Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14447 E. , 2025/1300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1207 E. 2019/125 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli iddianamesi
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14447 E. , 2025/1300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1207 E. 2019/125 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-2. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli, 2018/1207 Esas, 2019/125 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, 07.10.2015, 21.09.2015 ve 15.12.2014 tarihli eylemlerine ilişkin ayrı ayrı olmak üzere 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın 18.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 31.03.2023 tarihli ve 2022/27151 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40870 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 29/04/2021 tarihli ve 2019/7784 esas, 2021/5441 karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde de sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılması gerektiği, böyle bir bildirimin olmadığı durumda sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiği, somut olayda, sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/02/2015 tarihli karar her ne kadar 18/03/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, anılan kararın itiraza tabi olduğu belirtilmediği gibi, söz konusu kararda itiraz süresi ve merciine ilişkin bir bilginin de yer almadığı, ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada sanığa itiraz hakkının bildirilmediği, sanık hakkında denetime başlanmasının ise sonucu değiştirmeyeceği, dolayısıyla şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği cihetle, mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/02/2019 tarihli kararından önce, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2015 tarihli ve 2015/330 esas sayılı dosyası ile birleşen dosyalara esas teşkil eden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2015 tarihli ve 2015/92063 soruşturma, 2015/33845 esas, 2015/28290 sayılı iddianamesine konu suç tarihinin 21/09/2015, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06/11/2015 tarihli ve 2015/95383 soruşturma, 2015/35422 esas, 2015/29617 sayılı iddianamesine konu suç tarihinin ise 07/10/2015 olduğu, her iki suçun da 22/10/2015 tarihli iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, 21/09/2015 ve 07/10/2015 tarihli suçlar yönünden sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında söz konusu iki eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, anılan her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Sanığın 15.12.2014 tarihli eylemi sebebi ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.02.2015 tarihli ve 2015/4621 Soruşturma, 2015/718 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı verildiği, B. Sanığın 21.12.2014 tarihli eylemi sebebi ile 2015/18038 Soruşturma numaralı dosyasında tekrar 03.04.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, karar içeriğinde şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadığı, sanık hakkında 05.02.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinden karar kaldırılarak soruşturma dosyasının 2015/4621 Soruşturma numaralı dosya ile birleşmesine karar verildiği, C. Sanığın 03.03.2015 tarihli eylemi sebebi ile 2015/28564 Soruşturma numaralı dosyasında 31.03.2015 tarihinde usule uygun olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, kararın 18.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği ancak kesinleşmeden erteleme kararı kaldırılarak soruşturma dosyasının 2015/4621 Soruşturma numaralı dosya ile birleşmesine karar verildiği, D. Sanığın 19.03.2015 tarihli eylemi sebebi ile 2015/26072 Soruşturma numaralı dosyasının 2015/4621 Soruşturma numaralı dosya ile birleşmesine karar verildiği, E. Sanığın 15.12.2014, 21.12.2014,03.03.2015 ve 19.03.2015 tarihli eylemlerine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli iddianamesi ile İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, F. Sanığın 21.09.2015 tarihli eylemi sebebi ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2015 tarihli iddianamesi ile birleştirme talepli olarak İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi 06.11.2015 tarih, 2015/721 Esas, 2015/755 Karar sayılı Kararı ile aynı mahkemenin 2015/330 Esas sayılı dosyası ile birleşmesine karar verildiği, G. Sanığın 07.10.2015 tarihli eylemi sebebi ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2015 tarihli iddianamesi ile birleştirme talepli olarak İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi 18.11.2015 tarih, 2015/772 Esas, 2015/755 Karar sayılı Kararı ile aynı mahkemenin 2015/330 Esas sayılı dosyası ile birleşmesine karar verildiği, H. İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarih, 2015/330 Esas, 2015/849 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 15.12.2014, 07.10.2015 ve 21.09.2015 tarihli eylemlerine ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 05.01.2016 tarihinde kesinleştiği, I. Sanığın denetim süresi içerisinde 28.06.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ihbarı üzerine, hakkındaki hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. (3'er kez) maddeleri uyarınca üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezalarının anılan Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmelerine karar verildiği anlaşılmıştır. A. (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle infaz işlemlerine başlanamayacağı, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartıgerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. B. (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yönünden, (1) nolu bozma sebebine göre; istemde "kabule göre" şeklinde belirtilen istem hakkında karar verilmesi sonuca etkili görülmediğinden, bu husus inceleme dışı bırakılmıştır. III. KARAR A. (1) nolu istem yönünden ; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli, 2018/1207 Esas, 2019/125 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, B. (2) nolu istem yönünden; Kanun yararına bozma istemine dayanan kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar içeriğinin usule uygun olmadığı görülmekle gerekçe bölümünün (A) bendinde belirtilen bozma nedenine göre KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.