İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14559 Karar: 2025/2939 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14559 K.2025/2939

8. Ceza Dairesi 2024/14559 E. , 2025/2939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/640 E. 2012/1435 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başs

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14559 E. , 2025/2939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/640 E. 2012/1435 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başs

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14559 E. , 2025/2939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/640 E. 2012/1435 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 21.11.2012 tarihli ve 2012/640 Esas, 2012/1435 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 26.12.2012 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/3580 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59365 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, 1-Sanığın yokluğunda verilen, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08/02/2012 tarihli ve 2011/653 esas, 2012/136 sayılı kararın, sanığın bilinen son adresine mernis şerhsiz olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince 05/03/2012 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenilmesini takiben, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlanarak kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, Dosyada mevcut Milli Savunma Bakanlığı Kurtalan Askerlik Şubesi Başkanlığının 10/03/2013 tarihli yazısı uyarınca, sanığın 30/05/2012 tarihinde askere sevk edilmiş olup muhtemel terhis tarihinin 30/08/2013 tarihi olduğunun anlaşılması karşısında, anılan Kanun'un “Askeri şahıslara tebligat” başlıklı 14. maddesinde yer alan “Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.” şeklindeki düzenlemeye aykırı şekilde tebligat tarihinde asker olduğu anlaşılan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen usule uyulmadan, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirildiği, Öte yandan, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/09/2018 tarihli ve 2016/12791 esas, 2018/8413 karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 tarihli ve 2017/5224 esas, 2019/901 karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişinin sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığa yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, 2-Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 30/04/2012 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereğince 14/06/2012 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenilmesini takiben, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işleminin tamamlandığı, yukarıda da izah edildiği üzere tebligattan haberdar edilen kişinin sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği gözetildiğinde tebligat işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde," şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 18.01.2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2011 tarihli ve 2011/6468 Soruşturma, 2011/3142 Esas, 2011/1952 sayılı iddianamesi ile Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.02.2012 tarihli, 2011/653 Esas, 2012/136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, kararın 30.05.2012 tarihinde kesinleştiği, C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile dosya yeniden ele alınarak kanun yararına bozma istemine konu Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 21.11.2012 tarihli ve 2012/640 Esas, 2012/1435 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1. ve 62. 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 26.12.2012 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. D. Sanığın yokluğunda verilen, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.02.2012 tarihli ve 2011/653 Esas, 2012/136 Karar sayılı kararın, sanığın bilinen son adresine mernis şerhsiz olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince 05.03.2012 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenildiği, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işlemi tamamlandığı, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişinin sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığa yapılan tebliğin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı cihetle, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, durma kararı yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, E. Kabule göre ise; Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 30.04.2012 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereğince 14.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenilmesini takiben, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işleminin tamamlandığı, tebligattan haberdar edilen kişinin sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği gözetildiğinde tebligat işleminin usulsüz olduğu, ayrıca dosyada mevcut Milli Savunma Bakanlığı Kurtalan Askerlik Şubesi Başkanlığının 10.03.2013 tarihli yazısı uyarınca, sanığın 30.05.2012 tarihinde askere sevk edilmiş olup muhtemel terhis tarihinin 30.08.2013 tarihi olduğunun anlaşılması karşısında, anılan Kanun'un “Askeri şahıslara tebligat” başlıklı 14. maddesinde yer alan “Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.” şeklindeki düzenlemeye aykırı şekilde tebligat tarihinde asker olduğu anlaşılan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen usule uyulmadan, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirildiği anlaşıldığından sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Gaziosmanpaşa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 21.11.2012 tarihli ve 2012/640 Esas, 2012/1435 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4- b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla