin mikrofiş, mikrofilm, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm sistem ve şifreleri incelemek için ibraz etmeye mecburdurlar. Bu madde kapsamında ilgili kişi, kurum ve kuruluşlar Kurumun belirleyeceği süre içerisinde söz konusu talebe cevap vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlüdürler. Kurum, bu Kanun gereği verilecek her türlü belge veya bilginin internet, elektronik ve benzeri ortamda gönderilmesi hususunda, gerçek ve tüzel kişileri zorunlu tutmaya, Kuruma verilmesi gereken her türlü belge, bildirge ve taahhütnameyi diğer kamu idarelerine ait formlarla birleştirmeye, söz konusu belgeleri kamu idarelerinin internet ve elektronik bilgi işlem ortamından almaya, bu idarelere yapılacak bildirimleri Kuruma verilmiş saymaya, bu Kanunun uygulaması ile ilgili işveren, sigortalı ve diğer kurum, kuruluş ve kişilerin talepleri üzerine veya re’sen düzenleyeceği her türlü bilgi ve belgeyi bilgi işlem ortamında oluşturmaya, bu şekilde hazırlanacak olan bilgi ve belgelerin sadece internet ve benzeri iletişim ortamından ilgili kişilere verilmesini kararlaştırmaya yetkilidir. Elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgeler adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerlidir. Belge veya bilgileri internet, elektronik ve benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulan gerçek ve tüzel kişilerin, Kurumun bilgi işlem sistemlerinin herhangi bir nedenle hizmet dışı kalması sonucu belge ve bilgiyi, bu Kanunda öngörülen sürenin son gününde Kuruma gönderememesi ve muhteviyatı primleri de yasal süresi içinde ödeyememesi halinde, sorunların ortadan kalktığı tarihi takip eden beşinci işgününün sonuna kadar belge veya bilgiyi gönderir ve muhteviyatı primleri de aynı sürede Kuruma öder ise bu yükümlülükleri Kanunda öngörülen sürede yerine getirmiş kabul edilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde; "100 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile; Kurumun, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilerden bilgi ve belge isteme yetkisine imkan tanınması sağlanmış, Kuruma verilmesi gereken her türlü belgenin diğer kamu idarelerine ait formlarla birleştirilmesi, internet ve elektronik bilgi işlem ortamında alınması, bu idarelere yapılacak bildirimlerin Kuruma verilmiş sayılması, Kanundaki bildirim ve prim ödeme sürelerinin yeniden belirlenmesi, işveren ve sigortalılar ile ilgili her türlü bilgi ve belgenin bilgi işlem ortamında oluşturulması hususunda Kurum yetkili kılınmakta, ayrıca elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgelerin, adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge niteliğine sahip olduğu düzenlenmiştir." şeklindedir. Görüldüğü üzere bu madde, Sosyal Güvenlik Kurumunun bilgi ve belge isteme hakkı ile bunların hangi yöntemle Kuruma verileceğine ilişkin hükümleri içermektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen kurum ve kuruluşlarla gerçek ve tüzel kişiler, 6183 ve 5510 sayılı Kanun'un uygulamasıyla sınırlı kalmak koşuluyla, Kurumca istenecek her türlü bilgi ve belgeyi sürekli veya belirli aralıklarla Kuruma vermeye, elektronik ortamda görüntülenmesini sağlamaya ve görüntülenen bu bilgilerin güvenliğini sağlamakla yükümlüdürler. -5510 sayılı Kanun'un "Sigortalı bildirimi ve tescili" başlıklı 8 inci maddesinin son fıkrası; "Sigortalı işe giriş bildirgesinin şekli ve içeriği, bildirgenin verilme yöntemleri ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindedir. 5510 sayılı Kanun'da yer alan bu düzenlemelerle; Sosyal Güvenlik Kurumu görevlileri tarafından elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgelerin adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerli olacağı, başlangıçta sosyal güvenlik kurumu görevlilerine yazılı olarak verilen işe giriş bildirgelerinin elektronik ortamda verilmesinin zorunluluk haline getirildiği görülmektedir. 5510 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında;açıkça elektronik ortamda yetkili kişilerce hazırlanacak bilgi ve belgelerin adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerli olduğu belirtildiğinden, usulüne uygun düzenlenmiş işe giriş bildirgesinin resmi belge niteliğinde olduğu açıktır. Kamu kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sisteme giriş yetkisi verilen kişinin bu yetkisinin hukuka ve usule uygun veri girişi ile sınırlı olduğu kuşkusuzdur. İşyeri sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından katılan ... ile yapılan sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle sisteme girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri Sosyal Güvenlik Kurumuna ait bilgi işlem ortamının veri tabanına yerleştirerek 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince resmi belge niteliğinde kabul edilen kayıtların oluşturulmasından ibarettir. Bu haliyle kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir beyanı iletmekten ibaret ...; 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında düzenlenen suçun seçimlik hareketlerinden olan kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme tipiklik hareketini oluşturmaktadır. Ancak 5510 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, katılan kurum ile yapılan sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle elektronik ortamda hazırlanan işe giriş bildirgeleri adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca resmi belge sayılan elektronik işe giriş bildirgesinin içeriğinin gerçeğe aykırı şekilde oluşturulmasından ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun seçimlik hareketlerinden resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi tipiklik hareketini oluşturduğu kabul edilmelidir. Gerçeğe aykırı elektronik işe giriş bildirgesi düzenlenmesi hâlinde bu durumda eylemin 5237 sayılı Kanunun 204 üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçunu mu yoksa 5237 sayılı Kanunun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunu mu oluşturduğu tartışması ortaya çıkmaktadır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.09.2020 tarih,2017/11-1122 Esas,2020/381 Karar sayılı ilamında; doktrinde benimsenen görünüşte içtima halinde hangi kanunun uygulanacağı hususunda özel normun önceliği ilkesinin de belirleyici olduğu,genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm, genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva ettiği,böyle bir durumda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel norm uygulanacağının belirtildiği, Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesinin ikinci fıkrasındaki bu düzenlemenin elektronik belgelerde yapılacak sahtecilik eylemlerine ilişkin özel norm niteliğinde olduğu ve özel normun önceliği ilkesi gereğince de genel normun değil özel normun uygulanması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda,işveren veya yetki verdiği kişi tarafından elektronik ortamda sahte işe giriş bildirgesi düzenlemenin Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrasında yer alan resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan aynı Kanun’un 244. maddesinin ikinci fıkrasındaki bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında;oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; iş yerin yetkilisi ve muhasebecisi olan sanıkların ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahısları gerçekte fiilen çalışmaları olmadığı halde çalışıyormuş gibi göstererek ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ait elektronik ortamda işe giriş bildirgesi düzenleyerek bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; Sosyal Güvenlik Kurumunun 10.05.2018 tarihli yazısında 2017/25 sayılı denetmen raporuna istinaden iptal edilen işe giriş çıkış bildirgelerinin internet ortamında verildiğinin belirtildiği ancak işyerine ait sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu, kullanıcı şifresi başvuru formu ve e-sigorta sözleşmesiyle verilen kod ve kullanıcı şifresinin kime, hangi tarihte teslim edildiği hususlarında bilgi verilmediği, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan işyerine ait sigorta hizmetleri internet kullanıcı kodu, kullanıcı şifresi başvuru formu ve e-sigorta sözleşmesiyle verilen kod ve kullanıcı şifresinin kime, hangi tarihte teslim edildiği, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahıslara ilişkin elektronik işe giriş bildirgelerinin kim tarafından düzenlendiğinin Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulması, işe giriş bildirgelerinin Kurum sistemine girildiği ana ilişkin LOG kayıtları ile Kurum sistemine erişimin sağlanan IP adres bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ya da internet servis sağlayıcısı kurumlardan araştırıldıktan ve tüm deliller toplandıktan sonra sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi, Elektronik işe giriş bildirgelerinin sanıklar tarafından düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde; sanıkların ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında elektronik ortamda sahte işe giriş bildirgesi düzenleme eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan aynı Kanun’un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasındaki kamu kurumuna ait bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğu, bu şekilde zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.06.2023 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE TCK.nın 244. maddesi "topluma karşı suçlar" kısmında düzenlenmiş olup madde gerekçesinde de açıklandığı üzere ''bilişim sistemlerine yöneltilen ızrar filleri özel bir suç haline getirilmiştir". Mala zarar verme suçunun özel bir şekli olarak düzenlenen bu suçla korunan hukuki yarar, sistemin usulüne uygun çalışmasını sağlamak, bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutulmuş sistemin sorunsuz çalışmasının sağlanmasıdır. Ancak bunun yanında bilişim sistemine olan ... de koruma altına alınmıştır. Sisteme veri yerleștirme suçunda, diğer verilere bir zarar verilmemekte, ancak sistem ve diğer veriler zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır Oysa yetkili kişi tarafından, işyerinde çalışmayan bir kişinin çalışmış gibi sisteme girilmesi sisteme zarar vermediği gibi zarar verme tehlikesi de yaratmamaktadır. Eylemin sabit görülmesi halinde ancak idari bir tasarrufla işlemin iptali ve başka idari yaptırımlar söz konusu olabilecektir. Bu nedenlerle sanıkların eyleminde bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları olușmadığından Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının beraat olarak düzeltilerek esastan reddine kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştr. 06.11.2024