KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/2642 E., 2010/5353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 03.02.2010 gün ve 164/31 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili, 21.05.2009 havale tarihli dava dilekçesinde dava konusu 103 ada 310 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini bu taşınmazın kök muris dedeleri ...dan kaldığını, taksim edilmediğini, miras payı bulunduğunu iddia ederek davalı adına olan kaydın vekil edeninin miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf ilk oturumda davayı kabul ettiğini ¼ oranında davacının payı bulunduğunu geriye kalan kısmın kendisine ait olduğunu açıklayarak beyanını imzasız onaylamıştır.
Davacı vekili son oturumda taşınmazın ...’dan değil, dip muris ...’dan mirasen ve taksimen vekil edenine intikal eden yer olduğunu bu nedenle davalı tarafın kabul ettiği şekilde davanın kabulüne karar verilmesini, dilekçedeki iddianın bu şekilde ıslah edildiğini açıklayarak beyanını imzası ile onaylamıştır.
Mahkemece, davanın kabul beyanı nedeniyle kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının ¼ oranında iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalanın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından avukatlık ücretine hasren temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından dosyada mevcut Yıldızeli Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.9.2009 tarih 2009/318-294 esas ve karar sayılı mirasçılık belgesine göre ... oğlu Meryem’den olma 1892 doğumlu ...’ın 20.10.1952 tarihinde öldüğü mirasçısı olarak kızı ... ve oğlu Kaya’nın kaldığı, kızı ...’in ise 10.8.1978 tarihinde ölümü ile çocukları Zübeyde, Remzi, Sina, Nurettin, Sebir, Aziz, Zeki ve Fadime’nin kaldığı oğlu Kaya’nın ise 5.1.1953 tarihinde ölümü ile çocuğu Hayrettin’in kaldığı başkaca mirasçısının olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının avukat ...’a vermiş olduğu Yıldızeli Noterliğinin 7.10.2009 tarih ve 02120 yevmiye numaralı genel vekaletnamede yazılı olduğu üzere davalının baba adı Hüseyin, anne adı Güllü, doğum tarihi 3.6.1946 dır. Görüldüğü üzere davalı kişi davacının dava dilekçesinde hak talep ettiği 1952 yılında ölen ...’ın mirasçısı değildir.
Davacı taraf son oturumda dilekçedeki iddiasını ıslahla ...’den hak talep etmektedir. ... 1892 doğumlu 20.10.1952 tarihinde ölen ...’ın babasıdır. Bu kişiye ait nüfus kayıt tablosu yada veraset belgesi dosya içerisinde yoktur. Dolayısıyla davalının dip muris olarak davacı tarafından iddia edilen ...’nin mirasçısı olup olmadığı araştırılmamıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre şu an itibariyle davalı ... üçüncü kişi konumundadır.
Dolayısıyla ...’nin yada Haydar’ın terekesi TMK.nun 640, 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Bu durumda davalının kabul beyanı tereke malı bir bütün olduğu için şu an itibariyle bir sonuç ifade etmeyecektir. TMK.nun 703. maddesi elbirliği mülkiyetinin hangi hallerde sona erdirileceğini bildirmektedir. Ayrıca TMK.nun 644. maddesi ise Sulh Hukuk hakiminin müdahalesi ile elbirliği mülkiyetinin ortadan kaldırılabileceğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanununa 5831 sayılı Yasayla eklenen ek 3. madde gereğince Tapu Sicil Müdürlerine verilen yetkide bu mealdedir.
Hal böyle olunca bu durum tapu sicillerinin oluşturulmasıyla yakından ilgili olup kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece ve Dairece re’sen göz önünde tutulması gerekir. Açıkladığım gerekçelerle yerel mahkeme kararı bu sebeplerle bozulmalıdır. Bu nedenlerle Dairenin sayın çoğunluğunun bozma gerekçelerine katılamıyorum. 08.11.2010
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/2642, K. 2010/5353, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama