İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2025/14826 Karar: 2026/1958 Tarih: 2026

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2025/14826 K.2026/1958

8. Ceza Dairesi 2025/14826 E. , 2026/1958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3518 E., 2024/2968 K. SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2025/14826 E. , 2026/1958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3518 E., 2024/2968 K. SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2025/14826 E. , 2026/1958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3518 E., 2024/2968 K. SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04.12.2025 tarihli ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanuni süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ "İtiraza konu uyuşmazlık, sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararına karşı yapılan temyiz isteminin esastan incelenip incelenemeyeceğine ilişkindir. (CMK m. 280/1-e, 286/2-b, 298) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; “İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,” (f) bendinde ise; “(Ek:17/10/2019-7188/27 md.) soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,” hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre istinaf başvurusu üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebilmesi sadece 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin (g) ve (h) bentleri hariç anılan maddenin diğer bentlerinde yer alan haller ve ayrıca soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması halleri ile sınırlıdır. Bölge adliye mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucu kanunda tahdidi olarak gösterilen bu haller dışında BOZMA kararı verilebilmesi hukuken mümkün değildir. Dosyanın incelenmesinde ise; Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli 2021/2 40... /533 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nın 109/2, 109/3-a-b-e, 39/2, 62/1, 53/1-2-3, 54 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, katılan vekili ile sanığın istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.06.2023 tarihli 2023/17 47... /1736 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün, eyleme asli fail olarak iştirak etmesine rağmen, yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği kabul edilerek hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini ve ayrıca TCK'nın 110. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleri ile BOZULMASINA karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararında yer verilen bozma sebepleri, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin (e) ve (f) bentleri ile aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin (g) ve (h) hariç diğer betlerinde yer alan bozma kararı verilmesini gerektirir tahdidi olarak gösterilen nedenler arasında yer almamaktadır. Bozma kararı verilemeyeceğine göre, bozmaya konu edilen hukuka aykırılıkların aslında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak giderilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak karar vermek yerine kanunda tahdidi olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilip, usul hükümlerine aykırı şekilde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu bozma kararı verilmiş ve anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ilk hükümde tayin olunan ceza artırılıp yeniden bir hüküm kurulmuştur. Bu hükme yönelik istinaf başvurusunun DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE dair bölge adliye mahkemesi kararının CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin olduğunun kabulü, usul hükümlerine açıkça riayetsizlik halinin kanun yolu başvuru hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaktır. Zira ilk hükümde tayin olunan sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapis olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu sanık hakkında 5 yıl hapis cezasına hükmedilmiş, bu karara yönelik istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sonuç ceza 4 yıl 2 ay hapis cezasına indirilip düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Görüldüğü gibi, bölge adliye mahkemesince verilmesi halinde temyizi kabil olacak bir hüküm, usule aykırı bozma nedeniyle kesin hüküm niteliğini almaktadır. Buradaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca giderilebileceği ileri sürülebilir ise de, kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıracak nitelikteki usul hükümlerine aykırılığın, temyiz davası açılmış olması koşuluyla Yargıtay tarafından incelemeye konu edilebileceği değerlendirilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 tarihli 2009/5-1 73... /209 karar sayılı kararında, sanık hakkında seçenek yaptırımlardan, hapis cezası tercih edilip belirlendikten sonra, kanunun açık hükmüne aykırı olarak hapis cezası adli para cezasına çevrilip, sonuç adli para cezasının kesinlik sınırına takılması durumunda, aleyhe temyiz üzerine yapılan incelemede, doğru uygulama yapılması halinde hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceği ve bu haliyle hükmün temyizi mümkün olacağından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire Ret kararının kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ceza Genel Kurulu’nun süreç içerisinde bu ve benzeri mahiyetteki kararları sonrası Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında da, mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği; aynı şekilde kesin nitelikteki hükümlerin kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek koşuluyla suç vasfına yönelik temyiz üzerine yine bu hususla sınırlı biçimde temyiz incelemesine konu olabileceği kabul edilmiştir. Keza, konu ile sınırlı olmak üzere Yargıtay Ceza Daireleri uygulamasında da kanuna aykırı bozma sonrası verilen bu mahiyetteki kararların temyiz kanun yoluna tabi olması gerektiği yönünde bir kabulün oluştuğu görülmektedir. (Y. 2. CD. 11.01.2024, 2021/197 38... /397 Karar; Y. 5. CD. 18.04.2024, 2022/53 22... /4330 Karar; Y. 6. CD. 04.06.2024, 2022/138 47... /7102 Karar; Y. 7. CD. 05.12.2023, 17464/10668, Y. 9. CD. 16.05.2024, 2023/54 59... /4598 Karar, Y. 11. CD. 19.03.2024, 2023/43 70... /3735 Karar; Y. 12. CD. 23.05.2024, 2024/22 42... /2604 Karar) Tüm bu açıklamalar karşısında, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 23.06.2023 tarihli 2023/17 47... /1736 Karar sayılı sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin BOZMA kararının kanunda tahdidi olarak sayılan hallere ilişkin olmaması nedeniyle usul hükümlerine açıkça aykırı olduğu, kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıracak mahiyetteki bu usule aykırılığın temyizen incelemeye konu edilebileceği, hukuk düzeninde sonuç doğuran nihai karar olması itibarıyla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.12.2024 tarihli 2024/35 18... /2968 Karar sayılı kararının bu nedenle temyizen incelenip, 23.06.2023 tarihli Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin BOZMA kararında yer verilen hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre yeniden bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı ve sonrasında da incelemeye konu esastan ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle BOZULMASINA karar verilmesi gerektiği değerlendirmeye konu edilmiş, açıklanan nedenlerle Yüksek Daireniz kararına karşı sanık lehine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur." II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1-) Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli, 2021/2 40... /533 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b-e, 39/2, 62/1, 53/1-2-3 ve 54 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, katılan vekili ile sanığın istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.06.2023 tarihli 2023/17 47... /1736 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün, eyleme asli fail olarak iştirak etmesine rağmen, yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği kabul edilerek hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini ve ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 110. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışmasız bırakıldığı gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli, 2023/7 01... /434 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b-e, 62/1, 53/1-2-3 ve 54 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarihli 2024/35 18... /2968 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün düzeltilerek sanığın 4 yıl 2 hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.12.2025 tarih, 2025/9189 esas ve 2025/10116 karar sayılı kararıyla temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b ve 298/1. maddeleri uyarınca reddine karar verildiği görülmüş ise de; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 23.06.2023 tarih, 2023/1747 Esas ve 2023/1736 Karar sayılı kararında yer verilen bozma sebeplerinin, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunduğu şekliyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin (e) ve (f) bentleri ile aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin (g) ve (h) hariç diğer bentlerinde yer alan bozma kararı verilmesini gerektirir tahdidi olarak gösterilen nedenler arasında yer almadığı, bu itibarla bozmaya konu edilen hukuka aykırılıkların Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak giderilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak karar vermek yerine kanunda tahdidi olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilip, usul hükümlerine aykırı şekilde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu bozma kararı verilmesi ve akabinde anılan karara karşı direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ilk hükümde tayin olunan ceza artırılıp yeniden bir hüküm kurulmuş olması nedeniyle, bu hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca kesin olduğunun kabulü kanun yolu başvuru hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaktır. Zira ilk hükümde tayin olunan sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapis olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu sanık hakkında 5 yıl hapis cezasına hükmedilmiş, bu karara yönelik istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sonuç ceza 4 yıl 2 ay hapis cezasına indirilip düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bu haliyle duruşma açılarak Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi halinde temyizi kabil olacak bir hüküm, usule aykırı bozma nedeniyle kesin hüküm niteliğini almaktadır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 23.06.2023 tarihli 2023/17 47... /1736 Karar sayılı sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin bozma kararının kanunda tahdidi olarak sayılan hallere ilişkin olmaması nedeniyle usul hükümlerine açıkça aykırı olduğu, kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıracak mahiyetteki bu usule aykırılığın temyizen incelemeye konu edilebileceği, hukuk düzeninde sonuç doğuran nihai karar olması itibarıyla Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin 10.12.2024 tarihli 2024/35 18... /2968 Karar sayılı kararının bu nedenle temyizen incelenip, 23.06.2023 tarihli Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin bozma kararında yer verilen hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre yeniden bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı ve sonrasında da incelemeye konu düzeltilerek esastan ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. 2-) Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyize tabi olduğu kabul edilen bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir: a) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır. Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61). b) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir. “Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir. c) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır. “Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir. d) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Kanun’un 289/1. maddesinin (g ve h bentlerinde sayılanlar hariç olmak üzere) “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir. 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinin değişiklik öncesi (g) bendi ile mülga (h) bendindedeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmektedir. Bu değişiklik ile, istinaf mahkemelerince “kanun koyucunun gerekçesizlik veya savunma hakkının sınırlanmış olması gibi görünürde gerekçelerle” bozma kararları verilmesinin önüne geçme amacı açıkça ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir. Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli, 2021/2 40... /533 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.06.2023 tarihli 2023/17 47... /1736 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e,f maddesine uygun olmayan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiş ve bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli, 2023/7 01... /434 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarihli 2024/35 18... /2968 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.06.2023 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli kararı Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2022 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 04.12.2025 tarihli, 2025/9189 Esas, 2025/10116 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ilâmın KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 10.12.2024 tarihli 2024/35 18... /2968 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla