İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/267 K.2010/2676

...ile ... ve ... aralarındaki senet iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.10.2009 gün ve 306/397 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği…

Esas2010/267Karar2010/2676Tarih24 Mayıs 2010Okuma5 dk · 1.068 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2010/267 E., 2010/2676 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Mayıs 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Senet iptali ve tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.068 kelime·5 dk okuma

...ile ... ve ... aralarındaki senet iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.10.2009 gün ve 306/397 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, davacının miras bırakanı ...nın akli melekeleri yerinde bulunmadığı halde, kendisine ait olan taşınmazlardan birini davalılardan ...’ya bağış suretiyle, diğerini de davalı ...’a satış ve zilyetliğini devretmek suretiyle elinden çıkardığını, yapılan işlemlerin vekil edeninin mirastan pay almasının önlenmesine ilişkin olup geçerli bulunmadığını açıklayarak bağış ve satış işlemlerinin iptaline ve tek mirasçı bulunması sebebiyle taşınmazların vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, miras bırakan ...’in akli melekelerinin yerinde olduğunu, taşınmazlarından birini ölünceye kadar bakım karşılığı olarak 2.5.2006 tarihinde vekil edeni Kamil’e bağışlandığını, diğer taşınmazının da 7.7.2006 tarihinde vekil edenlerinden Hasan'a bedeli mukabilinde satılıp zilyetliğinin devredildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, satıcı miras bırakanın ayırt etme gücünün bulunmadığı gerekçesiyle 2.5.2006 ve 7.7.2006 tarihli satış ve bağış senetlerinin iptali ile mirasen intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı tescil isteğine ilişkindir.

Davacı, miras bırakanı olan babasının hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunmadığı halde, davalıların ve dava dışı 3. kişilerin bu durumdan faydalanarak taşınmazların satış ve bağış senetleri düzenlemek suretiyle davalıların tasarrufuna geçtiğini açıklayarak senetlerin iptali ile taşınmazların adına tescilini istemiş, davalılar ise, miras bırakanın akli melekelerinin yerinde bulunduğunu, ölmeden önce 5 ay yatalak olup bakıma muhtaç kaldığını, bu nedenle özel bakım koşulları içinde bakıldığını, bu bakımdan taşınmazlarını davalılara satış ve bağış suretiyle devrettiğini, akciğer kanseri hastalığından da öldüğünü savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakanın akli melekelerinin tam olduğu, hukuki işlem ehliyeti

bulunduğu sebebiyle taşınmazlarından birini davalı ...’e ölünceye kadar bakım karşılığı bağışladığı ve onun da edimini yerine getirdiği, diğer taşınmazını da davalı ...’a sattığı, düzenlenen harici satış ve bağış senetlerinin yasanın aradığı koşullara uygun düzenlendiğinden geçerli bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava konusu tapusuz taşınmazların davacının miras bırakanı Tahir Kasaba’dan kaldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mirasçılık belgesine göre, Tahir Kasaba 13.12.2006 tarihinde ölmüş ve tek mirasçı olarak davacıyı bırakmıştır. 7.7.2006 tarihli adi nitelikli senette, miras bırakanın dava konusu yapılan tapusuz taşınmazı davalı ...’a sattığı ve parasını aldığı belirtilmiş.

2.5.2006 tarihli Bağış Senedi başlıklı adi nitelikli senette ise diğer taşınmazını da davalı ...’e, kendisine ölene kadar bakıp gözetmek, ihtiyaçlarını karşılamak üzere bağışladığını, senedin tanzim tarihi itibariyle taşınmazlarda hak ve alakasının kalmadığını açıklamıştır. Söz konusu senetler HUMK. nun 297. maddesine uygun şekilde düzenlenmişlerdir.

Somut olayda, öncelikle çözümlenmesi gereken husus, kanser tedavisi görmekte iken ölen miras bırakanın senetlerin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır. Yine dosya arasında yer alan Askerlik Şubesinden gönderilen sürekli çürük raporu ve ... Devlet Hastanesinin psikiyatri bölümünden alınan raporlara göre, hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı da belirlenmelidir.

Ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olup, re’sen gözetilmesi gereken bir hukuki nedendir. Ne var ki, mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmış değildir. Bilindiği üzere; davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti( gücü) bulunmayan bir kimsenin, kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez.

Nitekim Türk Medeni Kanununun “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır ” hükmünü getirmiştir.

“Ayırtım” gücü eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek aynı kanunun 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir ” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.

Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu kanun ile öteki kanunların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (YİBK 11.06.1941 tarih 4/21).

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve kanun maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında, bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri tüm delillerin toplanılması, tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahade kağıtları, film grafilerinin bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar HUMK. nun 286. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mütalaası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin

yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en etkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen, TMK.nun 409/2. maddesi, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.

Mahkemece, miras bırakan Tahir Kasaba’nın ayırt etme gücünün belirlenmesi bakımından taraf tanıkları dinlenilmiş ise de alınan ifadeler duraksamaya yer vermeyecek şekilde bu hususu belirlemekten uzaktır.

Bu nedenle, az yukarıda belirtildiği gibi kanser tedavisi gören miras bırakan Tahir Kasaba’ya ait doktor raporları, hasta müşahade kağıtları, film grafileri, reçeteler, sağlık karnesi vs gibi tanı ve tedaviye ilişkin tüm evrakların sağlık ocağı, hastaneler ve sosyal güvenlik kuruluşlarından eksiksiz olarak getirtilmesi, ayrıca Ödemiş Devlet Hastanesinin psikiyatri servisinde tedavi gördüğü anlaşılan miras bırakana ait, senet tarihlerinin de öncesinden itibaren varsa tüm teşhis tedavi ve ilaçlara ilişkin belgelerin de istenilmesi,

sağlıklı bir incelemenin yapılabilmesi için hasta (Tahir Kasaba) yakınlarının, belirtilen konuda bilgisi olanların ve gerekirse tedavisi ile ilgilenen doktorların bilgilerine başvurulması, sözleşmenin düzenlendiği tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının belirlenmesi bakımından dosyanın tomarı ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilmesi, buradan alınacak raporun hükme esas alınması gerekirken yalnızca tanık ifadeleri ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/267, K. 2010/2676, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/267
Karar No
2010/2676
Tarih
24 Mayıs 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2010/267 K.2010/427
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/268 K.2010/9183
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/268 K.2010/5936
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2010/268 K.2010/4269
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2010/268 K.2010/428
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2010/268 K.2010/13169

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.