Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13048 E. , 2024/7904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1144 E., 2019/880 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün;
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13048 E. , 2024/7904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1144 E., 2019/880 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Sanığın 01.02.2011 tarihli eylemi nedeni ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2011 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında İzmir 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.05.2011 tarih, 2011/202 Esas, 2011/373 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı kanunun 191 inci maddesini ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiştir. B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.09.2013 tarihli kararı ile sanığın 5237 sayılı kanunun 191 inci maddesini birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. C. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 01.06.2017 tarihli kararı ile 6545 sayılı Kanun kapsamında bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2017 tarih, 2017/521 Esas, 2017/957 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. D. Sanığın 27.03.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2018 tarihli kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınmıştır. İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarih, 2018/1144 Esas, 2019/880 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesini birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanığın üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeye ilişkin yapılan kriminal incelemede ele geçirilen maddelerin uyuşturucu maddelerin uyuşturucu maddelerden esrar içerdiğinin tespiti ile sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suç tarihinde sanığın kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın aldığı, polisler tarafından şüphe üzerine kimlik sorgulanırken sol koluna elbisenin içine saklamış olduğu, uyuşturucu maddenin koldaki kabarıklık sebebiyle farkedildiği, bu maddenin iki içimlik esrar maddesi olarak adlandırıldığı, sanığın içmek amacıyla satın aldığını, polisi görünce montunun sol kısmına sakladığı, ancak polislerin bunu farkettiğini savunduğu, uzmanlık raporu ile suça konu maddenin yeşil renkli bitki, uç kısımları olduğu, esrar içerdiğinin belirlendiği, açılan kamu davasında İzmir 14. Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine sanığın uymadığı görülmekle mahkumiyet kararı verilmiştir. Yargılama konusu suçun işlendiği tarihte sanığın daha önce işlediği aynı suçtan verilmiş ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin bulunmadığı görülmekle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakımasına karar verilmiştir. Sanığın yine kulanmak amacı ile uyuşturucu madde satın alıp bulundurmak niteliğinde kasıtlı suç işleyip ceza almış ve cezasınında kesinleşmiş olması nedeniyle bu HAGB kararının kaldırılmasına hükmün açıklanmasına karar verilerek, mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için ... ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanunun 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.10.2019 tarih, 2018/1144 Esas, 2019/880 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.