İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14535 Karar: 2025/3407 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14535 K.2025/3407

8. Ceza Dairesi 2024/14535 E. , 2025/3407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/28 E. 2019/148 K. HÜKÜMLÜ : Muharrem Özgün SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.20

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14535 E. , 2025/3407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/28 E. 2019/148 K. HÜKÜMLÜ : Muharrem Özgün SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.20

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14535 E. , 2025/3407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/28 E. 2019/148 K. HÜKÜMLÜ : Muharrem Özgün SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli kararı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/28525 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55566 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 10/10/2013 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2014/99 esas, 2014/150 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın haklı mazereti olmaksızın infaz için müracaat etmeyerek tedbirin gereklerine uygun davranmadığından davaya devam olunduğu ve yeniden yapılan yargılama sonucunda İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2014 tarihli ve 2014/309 esas, 2014/76 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin 8. fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tabi bulunduğu, her ne kadar, 25/09/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın denetim süresi içerisinde sanığın 05/01/2018 tarihinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2019 tarihli kararı ile, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-a maddesinde yer alan düzenleme uyarınca ısrar şartı gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına ilişkin karar verilmiş ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15/12/2021 tarihli ve 2021/13931 esas, 2021/13706 karar sayılı ilâmında yer alan, "...Suç tarihi olan 02/06/2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının kanuni bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, gerekçe kısmında ceza belirlenirken “alt sınırdan ceza tayin edildiği” ibaresine yer verildiği de dikkate alınarak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanığın aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. maddesinde yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, kanuna aykırıdır... 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde yer alan düzenleme uyarınca getirilen ısrar şartının sanık lehine olduğu düşünülse bile, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesindeki ceza miktarının artırılması sebebiyle aslında değişikliğin sanığın lehine olmadığı, bu itibarla ısrar şartının somut olayda uygulanamayacağı gözetilmeden, sanığın 05/01/2018 tarihinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince mahkemesince hükmün aynen açıklanması yerine yazılı şekilde durma kararı verilmesinde ve anılan hatalı durma kararını takiben sanığın denetimli serbestlik kararının gereklerine uyduğundan bahisle düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Hükümlü hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2013 tarihli, 2013/119507 Soruşturma, 2013/46881 Esas, 2013/21008 İddianame numaralı iddianamesi ile açılan kamu davasında İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.02.2014 tarih, 2014/99 Esas, 2014/150 Karar sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2014 tarih, 2014/309 Esas, 2014/76 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1.ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ve hak yoksunluklarına; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03.10.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, hükümlünün 05.01.2018 tarihli eylemi sebebi ile İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/81 Esas, 2018/509 Karar sayılı kararının ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2019 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/148 Karar sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazında ısrar şartının gerçekleşmediği belirtilerek kamu davasının durmasına karar verilerek dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uyması ile İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/148 Ek Karar sayılı kararı ile kamu davsının düşmesine karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun'un 191/4-a maddesinde yer alan düzenleme uyarınca getirilen "ısrar şartının" sanık lehine olduğu değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesindeki ceza miktarının artırılması sebebiyle değişikliğin sanığın lehine olmadığı, bu itibarla ısrar şartının somut olayda uygulanamayacağı, Ayrıca 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.2019 tarihli ve 2018/172 Esas, 2019/373 Karar sayılı ilamı dikkate alınmadığı, sanığın 05.01.2018 tarihinde kasten işlemiş olduğu suçtan mahkum edildiğinin ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince mahkemesince hükmün aynen açıklanması yerine yazılı şekilde durma kararı verilmesinde ve durma kararını takiben sanığın denetimli serbestlik kararının gereklerine uyduğundan bahisle düşme kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/28 Esas, 2019/148 Ek Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi. ...

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla