Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13151 E. , 2024/8598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/46 E., 2020/284 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13151 E. , 2024/8598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/46 E., 2020/284 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.01.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 11.06.2012 tarihli ve 2012/203 Esas, 2012/881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiş, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Beykoz 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04.12.2013 tarihli ve 2013/827 Esas, 2013/1276 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. C. Kararın sanık tarafından temyizi ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 10.09.2015 tarih, 2015/3068 Esas, 2015/3495 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin değerlendirilmesi için bozma kararı verilmiştir. D. Bozma sonrası yapılan yargılamada Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2016 tarih, 2015/943 Esas, 2016/319 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 29.12.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. E. Sanığın 04.10.2018 tarihli eylemine ilişkin Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/539 Esas, 2019/308 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2020/46 Esas, 2020/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY ve OLGULAR Dava konusu olay kolluk görevlilerini gören sanığın yere attığı maddenin uyuşturucu madde olduğunun tespiti ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin kabulü Sanığın görevlileri gördüğünde yere suça konu maddeyi attığı, ekspertiz raporuna göre bu şekilde ele geçen ve incelemeden arta kalan esrar maddesi ile esrar maddesi bulaşıklı ambalajı olduğu böylelikle sanığın üzerine yüklenen suçu işlediği sabit kabul edilmiştir. Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2016 tarih 2015/943 Esas 2016/319 Karar sayılı kararıyla sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen 5 yıllık deneme süresi içerisinde, bu kez 04.10.2018 günü "Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma" suçunu işleyen ve bu suç nedeniyle kesinleşen Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/539 Esas 2019/308 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyetine hükümolunan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davası üzerine 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yasal düzenleme dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine sanığın denetim süresi içerisinde "6136 sayılı Kanun'a muhalefet” suçunu işlediği gerekçesi ile hükmün açıklanarak sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve aynı Kanunun 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 191 inci madde hükümleri çerçevesinde verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararların 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olduğu, bu itibarla hükmün ancak; ihbara konu suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu olması halinde açıklanabileceği gözetilmeksizin, “6136 sayılı Kanun'a muhalefet” suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi, Kabule göre; A. Bozma ilamının sanık lehine olduğu, bozmaya konu 04.12.2013 tarihli kararda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince belirlenen 10 ay hapis cezasının aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) gereğince paraya çevrilmesi suretiyle 6.000,00 TL lirası adli para cezasına hükmedildiği halde bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranılarak sanığın kazanılmış hakkının gözetilmemesi, B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için ... ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Beykoz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.03.2020 tarihli ve 2020/46 Esas, 2020/284 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2024 tarihinde karar verildi.