Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14656 E. , 2025/5506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/932 E., 2015/289 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Adan
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14656 E. , 2025/5506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/932 E., 2015/289 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/932 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 19.03.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/24759 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60295 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına şeklinde bir ibareye yer verilmekle yetinilip, cezalandırmaya ilişkin maddeler yazılmadan karar verildiği anlaşılmış ise de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/14513 Esas, 2022/341 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği cihetle, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 08.06.2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2011 tarihli ve 2011/34052 Soruşturma, 2011/14486 Esas, 2011/6595 sayılı iddianamesi ile Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.11.2011 tarihli ve 2011/1330 Esas, 2011/2591 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile yapılan yargılamada Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.05.2012 tarihli ve 2012/666 Esas, 2012/1603 Karar sayılı kararı ile 10 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, karara yapılan itirazın değerlendirmesinde Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi 09.12.2014 tarihli ve 2014/846 D.İş sayılı kararı ile itirazın kabulü ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.05.2012 tarihli kararının kaldırılmasına karar verdiği, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/932 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararı ile "6545 sayılı Kanun ile değişik 191/8 maddesi gereğince" hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 19.03.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. B. 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesindeki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar." ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında daha önce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.11.2011 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve ihlâl üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/3. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre genel hükümler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Sanığın, UYAP Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 27.01.2018 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. C. 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/932 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde değiştirilmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kullanmak icin uyusturucu madde bulundurma sucunda tedbir ihlali sonrasi cezalandirma maddeleri yazilmadan HAGB karari verilen sanigin, guncel nufus kaydina gore hukum tarihinden sonra vefat ettigi anlasilmistir.
Hukuki İlke: HAGB kararinda CMK 232/6 uyarinca ceza belirlenmesi gerekliligi ihlal edilmis olmakla birlikte, sanigin olumu halinde CMK 223/8 uyarinca kamu davasinin dusmesine karar verilmesi gerekir; Yargitay CMK 309/4-d uyarinca hukuka aykiriligi dogrudan gidererek hukmu davanin dusmesi seklinde degistirmistir.
Uygulama Sonucu: kanun yararina bozma ve dusme
Dava Strateji Notu: Sanigin olumu kamu davasini dusuren mutlak bir sebeptir; kanun yararina bozma incelemesinde bile guncel nufus kaydinin sunulmasi, hukmun dusme yonunde dogrudan duzeltilmesini saglayabilir.