KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/2196 E., 2010/5287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali Ve Tescil
Karar Metni
1.313 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 31.12.2009 gün ve 1829/1867 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı, dava dışı 188 ada 28 parsel sayılı taşınmazın kendi rızası ile eşi Mustafa adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın devamı niteliğindeki ve üzerinde üzüm bağı bulunan ancak kadastroda aynı ada 27 parsel olarak Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmaz içerisinden belirlenecek 2000-3000 m2 lik yerin iptaliyle adına tescilini istemiştir. Ayrıca, 14.8.2009 havale tarihli dilekçeyle dava konusu yerin 27 nolu parsel değil 50 nolu parsel olduğunu açıklamıştır.
Davalı Hazine, kadastro tespitinin doğru olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, Kocasinan ilçesi, Kuşçu köyü 188 ada 50 nolu parsel içerisindeki tapu fen memuru Namık Türk tarafından düzenlenen 16.11.2009 tarihli rapor ve ekli krokisinde yeşil renkle boyalı A harfiyle gösterilen 1762.26 m2 lik kısmın iptali ile son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline hüküm özetinin İİK. nun 28. maddesi gereğince Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde mahalli bilirkişi huzurunda keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişi dava konusu yerin halen bağ vasfında olduğunu, zilyetliğin uzun süreden beri davacı ve miras bırakanlarında bulunduğunu söylemiştir. Dinlenen tespit bilirkişisi ile davacı tanıkları ayni mealde beyanda bulunmuşlardır.
Keşifte görevlendirilen harita mühendisi hava fotoğraflarını uygulamış olup, hava fotoğraflarının keşfi yapılan 188 ada 50 nolu parsel içerisindeki A harfiyle gösterilen yere ait olmadığını, daha güneydeki bir yere ait olduğunu, dava konusu yerin ölçümünü yaparak 1/5000 lik kroki ile koordinatlarını gösterir raporunu dosya içerisine sunmuştur.
Ziraat mühendisi dava konusu yerin 188 ada 50 nolu parsel içerisinde kaldığını, taşınmazın fenni bilirkişinin krokisinde A harfiyle gösterilen yeşil renkle taralı yer olduğunu, bu taşınmazın kuzeyi, güneyi ve doğusunun %70 dikliğinde uçurum, batısının harman yeri denilen sert yüzeylere sahip ham toprak olduğunu, taşınmazın yaklaşık 100 metre uzunluğunda 15 – 20 metre genişliğinde bağ vasfında 3. sınıf kuru tarım arazisi olduğunu açıklamıştır.
Ayrıca, kendi görevi olmamakla birlikte bu yerin zilyetlikle iktisabının mümkün olan arazi niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir. Fotoğraflar eklenmiştir. Açıklanan olgular mahkemenin ve tarafların kabulündedir.
Dairenin sayın çoğunluğu ile azınlık arasındaki uyuşmazlık karara esas alınan fen bilirkişisi raporunun infaza elverişli olup olmadığı, buna dayanılarak tapu kaydı oluşturulup oluşturulamayacağında ve hava fotoğrafları uygulanmasının yapılıp yapılmayacağında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, TMK. nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil davalarında fen bilirkişilerinin ölçekli ve koordinatlı olarak, zaman zaman da sınırların uzunluğunu metre olarak göstererek düzenlemiş oldukları krokiler tescil ilamlarına esas alınmakta ve Tapu Kadastro Müdürlüklerince infaz edilerek sicilleri oluşturulmaktadır. Somut olayın sicil oluşturma bakımından bu açıklanan durumdan herhangi bir farkı yoktur.
Zira, iptal ve tesciline karar verilen 188 ada 50 nolu parsel 272.934 dönümdür. Ham toprak niteliğindedir.
Bu kadar büyük bir taşınmaz içerisinde davacının zilyetliğinde bulunan özellikle de kuzeyi, güneyi, doğusu %70 dikliğinde uçurumla çevrili olan, batısında ise sürülemeyecek şekilde sert yüzeyle kaplı bulunan bir nevi dikdörtgen biçimindeki bu taşınmazın karara esas alınan 1/5000 ölçekli kroki ve koordinatları dikkate alındığında iptal ve tescilinde herhangi bir yolsuzluk, hukuka aykırılık yoktur. İnfazı her zaman mümkündür.
Esasen Dairemizin benzer nitelikte yüzlerce kararı bu şekildedir. Çoğunluk görüşünde belirtilen TMK. nun 718 ve 719. maddeleri bilinen bir vakıadır. Somut olayla ve verilen kararla bu maddelerin bir çelişkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, kararın belirtilen yasa maddesine aykırılığı da yoktur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi gereğince verilen karar bu yönüyle de usul ve yasaya uygundur.
Ancak, tescile konu olan yerin miktarının azlığı, ziraat mühendisinin açıklamalı raporu, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının anlatımları dikkate alındığında bu yerle ilgili olarak hava fotoğrafları uygulamasına gerek olmadığı kanaatindeyim. Açıkladığım nedenlerle sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine ve görüşlerine katılamıyorum. Mahalle mahkeme kararı belirttiğim sebeplerle yerinde olduğundan onanmalıdır düşüncesindeyim. 4.11.2010
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/2196, K. 2010/5287, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama