KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2025/1299 E., 2025/5042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/1209 Esas, 2023/1473 Karar
- Suç
- Hükümlü veya tutuklunun kaçması
- Karar
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2023 tarihli kararı hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292/1.62/1. maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un(5271 sayılı Kanun) 251/3.maddesi uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 17.01.2024 tarihinde kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/12276 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9635 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9635 yararına bozma isteminin.
“Dosya kapsamına göre, sanığın 21/03/2023 tarihinde Marmara 6 Nolu Cezaevinde tutuklu/hükümlü olarak bulunduğu sırada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mevcutlu olarak İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmesini takiben tuvalete gittiği esnada kaçması eylemine ilişkin olarak hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2023 tarihli ve 2023/79328 soruşturma, 2023/20492 esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası sonunda İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/10/2023 tarihli ve 2023/510 esas,
2023/1444 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeksizin 23/10/2023 tarihinde kesinleştiği, sanık hakkında aynı eylem sebebiyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/03/2023 tarihli ve 2023/3993 soruşturma, 2023/1219 esas sayılı iddianame ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2023 tarihli ve 2023/1209 esas, 2023/1473 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın 17/01/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan “Aynı fiil nedeniyle,
aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince önceden verilmiş hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilerek, mükerrer ceza tayininde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2.İnceleme konusu İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/1209 Esas ve İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/510 Esas sayılı dosyalarında dava konusu olay, aynı tarihte hükümlünün bulunduğu ceza infaz kurumundan mahkemeye getirildiği esnada firar etmesine ilişkindir. Her iki dosyada hükümlü hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
3.5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan yedinci fıkrası;
"...
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
...”
Şeklinde düzenlenmiştir.
4. Hükümlünün aynı tarihli ve konulu eylemi nedeniyle, karar ve kesinleşme tarihleri daha sonra olan İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2023 tarihli ve 2023/1209 Esas, 2023/1473 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca açılan mükerrer davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/1299, K. 2025/5042, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama