Davacı M.. M.. vekili, dava konusu 5955 ada 33 parselin 3 numaralı bağımsız bölümünü 26.7.1999 tarihli sözleşme ile vekil edeninin yüklenici davalı Y.. S..’dan satın ve devraldığını, 3,5 yıldan beri içinde oturduğunu, ediminin tümünü yerine getirdiğini ileri sürerek diğer davalı N.. O.. adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Y.. S.., davacı yanın iddialarının doğru olduğunu belirtmiş, diğer davalı N.. O.. vekili, resmi şekilde yapılmayan satışın geçersiz olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalı yüklenici Y.. S..’ın arsa maliki diğer davalı N.. O..’a karşı satış tarihi itibarıyla edimini tam olarak yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, arsa sahibi tarafından yükleniciye verilen 28.1.1997 gün 2754 yevmiyeli geniş yetkili vekaletnameye, yüklenici ile arsa sahibi arasında görülen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/439 Esas 2006/468 Karar sayılı dava dosyasına göre davalı Yüksel ile diğer davalı Nuriye arasında hukuki ilişkinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğu sabittir.
Temyize konu dosya arasındaki 15.4.2003 tarihli inşaatçı bilirkişi raporuna göre, satış tarihi itibarıyla yüklenici arsa sahibine karşı ediminin % 65’ini yerine getirmiştir. Ne var ki; rapora ekli fotoğrafa ve tanık anlatımlarına göre keşif tarihi itibarıyla inşaatın dükkan olarak değerlendirilen giriş katının kaba inşaatının bitirildiği, sıvalarının yapıldığı, normal 1, 2 ve 3. katların ise %100’ünün tamamlandığı, içinde oturulduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, uzman bilirkişi ya da bilirkişiler aracılığıyla yeniden taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılıp tamamı 4 katlı olan inşaat bütün olarak değerlendirilerek inşaatın hangi oranda tamamlandığı, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamaları karşısında eksik kalan işlerin eseri teslim almaktan kaçınılamayacak seviyede olup olmadığı üzerinde durulup tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken inşaatın satış tarihindeki seviyesi gözönünde bulundurularak yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru değildir.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 750 TL avukatlık ücretinin davalı N.. O..’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 15.60 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.