Davacı ... vekili; evlilik birliği içinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilen, ada ve parsel numaraları dava dilekçesinde yazılı üç adet mesken ile bir adet aracın edinilmesine çalışma karşılığı elde ettiği gelirlerle katkıda bulunduğunu açıklayarak toplam 160000 TL alacağın dava tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiş, daha sonra; 29.4.2008 günlü oturumda ise, dava konusu araca ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini açıklamıştır.
Davalı vekili ise, davada aile mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının benzer iddiaları boşanma davasında da ileri sürdüğünü, kaldı ki dava konusu olan ve vekil edeni adına kayıtlı bulunan mal varlığının edinilmesinde davacının hiç bir katkısı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “Davacının dava ettiği taşınmazlardaki katkı payının 128000 TL olduğu tespit edildiğinden, bu kadarlık kısmın kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine......” karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir
Dava, Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.9.2005 gün ve 2005/105-305 Esas ve Karar sayılı görevsizlik hükmü uyarınca Bakırköy 6. Aile Mahkemesine aktarılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı 31.10.2005 tarihinde kesinleşmiştir. HUMK.nun 193/son maddesi hükmüne göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının 10 gün içerisinde dilekçe vermesi veya yeniden çağrı kağıdı göndermesi zorunludur. Aksi taktirde dava açılmamış sayılır. 10 günlük süre hak düşürücü süre olup mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Davacı, görevsizlik kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren HUMK.nun l93. maddesinde öngörülen 10 günlük süre içerisinde gerekli başvuruda bulunmamış, yasal 10 günlük sürenin geçirilmesinden çok sonra 21.11.2005 tarihinde yapılan tevzii uyarınca, dosyanın gönderilmesi sonucunda dava, Bakırköy 6 Aile Mahkemesinin 2005/178 esasına kaydedilmiştir. Görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren süresinde başvurulmadığına göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu yönün gözden kaçırılması sonucunda işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı ve davacı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 750 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 1.728,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 15.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.