İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2009/5856 K.2010/1124

Davacı-karşı davalı Hazine ile davalı-karşı davacı ... ve davalı ... aralarındaki tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.07.2008 gün ve 87/426 sayılı hükmün…

Esas2009/5856Karar2010/1124Tarih18 Mart 2010Okuma7 dk · 1.424 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2009/5856 E., 2010/1124 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Mart 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tescil, Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.424 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacı-karşı davalı Hazine ile davalı-karşı davacı ... ve davalı ... aralarındaki tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.07.2008 gün ve 87/426 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı- karşı davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz bölümüne davalı ...’ın haksız elatmasının önlenilmesine, üzerindeki yapıların yıkılmasına ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı- karşı davacı ... vekili, imar-ihya, miras yolu ile intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle aynı taşınmazın vekil edeni adına tesciline, Hazinenin açtığı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca davacı-karşı davalı Hazinenin açtığı davanın reddine, dava konusu taşınmaz bölümlerinin tespit tarihinden sonra tarım alanı olarak tasarruf edildiği, bilahare pansiyon-bina inşa edildiği, olduğu,

her ne kadar sahil şeridi içinde bulundukları belirlenmiş ve sahil şeritlerinde yer alan taşınmazlara kalıcı konut ve tesis yapılamaz ise de, niza konusu taşınmazlar üzerine yapılan binaların inşa tarihleri itibariyle imar affından faydalanabilecek konumda bulundukları ve kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı ...’ın davasının kısmen kabulü ile teknik bilirkişinin 13.11.2007 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 238, 72 m2 ve B harfi ile gösterilen 874,23 m2 taşınmaz bölümlerinin davalı-karşı davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine;

hüküm, davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Hazine’nin açtığı davanın reddine, karşılık davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi ile Dairemizin 28.3.2005 tarih, 1439 Esas ve 2489 Karar sayılı ilamı ile özet olarak “......Dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1957 yılında yapılan kadastro çalışmalarında deniz kumluğu olarak tespit dışı bırakıldığı, davalı-karşı davacı ...’ın miras bırakanı ve müşterekleri adına kayıtlı 908 parselin dayanağı tapu kayıtlarının da davalı yönü deniz kumluğu olarak okuduğu, davalı taşınmaz bölümlerinin 25.7.2001 tarihinde onaylanan kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığının jeolog bilirkişi tarafından açıklandığı,

ancak jeolog raporunda sahil şeridi hususunda açıklama bulunmadığı, dava konusu taşınmaz bölümlerinin paftaya göre sahil şeridinde yer aldıkları, sahil şeritlerinin denizin ayrılmaz parçası olup, 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, nizalı taşınmazların sahil şeridi yönünden jeolog bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, sahil şeridi içinde kalan yerlerden ise özel mülkiyet şeklinde tescilinin mümkün olup olmadığı hususlarının tartışılmadığı gerekçesiyle....” bozma sevk edilmişti.

Bozma sonrası mahallinde yeniden keşif yapılmış, teknik bilirkişi Ümit Gül 11.12.2006 tarihli raporunda uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümlerinin sahil şeridi içinde yer aldıklarını, kısmen ilk kısmen ikinci elli metrelik sahil şeridi içinde kalan bölümlerinin ve üzerindeki binaların krokisinde işaretlendiğini açıklamıştır.

Jeoloji Mühendisi bilirkişi İrfan Şimşek keşif sonrası ibraz ettiği 9.4.2007 tarihli rapor ve 9.6.2008 tarihli ek raporlarında davalı taşınmazların sahil şeridi içinde yer aldıklarını, kıyı-kenar çizgisinden itibaren ilk elli metrelik alanın park, ikinci elli metrelik alanın günübirlik tesis alanı olarak planlanması gerekir ise de, nizalı taşınmaz bölümleri üzerindeki binaların yapılış tarihleri itibariyle 2981 sayılı Kanun kapsamında bulunduklarından davalı taşınmaz bölümlerinin özel mülkiyete konu teşkil edebileceğini bildirmiş, mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen hususlar benimsenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.

Sahil şeritleri denizin ayrılmaz parçasıdır. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4.maddesinde sahil şeridinin “...

Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünden yatay olarak en az 100 metre genişliğinde alanı...” ifade edeceği açıklanmış, 5.maddede ise kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açık olduğu vurgulandıktan sonra kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği bildirilmiş, 1.7.1992 tarihinde 3830 sayılı Kanunun 2.maddesi ile 5.maddeye eklenen 6 ila 10.fıkralarda da ayrıntılı olarak sahil şeridinin durumu belirtilmiştir.

Bu kanunun 8.maddesinde de, uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde 4.maddede belirtilen mesafeler içinde hiçbir yapı ve tesis yapılamayacağı belirtilmiştir. Kıyı kenar çizgisinin devamı olan bu tür yerler üzerinde kanun koyucu kamunun yararlanmasına öncelik tanımıştır.

Dava konusu taşınmaz bölümlerinin de onaylanan kıyı kenar çizgisinin dışında- kara tarafında ancak 100 metrelik sahil şeridi içinde kaldıkları belirlendiğine ve kıyı kenar çizgisinin devamı olan bu tür yerlerde kamunun yararlanmasına öncelik tanındığına göre karşılık davanın kabulüne hükmedilmesi isabetli olmamıştır.

Her ne kadar davalı taşınmaz bölümlerinin batısında yer alan 216 ada 1 parsel Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/ 608 Esas, 2001/ 1044 Karar sayılı ilamı ile hükmen dava dışı gerçek kişiler adına tescil edilmiş ise de, buna ilişkin hükmün Hazine tarafından temyiz edilmemiş olması, Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz isteğinin ise reddine karar verilmiş olması nedeniyle esası bakımından Yargıtay incelemesinden geçmemiş olduğundan emsal teşkil etmediği anlaşılmıştır.

Davalı- karşı davacı ... tarafından açılan davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı nitelendirme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Öte yandan hükmü temyiz eden davacı-karşı davalı Hazine vekili, davalı-karşı davacı ...'ın dava konusu taşınmaza yaptığı müdahalenin önlenmesi, kal ve yerin Hazine adına tescili isteğinde bulunmuştur.Dava konusu yapılan taşınmazın 4721 sayılı TMK.nun 715. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, aynı kanunun 999. maddesi gereğince tescile tabi yerlerden olmadığı dosya kapsamı ile anlaşıldığından bu yöndeki isteğin reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. O halde Ramazan Yıldız bakımından verilen bozma ilamı karşısında davacı-karşı davalı Hazinenin müdahalenin önlenmesi ve kal isteğinin kabulüne karar verilmesi yerine reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.

Davacı-karşı davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.03.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İlk davacı Hazine; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle davalının dava konusu yerin haksız elatmasının önlenmesine, bu yerdeki yapıların kal'ine ve dava konusu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davacı şahıs ise; dava konusu yerlerin 1956 yılından beri önceleri murisinin daha sonra taksim yoluyla kendisinin zilyetliği altında bulundurduğunu, imar ve ihyanın tamamlanmış olduğunu açıklayarak sınırları ve mevkii yazılı olan tahmini 500 ve 757 m2'lik taşınmazların adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahalli mahkemece Hazine davasının reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin ilk hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 18.10.2001 tarih 2001/5648-7365 esas ve karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Mahalli mahkeme bozmaya uyduktan sonra gerekli araştırmaları yapmış bu kez yine Hazinenin davasının reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Bu karar temyiz edilmekle Dairenin 28.03.2005 tarih, 2005/1439-2489 esas ve karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Mahalli mahkeme son bozma ilamına da uymuştur. Gerekli araştırmaları yapmış ve Hazinenin davasının reddine, davacı şahsın davasının kısmen kabulüne 13.11.2007 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 238,72 m2 ve B harfiyle gösterilen 874,23 m2'lik taşınmazların davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Bu karar Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; ilk davacı Hazine M.K.nun 641 ve TMK.nun 715.maddesine tutunmuştur. Karşı davacı şahıs ise M.K.nun 639/1 ve TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17.maddelerine dayanmıştır.

Hemen belirtmek gerekir ki; karşı davacı ... 11.12.1973 tarih, 1 nolu tapu ile dava dışı 327 nolu parselden 43/9720 pay iktisap etmiştir. 327, 401, 402, 403 ve 404 nolu parsellere uygulanan ilk tesisi 1935 tarih ve 1 nolu tapu kaydı 458648 m2 olup miktarından çok fazla olarak 831575 m2 olarak revizyon görmüştür. Kök tapu kaydı ve gitti kayıtlarının sınırları Şarken: Alanya Malüllerinin Arazisi, Şimalen: Şose, Garben: okurcalar Deresi, Cenuben: Deniz Kumluğu yazılıdır.

Dosyada mevcut pafta ve krokilerin incelenmesinden kuzeydeki şose Antalya-Alanya eski şosesidir ve zeminde mevcuttur. Batıdaki Okurcalar deresi zeminde ve paftada mevcut olan kadim deredir. Doğudaki Alanya malüllerinin arazisi Afsallar kasabası 3,4,5,6,7,8,9,10 nolu parsellerin bulunduğu sahadır. Güneyde ise deniz kumluğu açıkça paftasında gösterilmektedir. Dava konusu taşınmazların ise paftasında deniz kumluğu yazılan alanda kaldığı tartışmasızdır.

Bilindiği üzere ve kural olarak deniz kumluğu Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir özel mülkiyete konu olamaz. Davacının dava dışı 327 nolu parselden tapuda pay edinirken dava konusu yerin deniz kumluğu olduğunu bilmesi gerekir. Kaldı ki çap satın aldığı taşınmaza uygulanan bayiine ait tapu kayıtları da bu yönde açıkça deniz kumluğu okumaktadır.

Tüm bunlardan ayrı 3621 sayılı Yasanın kapsamına göre idarece kıyı kenar çizgisi haritaları oluşturulmuş ise kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalan kısımlarının deniz kumluğu olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı açıktır. Kıyı kenar çizgisinin kara yönünde kalan sahil şeridinde yapılanma olduğu takdirde bununla ilgili müeyyideler 3621 sayılı Yasa kapsamında gösterilmiştir. Kural olarak sahil şeritleri kamunun yararlanacağı alanlardandır.

Ancak uygulama imar planları yapılmış ise bu takdirde yapılanmalara uygulanacak müeyyideler 3621 sayılı Yasanın yanında 3194 sayılı Yasa kapsamı hükümleri de dikkate alınarak uygulama imar planlarının olduğu yerlerde belediyeler, olmadığı yerlerde ise valilik bu konuda yetkilidir. Ancak, mahalli mahkemenin de 2981 sayılı imar affından yararlanma biçimindeki düşüncesi dosyaya uygun düşmemiştir.

Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında; Dairenin yukarıda bahsedilen ve hükmüne uyulan her iki bozması tarafları için usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Öyle ise Hazine davası da reddedilmelidir.Buna karşılık karşı davacı kişinin açmış olduğu davanın tümüyle reddine karar vermek gerekirken dosyadaki mevcut deliller ve yasa maddeleri farklı yorumlanarak yazılı olduğu gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıkladığım nedenlerle çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum.18.03.2010

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2009/5856, K. 2010/1124, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/5856
Karar No
2010/1124
Tarih
18 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2009/5858 K.2010/1838
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2009/5859 K.2010/8390
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2009/5860 K.2010/1978
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2009/5861 K.2010/4310
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2009/5862 K.2010/4302
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/5862 K.2010/2924

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.