Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13164 E. , 2024/5941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/581 E. 2021/638 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değ
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13164 E. , 2024/5941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/581 E. 2021/638 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.07.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Nazilli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin,24.12.2013 tarihli ve 2013/459 Esas ve 2013/249 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi, uyarınca 1hapis cezası ile cezalandırılmasına, yine aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hapis cezasının 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine dair hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 12.12.2018 tarihli 2017/4917 Esas, 2018/703 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, C. Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2019 tarihli ve 2018/274 Esas, 2019/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 26.03.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. D. Sanığın denetim süresi içinde 02.12.2019 tarihinde işlediği " kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak" suçundan Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli 2021/581 Esas, 2021/638 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; verilen cezayı temyiz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. Sanık aşamalardaki savunmalarında uyuşturucu madde kullandığını belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabulü; Sanığın olay tarihinde karıştığı kavga olayına ilişkin yürütülen soruşturmada sanığın uyuşturucu madde kullandığının beyan edildiği, sanığın kendisine yöneltilen suçlamayı inkar etmediği, uyuşturucu madde kullandığını kabul ettiği ancak tedavi olmak istemediğinden mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için ... ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek davalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'nun 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, B. Sanığın eylemi nedeniyle, bozma öncesi hükümde 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ,24.12.2013 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 12.12.2018 tarihli bozma ilamı ile bozulduğunun anlaşılması karşısında; 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklindeki düzenleme gereğince 24.12.2013 tarihli hükümle tayin edilen 6.000,00 TL adli para cezasının sonuç ceza açısından sanık bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama sonucu 10 ay hapis cezasına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu tespit edilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Nazilli 4.Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli 2021/581 Esas, 2021/638 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2024 tarihinde karar verildi