İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/12909 Karar: 2024/5573 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/12909 K.2024/5573

8. Ceza Dairesi 2024/12909 E. , 2024/5573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/160 E., 2023/151 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanu

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/12909 E. , 2024/5573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/160 E., 2023/151 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanu

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/12909 E. , 2024/5573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/160 E., 2023/151 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ A-Sanık hakkında, Gönen Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B- Gönen Sulh Ceza Mahkemesinin, 18.04.2014 tarihli ve 2013/357 Esas, 2014/201 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 ve 452 nci maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. C. Kararın sanık tarafından temyizi ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 19.02.2018 tarih, 2017/4929 Esas, 2018/931 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin değerlendirilmesi için bozma kararı verilmiştir. D. Bozma sonrası yapılan yargılamada Gönen Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2018 tarih, 2018/435 Esas, 2018/889 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 ve 52 nci maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 25.10.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. E. Sanığın 14.08.2019 tarihli eylemine ilişkin Gönen Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarih, 2020/168 Esas, 2021/443 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yenide ele alınarak Gönen Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2023 tarihli ve 2012/160 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 ve 52 nci maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, temyiz ettiğine ve diğer dosyaları ile 5237 sayılı Kanun 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca birleşmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. Dava konusu olay, sanığın bulunduğu araçta ele geçen uyuşturucu madde ile yapılan idrar tahlilinde uyuşturucu madde kullandığının tespitine ilişkindir. B. Sanık ele geçen maddeyi içmek için aldığını ikrar etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Başka suçtan hükümlü bulunan sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin yüze karşı açıklanmasından itibaren başlayacağı bildirilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesi uyarınca sanığa, hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin bildirimde bulunulmaması nedeniyle kanun yoluyla bildiriminin eksik olduğu ve sanığın yanıltıldığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmemiş ve sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde kabulü ile yapılan incelemede, Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için ... ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'nun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gönen Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2023 tarihli ve 2012/160 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla