İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14247 Karar: 2024/4975 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14247 K.2024/4975

8. Ceza Dairesi 2024/14247 E. , 2024/4975 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 08.06.2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 Karar 2. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14247 E. , 2024/4975 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 08.06.2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 Karar 2. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14247 E. , 2024/4975 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 08.06.2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 Karar 2. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet KANUN YARARIBA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün 30.06.2017 tarihinde kesinleştirildiği, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 06.07.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.11.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB- 2022/151117 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2023 tarihli ve KYB- 2022/151117 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 sayılı Kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ve aynı Dairenin 05.10.2020 tarihli ve 2020/3684 Esas, 2020/4900 Karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı 15 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edilebileceğinin gösterilmesi gerektiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin kararda belirtilmediği gibi bu süre içerisinde itiraz hakkının olduğuna dair meşruhatlı tebliğin de yapılmadığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği, bununla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın 19.04.2016 tarihinde tebliğ yapılarak kesinleştirildiği anlaşılmakla birlikte, bu karara ilişkin itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden 22.03.2016 tarihinde Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısının gönderildiği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2018/2861 Esas, 2019/3321 Karar sayılı ilamında '' Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik Türk Ceza Kanunu'nun 191/5 inci maddesinde “Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart “Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama” şartı olup, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak “yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme” şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak “ısrar” koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak “ısrar şartı” aranmayacaktır.'' şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki mevcut düzenlemeler kapsamında “yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme” şartı aranmadığı gözetilerek yapılan incelemede, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2 nci maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2 nci maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, Aydın Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 22/03/2016 tarihli çağrı kağıdının mernis şerhli olarak sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda Mernis adresi olan "Efeler Mah. 1465 Sk. No:17 Efeler/Aydın" adresine "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olması ve tebliğ imkansızlığı sebebiyle 7201 sayılı Tebligak K. nun 21/2 nci maddesi gereği evrak ...mahalle muhtarı... teslim edildi. 2 nolu haber kağıdı adresin kapısına yapıştırıldı." şeklindeki açıklamaya yer verilmek suretiyle doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2 nci maddesi uyarınca 31.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ imkansızlığının ne olduğu açıklanmaksızın sanığın belirtilen adreste oturup oturmadığı ya da adresten ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ilâmında "...Somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edildiği ancak bu aşamada da şüpheliye erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığı ve Türk Ceza Kanunu'nun 191/4 üncü maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğu gerekçesiyle dava açılarak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da, Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi de usulsüz olduğundan, bu kararın şüpheli tarafından öğrenilmiş olmasına rağmen, kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiğinden "durma" kararı verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerindedir. ..." şeklinde belirtildiği üzere, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan, tebliğ edilmeden ve itiraz süresi beklenmeden denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, Somut olayda, şüpheli hakkında Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/686 Esas sayılı kamu davasının açıldığından bahisle incelemeye konu Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/264 Esas dosyasının 5237 sayılı Kanun'un 191/6 ncı maddesi gereğince açıldığı, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/686 Esas sayılı dosyasının iddianamesinde ise Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/718 Esas sayılı dosyasında şüpheli hakkında uyuşturucu kullanmak suçundan dava açıldığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 191/6 ncı maddesi gereğince kamu davasının açıldığı, Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/718 Esas sayılı dosyasında ise şüpheli hakkında Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.03.2016 tarihli ve 2016/3989 Soruşturma, 2016/108 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda verilen denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden dolayı açıldığı anlaşılmakla, anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararda şüpheliye yukarıdaki 1 nolu gerekçede belirtildiği üzere usulüne uygun itiraz hakkı tanınmadığı cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durması yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 2016/718 Esas, 2017/456 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. B. Anayasa’nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesi uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, başka bir suçtan dolayı Aydın Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın yüzüne karşı verilen 08.06.2017 tarihli kararda, ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle de kararı istinaf edebileceği hususu gösterilmediğinden, kanun yolu bildiriminin eksik olduğu ve sanığın yanıltıldığı, bu nedenle anılan kararın da kesinleşmediği anlaşılmıştır. C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, bu itibarla anılan olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; Kanun yararına bozma isteminde; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca açılan kamu davasında, Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/718 Esas sayılı dava dosyasında bulunduğu iddia edilen hukuka aykırılık dayanak gösterilerek Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ve 2021/264 Esas, 2021/367 Karar sayılı dosyasının bozulması talep edilmiş ise de; yukarıda (1) nolu bölümde açıklandığı üzere Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/718 Esas ve 2017/456 Karar sayılı dava dosyasının henüz kesinleşmemesi sebebiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verildiğinden bu dava dosyasındaki istem yönünden de bu aşamada tespit edilemeyen hukuka aykırılığa dayanarak kanun yararına bozma kararı verilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki şartları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMLERİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla