Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2023/4442 E. , 2024/6293 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1422 E., 2022/1692 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2023/4442 E. , 2024/6293 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1422 E., 2022/1692 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul ve hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ 1.Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.02.2021 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2.Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 12.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası'nın(f) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandınlmasına ve hak yoksunluklanna karar verilmiştir. 3.Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/116 Esas, 2021/676 Karar sayılı kararı; sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf talebi üzerine dava dosyasının gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi 25.11.2022 tarih, 2021/1422 Esas, 2022/1692 Karar sayılı kararı ile; hükmün 3 ve 4 numaralı bendinin hükümden çıkartılmak ve 3 üncü bent olarak gelmek üzere; " 3- Sanık hakkında verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak TCK 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin eklenmesi ve diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün 303/1 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1.a ve 286/1. maddeleri gereğince Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz isteği; alt sınırdan uzaklaşılarak fazla cezaya hükmedildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmediğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinin değerlendirilmediğine ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz isteği; mahkemenin görevsizliğine ve suçun cinsel amaçla işlendiğinden suçun nitelikli halinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanık ...'in suç tarihinde 14 yaşında olan ...'ı beraber çalıştıkları tütün ekiminde gündüzden konuşarak aynı günün gecesi evlenme maksatlı olarak kaçırıp sanığın eniştesi ...'ya ait eve getirmesine ve aynı gecenin sabahında mağdur katılan ...'ın, mağdurun babasına teslim edilmesi iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınmıştır. Bu hürriyet, hem suç şüphesi altında bulunan kişiler, hem de bir suçun mağduru olan kişiler yönünden güvenceler getirmektedir. Ceza muhakemesi hukukunun amacı, maddi gerçeği bulmaktır. Bu bağlamda temyiz kanun yolu denetiminin amacı ise, hükümdeki hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmaktır. Hukuka aykırı bir hükmün kesinleşmesinin ve infaz edilmesinin hukuk devletinde doğurabileceği sorunların ne denli tehlikeli sonuçlara yol açabileceği izahtan varestedir. Bu itibarla temyiz kanun yolunda hükmün hukuka aykırılık taşıyıp taşımadığı hususu denetlenmektedir. Temyiz nedenlerinin maddi hukuka aykırılık iddiasına dayandığının anlaşılması karşısında, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin uyguladığı maddi ceza normlarının hukuka uygun olmasının, maddi olayın doğru ve eksiksiz bir şekilde tespit edilerek bu tespite uygun olan maddi hukuk normlarının uygulanmasına bağlı olduğu, buna göre hükmün hukuki yönüne ilişkin olan ve hükme etki eden maddi olay değerlendirmesindeki hukuka aykırılıkların da temyiz kanun yolunda incelenebileceği hususları ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin Hükümet Tasansı'ndaki gerekçesinde belirtildiği üzere, delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde hukuka aykırılık halinin oluşacağı dikkate alınarak, Özel Dairece, fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, fiilin hangi suçu oluşturduğu, eksik araştırmaya dayalı olarak hükmün kurulup kurulmadığı, hükmün doğru tesis edilip edilmediği, gerekçenin dava dosyası kapsamına uygun olup olmadığı, dava dosyasına yansıyan ve hükme etki edebilecek delillerin karar yerinde tartışılıp tartışılmadığı, bu bağlamda maddi sorunun isabetli bir şekilde tespit edilip edilmediği gibi dava dosyasına yansıyan tüm maddi hukuka aykınlıklar ile temyiz dilekçesinde muhakeme hukukuna aykırılık iddiasında bulunulmadığından usul hükümlerine uygunluk bakımından da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 289. maddesinde yazılı bulunan hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olup olmadığı yönlerinden temyiz incelemesi yapılması, belirtilen maddi gerçeği bulma amacına hizmet etmektedir. Gerçekten, suç vasfının doğru belirlenmesi, cezayı artıran ve eksilten sebeplerin, varsa nitelikli hallerin isabetli uygulanması ceza muhakemesi hukukunun amaçları ile adil yargılanma hakkının ve hak arama hürriyetinin bir zorunluluğudur. Nitekim, Ceza Genel Kurulu da 2018/13-297 Esas, 2019/461 Karar ve 2013/15-509 Esas 2014/170 Karar sayılı kararlannda hükmün bu yönlerden de temyiz kanun yolunda denetlenebileceğine içtihat etmiştir. Açıklandığı üzere, hak arama hürriyeti, sanık yanında katılan yönünden de önemli bir teminat oluşturmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesindeki kuralın hak arama hürriyetini kısıtlayan bir norm olduğu nazara alındığında, katılanın temyiz isteminin bulunduğu durumlarda da bu normun dar yorumlanması gerekmektedir. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-b maddesinde katılanın sanık aleyhine temyize başvurmasını kısıtlayan açık bir düzenleme bulunmadığından, katılanın vaki aleyhe temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği benimsenerek yapılan incelemede; Olay tarihinde sanığın katılan mağdure ile gündüzden konuşarak evlenme amacıyla kendisini kaçıracağını beyan ettiği, mağdurun suç tarihi itibariyle 14 yaşında olduğu, gece sanığın katılan mağdurun evinin civarına gelerek katılan mağduru kaçırdığı ve eniştesi ...'nun evine götürdüğü, hem soruşturma hem kovuşturma aşamalarındaki istikrarlı ve birbiriyle uyumlu beyanlarında sanığın kendisini kaçırdıktan sonra yolda cinsel tacizde bulunduğu yönünde anlatımlarının olduğu, sanığın katılana yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlardan da anlaşıldığı üzere sanığın hakkında ceza tayin olunurken, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nin, 25.11.2022 tarihli ve 2021/1422 Esas, 2022/1692 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'ne, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 10.07.2024 tarihinde karar verildi.