İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14539 Karar: 2025/3973 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14539 K.2025/3973

8. Ceza Dairesi 2024/14539 E. , 2025/3973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/1218 E., 2017/150 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hükümlünün 17.05.2013 tarihli eylemi hakkınd

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14539 E. , 2025/3973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/1218 E., 2017/150 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hükümlünün 17.05.2013 tarihli eylemi hakkınd

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14539 E. , 2025/3973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/1218 E., 2017/150 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hükümlünün 17.05.2013 tarihli eylemi hakkında ile; Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasın ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 07.04.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/13541 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55621 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Aynı suçtan adı geçen sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/12/2013 tarihli ve 2013/649 Esas, 2013/505 sayılı kararının 17/01/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetimli serbestlik kurallarını ihlal ettiğine dair Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan ihbar üzerine anılan Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/01/2014 tarihli ve 2014/506 Esas, 2014/204 sayılı kararının 02/12/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 20/09/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/10/2016 tarihli ve 2014/506 Esas, 2014/204 sayılı ek kararını kapsayan dosyalar incelendi. Dosyalar kapsamına göre; Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/03/2014 tarihli ve 2013/1021 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 17/05/2013 iddianame düzenleme tarihinin ise 18/11/2013 olduğu, Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/12/2013 tarihli ve 2013/649 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 19/05/2013, iddianame düzenleme tarihinin 22/07/2013 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1218 Esas ve 2017/150 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; Hükümlü hakkında, 17.05.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2013 tarihli ve 2013/46677 Soruşturma, 2013/14575 Esas, 2013/8140 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Küçükçekmece 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.03.2014 tarihli ve 2013/1021 Esas, 2014/657 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği ve kararın 14.04.2014 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/1975 Esas, 2015/323 Karar sayılı kararı ile 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 02.04.2015 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün erteleme süresi içerisinde 20.09.2015 tarihinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar olunması üzerine, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/1218 Esas ve 2017/150 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasıyla 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın 07.04.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. B. Dosya arasına alınan Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/506 Esas, 2014/204 Karar sayılı Ek kararına ilişkin dava dosyasının incelenmesinde; Hükümlü hakkında, 19.05.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2013 tarihli ve 2013/54520 Soruşturma, 2013/30809 Esas, 2013/12090 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 2013/649 Esas, 2013/505 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği ve kararın 17.01.2014 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2014 tarihli ve 2014/506 Esas, 2014/204 Karar sayılı kararı ile 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 02.12.2014 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün erteleme süresi içerisinde 20.09.2015 tarihinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar olunması üzerine, Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2016 tarihli ve 2014/506 Esas, 2014/204 Karar sayılı Ek kararı ile hükmün açıklanmasıyla 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın 03.03.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Bakırköy 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihli ve 2013/649 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 19.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin 22.07.2013 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde olsa da; 17.05.2013 tarihli eyleme ilişkin; Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/1218 Esas ve 2017/150 Karar sayılı dava dosyasında sanığın yokluğunda hükmün açıklanması ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, tebligatı yapılan duruşma davetiyesinin; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2. maddesi gereğince usulsüz tebliğ edildiği, ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye usulüne uygun tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. 19.05.2013 tarihli eyleme ilişkin, Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.12.2013 tarihlinde hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın sanığın yokluğunda karar verildiği, tebliğ mazbatasının dosya arasında ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde bulunmadığından kesinleşmenin usulüne uygun olup olmadığının denetlenemediği, Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleştikten sonra yeniden suç işlediğinin ihbar olunması üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye usulüne uygun tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden tensiben mahkûmiyet kararı verildiği, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinin "kendisine tebligat yapılacak kimseler gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' şeklinde düzenlendiği, sanığın yokluğunda verilen 14.10.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın, anılan Kanun'un 21/1. maddesine göre yapılan tebliğ evrakında, bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun imzadan imtina hakkı bulunmakta ise de, isimden imtina hakkı bulunmadığı, buna göre, sanığın yokluğunda verilen kararın tebliğine ilişkin tebligat parçasında, muhatabın adreste taşındığı yönünde bilgi veren ve haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair kendisine haber verilen kişinin isim ve imzasının yer almadığı gibi, imzadan çekinme nedeninin de belirtilmediği, kaldı ki sanığın adresten taşındığı yönünde bilgi verdiği, bu sebeplerle tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri hususunda Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına oy birliğiyle TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla