KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/1667 E., 2010/2924 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tescil
Karar Metni
1.071 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine, Mahmudiye Köyü Tüzel Kişiliği ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.10.2009 gün ve 60/211 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.06.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ... ve Orman İşletme Şefliği vekili Avukat ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuksal nedenine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararından sonra davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 23.12.2008 tarihli bozma kararının ikinci sayfasında “Açıklanan olgulardan itibaren devam eden paragraf içerisinde bozma ilamı üç sebebe dayandırılmıştır. Bunlardan birincisi 1961 yılındaki orman tahdidinde dava konusu yerin tamamını devlet ormanı olarak belirlenip belirlenmediği, ikincisi 1961 yılındaki arazi tapulamasında bu yerin devlet ormanı olarak gösterilip gösterilmediği, üçüncüsü ise davacının dava konusu yerin bitişiğindeki 242 nolu parselin çaplı olarak 15.02.1988 tarihinde satın aldığından çap satın alan kişinin zilyetliği en erken bu tarihte başlaması gerektiğine…” denilmektedir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmuştur. Bozma ilamına uyulmakla taraflar için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak teşkil edeceği tartışmasızdır. Nitekim, mahalli mahkeme bozmadan sonra mahalli kadastro müdürlüğünden araştırma yapmış olup, dosyada mevcut 22.09.2009 tarihli Sapanca İlçesi Kadastro Şefliğinin yazısına göre, dava konusu yerin tapulama çalışmalarında “Kadastro harici ormanlık saha” olarak yazıldığı bildirilmiştir.
Ayrıca, Orman Bölge Şefliğinden 1961-1965 tarihlerinde orman tahdit çalışmalarının yapılıp yapılmadığı sorulmuş, anılan yanıtta dava konusu taşınmazın bulunduğu Mahmudiye Köyü’nde 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastro çalışmasının yapılmadığı, ancak aynı köyde 1965 yılında orman tahdidinin yapıldığı, 1991 yılında ise 3302 sayılı Yasayla Değişik 2/B maddesi uygulamasının yapıldığı, bunlara ilişkin tutanak ve haritaların gönderildiği görülmüştür.
Yapılan incelemeler kapsamına göre; dava konusu taşınmaz 1961 yılında yapılan arazi tapulamasında kadastro harici ormanlık saha olarak bırakılmıştır. Kadastro ekiplerinin yaptıkları belirlemelerin geçerli olduğu Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları gereğidir. Bu durumda, 2/B maddesi uygulaması yapılıp orman dışına çıkarıldığı tarihe kadar bu yerin orman olduğunun kabulü kuşkusuzdur.
Bundan ayrı, dosyadaki çap kaydına göre, davacı bu yerin bitişiğindeki 242 nolu parseli 15.02.1988 tarihinde tapudaki satışla edinmiştir. Bu tarihten itibaren dava tarihine kadar ve 2/B uygulaması ile çıkarma tarihinden dava tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme koşulları davacı yararına gerçekleşmemiştir. Bunlardan ayrı, 2/B uygulamasıyla orman dışına çıkarma Hazine adına olması gerektiğinden Hazine adına çıkarılan bir yerin zilyetlikle kazanılması dahi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, yerel mahkemece Dairenin bozma ilamına uyulmasından sonra vermiş olduğu ret kararı açıklanan gerekçelerle doğrudur. Bu nedenle, yeniden araştırmaya yönelik bozma yapılması dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Açıkladığım tüm bu nedenlerle mahalli mahkemenin kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. Bu sebeplerle Dairenin Sayın çoğunluğunun görüşlerine katılamıyorum. 01.06.2010
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/1667, K. 2010/2924, 1 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama