Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/25801 E. , 2025/2621 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/438 E., 2016/1112 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Düzeltilerek Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dai
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/25801 E. , 2025/2621 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/438 E., 2016/1112 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Düzeltilerek Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2021/5197 Esas, 2023/9277 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve 2024/59263 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Sanık ... hakkında, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/11497 Soruşturma sayılı iddianamesi ile “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 5237 sayılı Kanunun 109/2, 109/3-a ve 109/5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve anılan kanun maddeleri uyarınca atılı suç için öngörülen ceza miktarının alt sınırı 6 yıl hapis cezasına tekabül ettiği halde, 5271 sayılı Kanunun 150/3 maddesi uyarınca müdafii yardımından faydalandırılması gereken sanığın müdafii talep etmediğini beyan etmesinden hareketle müdafii olmaksızın savunması alınarak yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, düzeltilerek onama kararının kaldırılarak ilk İtirazname No : KD - 2024/59263 derece mahkemesi hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150. maddesinde;"Müdafiin görevlendirilmesi Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.) (1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2022 tarih, 2021/16-225 Esas, 2022/169 sayılı kararında vurgulandığı üzere; Ceza adalet sistemimizde "bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin aynı suç sayılacağı" ilkesi benimsenmiştir (Türk Ceza Kanunu madde 43/1, 3). Bu itibarla, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafii atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği kuşkusuzdur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas ve 2022/321 Karar sayılı kararı ile herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması hâlinde âdil ve etkin yargılanma hakkının gereği olarak sanıkların istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 150/3 maddesi uyarınca müdafi atanması zorunluluğunun bulunduğuna karar verilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanunun 109/2-3-5. maddesince yargılanan sanığa hükmolunacak ceza miktarının temel şeklinin 5 yılın üzerinde bulunduğunun anlaşılması ve sanığın kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 156. maddesi uyarınca da re'sen müdafii görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2021/5197 Esas, 2023/9277 Karar sayılı düzeltilerek onama ilâmının KALDIRILMASINA, İtirazname No : KD - 2024/59263 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.06.2016 tarih ve 2015/438 Esas, 2016/1112 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma içeriğine göre sanık hakkındaki dava dosyasına konu suç nedeniyle İNFAZIN DURDURULMASINA, gereği için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.